Her Peygamberin Hayatı, Dik Duruşu, Kararlılığı… Anlatır

İbrahim’leri yetiştiremeyen toplumlar, Nemrut’ların sayısının çoğalmasına sebep olurlar!
“Ey rabbimiz! Bizi, inkâr edenlerin zulmüne uğratma, bizi bağışla! Ey rabbimiz! Şüphesiz sen, mutlak güç, hüküm ve hikmet sahibisin!” (Mümtehine/5)
“Sakın, Allah’la   beraber başka ilahlara yalvarma!” (Şuara/213)
“İnkar edenler, Allah yolundan alıkoyanlar ve kendilerine hidayet yolu belli olduktan sonra peygamber’e karşı gelenler, hiçbir şekilde Allah’a zarar veremezler. Allah, onların amellerini boşa çıkaracaktır.” (Muhammed/32)
“Kendilerine hainlik edenleri savunma! Zira Allah, hiçbir haini, hiçbir günahkârı sevmez!” (Nisa/107)
“Ey iman edenler! Kendilerine Allah’ın gazap ettiği, kabirlerdeki kâfirlerin ümit kestikleri gibi tamamen âhiretten ümitlerini kesmiş bir toplumu dost edinmeyin.” (Mümtehine/ 13)
“Onlar, ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Halbuki kâfirler istemeseler de, Allah nurunu tamamlayacaktır!” (Saff/8)
Hz. İbrahim; inançlı bir insanın kararlı tutumu sayesinde önünde hiçbir engelin duramayacağının açık örneğini oluşturur. İnanç; kararlılığı gerektirir. İnançta tortu olmaz. Eğer inanmıyorsa anne, baba, kardeş ve kan bağı ile doğan akrabalığın hiç değeri yoktur inanç karşısında. Hz. İbrahim, bunu babasına karşı göstermiştir. Tevhid inancını haykırmak için Nemrud’un hiç bir tehdit ve korkutmasına pabuç bırakmamıştır. Onun için “ülü’l-azim” peygamberlerden olmuştur.
Allah emri karşısında; evladını kurban etmekten çekinmeyen bir insanın azmi vardır Hz. İbrahim’de. Kurban, asıl olarak, en sevdiği şeyi Hak için verebilmektir. Şeytan taşlama; Hz. İbrahim’de anlamını bulur. Bu; taş bir duvara taş atmaktan ibaret değildir. “Oğlunu niçin kurban ediyorsun? Sende hiç acıma yok mu?” diyen Şeytanı dikkate almayan sağlam bir inanç örneği sergilemiştir Hz. İbrahim.     
Sağlam imanı sayesinde ateşin yakmaması, Hz. İbrahim’e has bir olaydır. Küçük bir bebek ile eşini; kuş uçmaz kervan geçmez bir diyara bırakıp gitmek, ancak Allah’ın emrine tavizsiz olarak uyan Hz. İbrahim’e hastır.       
Dik durmasını bilen, taviz vermeyenler; Nemrutlara karşı başarılı olurlar. Allah’ın emirleri karşısında asla tırsmayan, bir kenara çekilip, işi savsaklamayanlar ilahi ödüle layık olurlar. Her Nemrud’un bir İbrahim’i vardır.    
Hz. İbrahim, elinde, avucunda ne varsa onları fakir, fukara, yoksul, muhtaç ve kimsesizlere dağıtmaktan zevk alırdı. Herkese yemek yedirmeyi severdi. “Halil İbrahim sofrası” ismi, bunun için söylenmiştir.
Peygamberlerin yaptıkları- peygamberlik görevi dışında- her insanın yapacağı şeyler değil mi? Onlar da, etten, kemikten yaratılmış bir kul, bir insan değil miydi? Onların da-abese suresinde geçen- hataları olmadı mı? Bunlar bize bir şeyler anlatmalıdır. Hz. İbrahim ve diğer Peygamberlerin hayatını yalnızca hikaye okur gibi değil, ders almak için, en azından nefis mücadelemizi onlar gibi yapmamız gerektiği gerçeğini ortaya çıkarmaktadır.
İnsanların birtakım gerçekleri göz ardı etmek ve bunun sonucunda kendilerini avutmak için kullandıkları bazı savunma mekanizmaları vardır. Bunlardan biri ve belki de en etkilisi insanın "kendi kendini kandırması"dır. Bunun için Kur’an; “kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayınız” buyurur.


Yazarın Diğer Yazıları