SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
Şehir Diplomasisinde Tarihi Konya Zaferi
KIYAMETE KADAR TÜRKLERE VERİLEN GÖREV “KÂBE MUHAFIZLIĞI”
Cevher mi, Cüruf mu, Köpük müyüz?
BU ONUR KONYA’NIN, BU BAŞARI UĞUR İBRAHİM ALTAY’IN
IBAN hesaplarıyla ilgili yeni düzenleme yolda
TÜRKİYE’NİN ÇELİK ZIRHI: CUMHUR İTTİFAKI...
Mezuniyet Törenleri ve İkiyüzlülüğümüz
TOPRAĞINI KAYBEDEN GELECEĞİNİ KAYBEDER
AŞÛRE GÜNÜ VE KANAYAN YARAMIZ KERBELA
“İYİ Kİ VARSINIZ“
Selçuklu Konferansları ve Ölümsüzleşen Mirası
Necmeddin Kübra Uluslararası Sempozyumu ve Ebu Reyhan Biruni Ürgenç Devlet Üniversitesi
EN İYİ ARKADAŞIM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
Her an, her durumda Allah'a yönelmeye mecburuz. Kâmil insan olabilmek için en başta Allah'a yönelmek gerekir. Allah'a yönelmeyene "İnsan” demek boşunadır. Zira Allah her yerde kendini belli etmede ve her durumda bize kendini tanıtmaktadır. Buna karşılık bizim, O'nu tanımamız, O'na yönelmemiz gerekmez mi?
Büyük Mutasavvıf, mütefekkir Hz. Mevlana da bu konuda ünlü eseri Mesnevi'de şöyle terennüm eder;
"Her şeye çare bulan Allah'a sığınmaktan başka ne çare var?”
"Dünyada kim ustadan kaçarsa, devletten kaçar. Bunu böyle bil.”
"Benim hareketim ancak O'nun (Allah'ın) rüzgârıyladır. Askerimin başbuğu, ancak tek Allah'ın aşkıdır.”
"Benim sakınmam da ancak Allah içindir, vermem de. Tamamıyla Allah'a aidim başkasına değil.”
"Küfürden ve O'nun dikenliğinden kurtuldun. Artık Allah bahçesinde bir gül gibi açıl.”
"O'nun feyzine geç mazhar olduysan gam yeme. Bilirsin ki ihmal etmez imhal eder.”
"Şaşılacak şey; bu renk, renksizlik âleminden zuhura geldiği halde, renksizlikle nasıl savaşa girişir?”
"Süleyman, Allah tecellisine uğrayınca, bütün kuşların dilini öğrenmiş oldu. Tane arayana tane tuzaktır. Fakat Süleyman arayan, hem Süleyman'ı bulur, hem taneyi elde eder.”
Prof. Dr. frank Ailen şöyle der; "çoğu kere bu maddi evrenin bir yaratıcıya muhtaç olmadığı söylenir. Ancak kainatın varlığını kabul ettiğimiz müddetçe onun varlığını ve meydana gelişini başka ne ile açıklayabiliriz? Bu soruya şu şekilde cevaplar verilebilir;
Bütün canlı hücrelerdeki ana bileşikler proteinlerdir. Proteinler; Karbon, Hidrojen, Azot, Oksijen ve Kükürt gibi beş elementten meydana gelir. Bir protein molekülünde yaklaşık olarak 40.000 atom bulunur. Tabiatta düzensiz bir şekilde dağınık halde 103 kimyevi element olduğuna göre, bir protein molekülünü meydana getirmek üzere beş elementin bir araya gelip toplanması ihtimali hesap edilebilir. Bunun için önce bir molekülü meydana getirmek üzere reaksiyona girmesi gereken maddenin miktarını bilmek, sonra bu bir molekülün atomları arasındaki birleşmenin gerçekleşmesi için gerekli olan zaman süresini bulmak gerekir.
Bunun için İsviçreli matematik bilgini Charles Jugin Cai, bazı hesaplar yapmış ve adı geçen faktörleri inceleyerek bir protein molekülünün tesadüfen meydana gelmesi için 1x 10(un 160 katı) nispeti gereklidir. Yani bir protein molekülünün oluşabilmesi için mümkün olan ihtimal ancak on sayısının 160 kere kendisiyle çarpımıdır. Bu rakamı ifade edecek dilimizde kelime ve sayı mevcut değildir. Ayrıca tesadüfen bir protein molekülünü meydana getirecek bir kimyevi reaksiyonun meydana gelmesi için gerekli olan madde, evrenin sahip olduğu maddenin milyonlarca misli olması gerekir. Yeryüzünde bu, bir protein molekülünün tesadüfen meydana gelip oluşması için gerekli olan zaman; 10 rakamının 243 kere kendisiyle çarpımından çıkacak yıldır ki bu miktarı dile getirecek bir sayıyı insanlık henüz keşfetmiş değil.
Kaldı ki proteinler, canlılıktan uzak birer kimyevi maddeden ibarettir. Canlanabilmeleri için henüz mahiyetini bilmediğimiz, o garip hayat sırrının etki etmesi gerekir. "Sonsuz akıl” diye tarif edilen "Allah'ın gücü”, bir protein molekülünü hem birleştirerek, hem de en uygun hayata elverişli yapıya sahip kılarak yaratmıştır. Hayatın sırrını ona lütfeden, yine bu sonsuz kudret sahibi Allah'tır.
İlahi sevgi: Allah'ın bize duyduğu sevgidir. Bizim Allah'a duyduğumuz sevgi de ilahi sevgidir.
Ruhani sevgiden İbni Arabî şöyle bahseder: "Sevenin sevgilisini razı ve hoşnut etmeye çalıştığı sevgidir. Sevgilisine karşıt olabilecek hiçbir şey kalmaz onda, ne garaz ne de irade. Dahası, seven, bütünüyle sevgilinin iradesine bağlı kalır. (SEVGİ DEMETLERİ/ Kazım Öztürk)SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
BİLMEK YETMİYOR
DÜNYAYA GELMEKLE İŞ BİTMİYOR
UBUNTU
ULUSLARARASI İSLÂMÎ İSTİŞARE
MÜSLÜMANIN HAYATI HİCRETTİR
HAYATIMIZI NASIL GEÇİRİYORUZ?
HAYAT DEDİĞİMİZ
ACI BAŞLANGIÇ, HAYIRLI SONUÇ!
YAZMAK, DÜNYANIN EN MUTLULUK VEREN İŞİ