TÜRKMEN KÖYÜ BÜKÇE

AYŞE DEĞERLİ'nin, "OSMANLI DÖNEMİNDE SEYDİŞEHİR KENTİNİN FİZİKÎ VE SOSYOEKONOMİK YAPISI” isimli Doktora Tezinde şu bilgiler mevcut Bükçe ile ilgili;

 

Seydişehir'e bağlı BÜKÇE, Ovacık, Karacaviran, Kozlu ve Saraycık köyleri Konya; Konya'ya bağlı Çalmanda, Nuzumla ve İvreği köyleri de tekrar Seydişehir kazalarına bağlanmıştır. Seydişehir halkının aslını oluşturan Seyit Harun ve Şeyh Ahmed Alaî soyundan gelenler seyit idiler. Bu çalışmada Bükçe ismi geçmektedir.

 

  1. ili Seydişehir kazası, Horasanlı mutasavvıf Seyyid Harun Veli tarafından 1302-1310 yılları arasında kurulmuştur. Soyu, baba tarafından İmam Musa Kâzım'a ve anne tarafından ise Veysel Karani'ye dayanan Seyyid Harun Veli; Horasan'da seçkin bir ailede yetişmiş, kardeşi Seyyid Bedreddin ile birlikte sarayda özel hocalardan eğitim görmüş ve amcasının vefatından sonra Horasan Emiri olmuştur.

Seyyid Harun Veli, sağlığında halifelerini irşat için değişik bölgelere göndermiştir. Mahmut Seydi'yi Alanya'ya, Zekeriya Baba'yı Manavgat'a, Ali Baba, Gök Seydi, Kilimpuş ve Siyah Derviş'i Teke (Antalya) iline, Akça Baba'yı Germiyan (Kütahya) iline, Nasipli Baba'yı Aydın iline, Gök Demir Baba'yı Atâ'ya yollamış, Haydar Baba'ya ise;

"Suyun öte tarafında Bük'ten beri bir yerde yurt tut.” demiştir. "Bükçe” Bük'ten mülhemdir.

 

Bükçe, Konya ilinin Seydişehir ilçesine bağlı bir mahalledir. Önceleri köy iken, 2012 yılındaki yasa değişikliğinden sonra mahalle olmuştur.

Bük sözcüğünün ağızlarda bulunan anlamlarından biri "yamaç, sırt"tır. Çavuş bucağına bağlı bulunan Bükçe köyü, yamaç kenarına kurulmuştur. Dolayısıyla köyün adını yer şekillerine bağlı olarak aldığı öne sürülebilir. [1]

Bük kelimesi tarihte bilinen ilk kez bük "sık çalılık, koruluk" Divan-i Lugat-it Türk (1070) eserinde yer almıştır.

Bük;

  1. Ovada veya dere kıyısında çalı ve diken topluluğu
  2. Böğürtlen
  3. Akarsu kıyılarındaki verimli tarlalar

Dönemeç

 

 

 

Bükçelim!

Elinde olanı sonu paylaşır,

Cömert ellidir o verir Bükçelim,

Yaşanmışlıkları anı paylaşır,

Varını yoğunu serer Bükçelim!

 

İkramsız kimseyi durdurmaz asla,

Konuksuz sofrayı kurdurmaz asla,

Gönüllerini hiç kırdırmaz asla,

Misafirlerini sarar Bükçelim!

 

Tarlada çalışır yorulmak bilmez,

Hakkın kullarına darılmak bilmez,

Alçak gönüllüdür kırılmak bilmez.

Gönül Kâbe'sine girer Bükçelim!

 

Yıldırmaz onu hiç fırtına bora…

Ensar ahlaklıdır bırakmaz dara,

Yaratılan için atılır nara,

Dostunu kendinde görür Bükçelim!

 

 

 


Yazarın Diğer Yazıları