Sultan Selim restorasyonda… Meydan’a mescit talebi
Her biri altın değerinde 6 puan
Petrodoların Kanlı Tasfiyesi
RAMAZAN’DAN BAYRAMA BİR AYLIK TERBİYE BİR ÖMÜRLÜK DİRİLİŞ
ÇANAKKALE’Yİ HATIRLAMAK
AK Parti Neden İvme Yakalayamadı?
Dezenflasyon programından taviz yok
ŞEKER DEĞİL, ŞÜKÜR BAYRAMI
RAMAZANDAN İSTİFADE EDEBİLMEK
Alaeddin’den Mevlânâ’ya Ramazan Yürüyüşü
ÜNLÜ EDELİM
KONYA’DAN NEVÂÎ VİLAYETİNE TİCARİ YATIRIM FIRSATLARI VE KARDEŞLİK KÖPRÜSÜ
Kalem, insanın dünyada bıraktığı en uzun ve kalıcı ayak izidir
Gündem Değil, Vicdan Örtülüyor
Epic Fury: Ortadoğu’da Jeopolitik Bir İntiharın Anatomisi
Evcil Hayvanlar Çocuk Gelişimini Nasıl Etkiler
SENİN DÜNÜR
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Yaş Almak mı, Derinleşmek mi?
Konyaspo’dan Görkemli Galibiyet
ANNECİĞİM
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Yazı icat edildiği günden beri ilk defa işler tersine döndü.
Taşlara yazıldı yazılar önce.
Kurutulan ağaçlara yazıldı.
Hayvan derilerine yazıldı.
Duvarlara yazıldı.
Hem de kalemle değil.
Ucu sivri aletlerle yazıldı önceleri.
Sonra tüy kalemlerle yazılmaya başlandı.
Divit, tükenmez kalem, kurşun kalem derken yazarların işi epey kolaylaştı.
Sonra daktilo icat edildi biraz daha kolaylaştı işler.
Bilgisayar klavyesi ve sesle yazma derken iş daha da ilerledi…
İlerledi, kolaylaştı tamam da sanki biraz da çığırından çıktı.
Gelinen noktada bilinen bir şey varsa o da şu:
Yazı yazma işi kolaylaştıkça yazının kalitesi düştü. Tesir gücü de azaldı.
Bin yıl öncesinin kitaplarıyla şimdiki kitapları karşılaştıralım.
Yüz yıl öncesinin makalesiyle şimdiki makaleleri karşılaştıralım.
Maalesef durum oldukça vahim hâl aldı.
"Ben kalemden vazgeçmem arkadaş.” diyen yazarlarımız vardı daktiloya yenik düştüler.
Daktilodan vazgeçmem diyenler de klavyeye yenik düştüler.
Sesle yazanlar çoğaldı son zamanlarda.
Esas olan düşünerek yazmaktı. Kalemle yazarken öyleydi. Zordu ama!
Zaten kolay olan da tesirli olmuyordu.
Şimdi gelelim esas mevzuya…
Bundan sonrasını katırlarla devam edeceğiz, denirdi eskiden asıl zorluk başlayınca…
Şimdi tersinden devam edeceğiz daha kolayı ile…
Bildiniz!
Yani yapay zekâ ile…
"Şiirler azalacak işte o zaman, günümüz perişan olacak, içimizdeki koskoca orman yanacak ama kimsenin de haberi olmayacak yangından…”
Şiir dersen şiir yazıyor yapay zekâ.
Makale dersen makale yazıyor.
Kitap dersen kitap yazacak.
E haliyle yolun en zor kısmı bitmiş olacak ve bizler bundan sonra yapaylıkla devam edeceğiz.
Yapay adaylar koyacağız halkın önüne.
Yapay köşe yazıları koyacağız.
Yapay videolarla çıkacağız meydana…
Et yapay, süt yapay, yoğurt yapay…
Zekâ da yapay oluversin canım ne var?
İnsanlar da yapay değil mi?
Organik yumurta reklamı yerini organik yazar reklamına bırakırsa şaşırmayalım.
Her köşe yazarı yazısının altına not düşmek zorunda kalabilir:
"Yazılarımız kesinlikle yapay zekâ ile yazılmamıştır.”
"Oturan değil gezen yazar.”
"Hem gezen hem okuyan yazar.”
İşin tabiri caizse cılkı çıkacak ve insana gerçekten ihtiyaç kalmayacak gibi duruyor.
Ünlü yazılım şirketi sahibi açıklama yapıyor.
"Gençler yazılım öğrenmenize gerek yok o işi de yapay zekâ yapacak.” diyor.
Yapay zekâ da doğal felaket gibi…
Herkes insanlığa vereceği dehşet zararın farkında ama kimse karşı koyamıyor.
İnsana faydası olsun, insanın işlerini kolaylaştırsın diyerek icat ettikleri ne varsa insanı daha da müşkül duruma soktu.
AK Parti Neden İvme Yakalayamadı?
Birlik İsterken Fitneyi Ateşleyenler
Kültürel Hegemonya Çatırdarken
Siyasette Seviye İçin Muhalefete Kulak Verelim
Yusuf Tekin istifa mı etsin?
İrtifa kaybeden muhalefet
Belediye Kreşi mi, Epstein Adası mı?
Sanat linç içindir
Belediyecilik CHP’nin işi
İş yapmayana oy vermek