SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
Şehir Diplomasisinde Tarihi Konya Zaferi
KIYAMETE KADAR TÜRKLERE VERİLEN GÖREV “KÂBE MUHAFIZLIĞI”
Cevher mi, Cüruf mu, Köpük müyüz?
BU ONUR KONYA’NIN, BU BAŞARI UĞUR İBRAHİM ALTAY’IN
IBAN hesaplarıyla ilgili yeni düzenleme yolda
TÜRKİYE’NİN ÇELİK ZIRHI: CUMHUR İTTİFAKI...
Mezuniyet Törenleri ve İkiyüzlülüğümüz
TOPRAĞINI KAYBEDEN GELECEĞİNİ KAYBEDER
AŞÛRE GÜNÜ VE KANAYAN YARAMIZ KERBELA
“İYİ Kİ VARSINIZ“
Selçuklu Konferansları ve Ölümsüzleşen Mirası
Necmeddin Kübra Uluslararası Sempozyumu ve Ebu Reyhan Biruni Ürgenç Devlet Üniversitesi
EN İYİ ARKADAŞIM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
Kutlu doğum haftası başladı. Bu yılki slogan, “Hz. Peygamber ve insan onuru”. Yerinde ve anlamlı bir ifade!
Hz. Peygamberi anladığımız zaman, İslâm’ı anlamış, Kur’an’ı gönlümüze sindirmiş oluruz. Hz. Peygamberi anlayan toplumlarda, terör olmaz. Hz. Peygamber sevmek; lafla olmaz. onun kutlu doğumunu kutlamak hamasetle bağdaşmaz.
Hz. Peygamber, en büyük reformisttir! Bu reformun en büyüğü; insana onurunu vermesidir. Düşünün bir kere; cahiliye döneminde insanlar kölelik içinde inim inim inliyordu! Kızlar, diri diri kuma gömülüyor, alınıp satılıyordu! Irkçılığa en büyük darbeyi İslâm, dolayısıyla Hz. Peygamber vurdu! Kan davalarını, faizi kaldırdı! “Arap’ın, Arap olmayana karşı hiçbir üstünlüğünün” olmadığı, olmayacağını bütün dünyaya ilan etti!
Hz. Peygamber aramızda olup, sağ olsaydı, inanın; dünya, bugünkü gibi kan gölüne dönmezdi. Orta doğu’da İsrail ve diğer ülkeler, “tavşan kaç, tazı tut” oyununa giremezlerdi! O’nu, her zamankinden daha çok seviyor ve özlüyoruz!
Kutlu doğum haftasının açılış konuşmasında Başbakan Erdoğan’ın dediklerine hak vermemek mümkün mü? Dediği her cümlenin altına imzamızı atmaz mıyız? O cümleler şuydu;
"Resulü Ekrem efendimiz Risaletiyle varlığa anlam kattı. Zamana ruh verdi. İnsanlara insanlıklarını hatırlattı. Kendinden sonra gelecek nesillere aydınlık oldu. O, zulmete yani karanlığa bir güneş gibi parladı. Kabuğu zift bağlamış, katran kesmiş yürekleri eritti. Bir taş kadar sertleşmiş kalpleri yumuşattı. Çöle dönmüş gönüllere adeta bir çağlayan gibi aktı. Onu öldürmek için gelenler onda dirilerek geri döndüler. Tıpkı Hazreti Ömer gibi. Ona ve İslam'a düşmanlık besleyenler onda hayat buldular. İnsana ait ne kadar kötü haslet varsa, husumet, kin, nefret, zulüm bütün o çirkin hasletler Hazreti Peygamber efendimizin ummanlar kadar engin yüreği karşısında kardeşliğe, dayanışmaya, merhamete, edebe ve hayaya büründü.
Hazreti Peygamber mahzundu, bütün mahzunların peygamberiydi. Hazreti Peygamber mazlumdu, bütün mazlumların peygamberiydi. Hazreti Peygamber edep timsaliydi, edebin peygamberiydi. Hazreti Nebi kahramandı, cesaretin peygamberiydi. Kararlıydı, kutlu direnişin peygamberiydi. Resulü Ekrem insana ait değerli her ne varsa onu kalbinde ve hayatında, kendi benliğinde ve kendi ruhunda müşahhas hale getirmiş eşrefi mahlukatın en şereflisi, alemlere rahmet bir peygamberdi.
"(Ey insanlar şüphe yok ki biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en onurlunuz takvada en üstün olanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilen hakkıyla haberdar olandır) evet işte bu emirler doğrultusunda Hazreti Peygamber muhaciri Ensar’a kardeş kıldı, Arab’ı Aceme kardeş eyledi. Hazreti Bilal’i Habeşi'yi kölelikten kurtarıp bize, bütün ümmetine hürmetle yad ettiğimiz, ismini her andığımızda Allah'ın selamını ilettiğimiz bir efendi yaptı. Hazreti Peygamber Kuran-ı Kerim'de defalarca zikredilen bir annenin çocukları anlamına da gelen ümmet kavramıyla Müslümanlar arasında kardeşlik hukukunu tesis etti. Ashabını ve ümmetini aynı sofranın, aynı lokmanın, aynı mücadelenin, aynı sevincin ortağı yaptı. Zengini fakirin hamisi, zenciyi beyazın kader ortağı yaptı. Komşuyu komşuya neredeyse birbirlerinin mirasçısı olacak kadar yakınlaştırırken mümin ile mümini bir elin kenetlenmiş parmakları gibi, bir duvarın birbirine geçmiş tuğlaları gibi bir ve beraber gördü.
Kevser Suresi asabiyetin reddidir. Her gün namazlarımızda okuduğumuz Kevser Suresi soy üstünlüğü iddia edenlere, asalet taslayanlara, kendisini diğerinden üstün görenlere Rabbimizin verdiği kesin ihtardır…..”
Her birimiz, bu sözlerin yanında yer almalı değil miyiz? Her birimiz bu güzel ifadeleri gönlümüze makes yapmamalı mıyız? Eğer huzur, barış, kardeşlik, sevgi ve saygı istiyorsak; önce kendimiz seveceğiz, sayacağız, barışı savunan olacağız, kendimiz tereddütsüz şekilde kardeşçe yaklaşım sergileyeceğiz! Yani empati kuracağız! Bunun başka yolu yok. “kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapma” peygamberi mesajını iliklerimize kadar hissetmek zorundayız.
SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
BİLMEK YETMİYOR
DÜNYAYA GELMEKLE İŞ BİTMİYOR
UBUNTU
ULUSLARARASI İSLÂMÎ İSTİŞARE
MÜSLÜMANIN HAYATI HİCRETTİR
HAYATIMIZI NASIL GEÇİRİYORUZ?
HAYAT DEDİĞİMİZ
ACI BAŞLANGIÇ, HAYIRLI SONUÇ!
YAZMAK, DÜNYANIN EN MUTLULUK VEREN İŞİ