SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
Şehir Diplomasisinde Tarihi Konya Zaferi
KIYAMETE KADAR TÜRKLERE VERİLEN GÖREV “KÂBE MUHAFIZLIĞI”
Cevher mi, Cüruf mu, Köpük müyüz?
BU ONUR KONYA’NIN, BU BAŞARI UĞUR İBRAHİM ALTAY’IN
IBAN hesaplarıyla ilgili yeni düzenleme yolda
TÜRKİYE’NİN ÇELİK ZIRHI: CUMHUR İTTİFAKI...
Mezuniyet Törenleri ve İkiyüzlülüğümüz
TOPRAĞINI KAYBEDEN GELECEĞİNİ KAYBEDER
AŞÛRE GÜNÜ VE KANAYAN YARAMIZ KERBELA
“İYİ Kİ VARSINIZ“
Selçuklu Konferansları ve Ölümsüzleşen Mirası
Necmeddin Kübra Uluslararası Sempozyumu ve Ebu Reyhan Biruni Ürgenç Devlet Üniversitesi
EN İYİ ARKADAŞIM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
07-17 Aralık, “Mevlana haftası” olarak kutlanır her yıl. Bu süre içinde yurtiçi ve yurtdışından binlerce Gönül dostu, binlerce Mevlana hayranı Konya’ya akın eder. Dünyanyı, Konya’ya çeken bu değerli mutasavvıf ve bu gönül eri, nasıl bir özelliğe sahip ki; herkes ona koşa koşa geliyor!
Mevlana’yı “MEVLANA” yapan; Kur’ana hayatını adaması, İslam yolunda, Allah uğrunda kendini feda edecek “insan-ı Kâmil” vasfına sahip olmasıdır. Bizler de, birer Mevlana gönüllü olabiliriz. Mevlana, birlikten, dostluktan, samimiyetten söz eder. Bendeniz de bu istikametteki şiirlerimden iki tanesini sizlerle paylaşıyorum;
El ele Yapışalım
Gelin kardeşler, birlik olalım,
Yaratanın varlığını güzel kılalım,
“Yaratılanı hoş gördük, yaratandan ötürü”,
Sözünde kendimizi bulalım,.
Ne geçiyor elimize; kinle, düşmanlıkla?
Öyleyse; bırakalım sen ben sevdasını...
Mal hırsını, taht kavgasını...
El ele yapışalım, huzura koşalım.
Kim kazanmış insanları kırmakla?
Temiz toplum ortaya çıkar mı vurmakla?
Allah, yaptıklarımızın hesabını soracak,
O zaman; kin tohumu ekenler ne olacak?
Fikirler çeşitli, düşünceler renkli,
Anlayışlar muhtelif, konuşmalar farklı...
Bölünerek amacı ne yapmak?
Yaratılış özümüz Adem, aslımız toprak..
Öyleyse; bırakalım sen ben kavgasını...
İtişip kakışmayı, terör belasını...
El ele yapışalım, huzura koşalım.
Bastığımız toprak altımızdan kaymasın,
Bayrağımız düşmesin, imanımız zayi olmasın,
Allah kimseyi vatansız koymasın..
Birlikten kuvvet doğar,
Ayrılık beladır insanı boğar..
Aklımızı başımıza alalım,
El ele yapışalım, huzura koşalım.
Diyalog
Ver elini, aç kucağını,
Bak seni bekleyenler var;
Aldırma ayırımlara,
Boş ver kışkırtmaları,
Sen Allah’ın kulusun,
Hepimiz biriz,
Hepimiz Âdem’deniz...
Aslımız toprak,
Vaslımız toprak..
Nedendir birbirimizle uğraşmak?
Renkler başka, ırklar başka,
Diller, dinler bambaşka...
Bunlar zenginlik değil mi?
El ele vermeye, yakınlaşmaya,
Dost olmaya, anlaşmaya,
Zemin değil mi?
Kırma insanları,
İncitme canları..
Dökme kanları,
Yok etme sana yan bakanları..
Hz. Mevlânâ da şöyle der:
"Canu dil râ takati ân cûş nîst
Bakî gûyem der cihan, yek hûş nîst."
Can ve gönülde, yani kalpte hakikat coşkunluklarını kaldıracak takat ve bu kulakta da işitecek istidat yoksa ben kime ne söyleyeyim?
"Herkucâ gûşî bûd ez vey çeşum çeşt
Herkucâ seng ki bûd ez vey yeşim dest."
Nerede bir kulak varsa, ondan yol gösterici yol hasıl olur.
Nerede bir taş varsa, söz dinlerse eğer, taş olmaktan çıkar, yeşim derecesine yükselir.
SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
BİLMEK YETMİYOR
DÜNYAYA GELMEKLE İŞ BİTMİYOR
UBUNTU
ULUSLARARASI İSLÂMÎ İSTİŞARE
MÜSLÜMANIN HAYATI HİCRETTİR
HAYATIMIZI NASIL GEÇİRİYORUZ?
HAYAT DEDİĞİMİZ
ACI BAŞLANGIÇ, HAYIRLI SONUÇ!
YAZMAK, DÜNYANIN EN MUTLULUK VEREN İŞİ