Tekno-faşizim ekonomik bağımsızlığı tehdit ediyor
ALLAH VAR, ATEİZM YOK!
YILDIRIM HAN BRE DOĞAN YETİŞTİK SABREDİN
İki Yüzlü Muhafazakârlar ve Bir Adam Yaratmak
AFYONKARAHİSAR KİTAP GÜNLERİ
İnsanlığın Yükü: Hafızanın, Emanetin ve İadenin Sergisi
BİR GÜNE SIĞAR MI?
SU VE GELECEK
Çiğne/Hazmet/Düşün/Kendini Yeniden Tasarla!
Konyaspor’da artık bütün yollar finale çıkıyor…
Özbekistan’da “9 Mayıs Xotira va qadrlash kuni’’ Anma ve Saygı Günü, Hatıra ve Kıymet Verme Günü
Türkiye-Suriye Kalkınma Hattı
Yolun Sonu Kupa Olsun
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
5G NE KADAR GÜVENLİ?
AKŞAM OLMAKTA
Berkan Kutlu, Konya mutlu
Ateşkes mi, Sadece Bir Ara Mola mı? İran–ABD Geriliminin Gerçek Anlamı
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Dünyada kalmanın değil de ölmenin "kurtulmak” olduğunu Gazzeli bir Müslümandan öğrendik.
Oysa önceden de bilmemiz gerekiyordu bu acı gerçeği.
Çocukken bir cümle duymuştum.
"Bizim kültürümüzde ölene tebessüm edilir, doğana ağlanır.”
Nasıl yani? demiştim çocuk aklıma…
Normalde ölene ağlanmaz mı?
Hayır, demişti bir büyüğüm…
Ölenin ameli sağlamsa ona tebessüm edilir, dünyanın kahrından kurtulduğu için.
Doğanın da başına neler geleceğini bilemediğimiz için, böyle kötü bir dünyaya geldiği için ona da ağlanır.
Anlamıştım o zamanlar anlatılmak isteneni.
Gündelik gerçeklikle bağdaşmadığı için üzerinde durmamıştım ama hafızamda da yer etmişti.
Bombalar altında sağ kalan Gazzeli Müslüman hatırlattı bana yaşadığım o anıyı.
Bize, ölenin arkasından tebessüm edilir diyenlerin yaşadıkları ile Gazzeli, Lübnanlı Müslümanların yaşadıkları acıyı tabii ki kıyas yapmayacağım.
"Gördüm ki, ateşte, cımbızda yokmuş,
Fikir çilesinden büyük işkence.” diyen Üstad'a haksızlık da etmek istemiyorum.
Benim çocukluğumda yaşanılan sıkıntıları bilen bilir. Seksenli yıllar işte…
Devletin vatandaşına ettiği işkencenin ayyuka çıktığı zamanlar…
Şimdi biz bu acıların neresindeyiz ve ne yapıyoruz?
Güncel acılardan söz ediyorum.
Düşman bombayı nereye atarsa atsın, nereyi işgal ederse etsin, hedefini şaşırmamıştır. İbrenin yönü bizi gösteriyor.
Üçüncü dünya savaşına doğru hızla yol alınan bugünlerde dikkat edilirse kimse rahatından ödün vermiyor.
İç siyasi çekişmelerden tutun da kendi kişisel gündemimize kadar her şey, etrafımızda hiçbir şey yokmuş gibi davranış sergilediğimizi gösteriyor.
Felâket tellallığı yapmam yapandan da hazzetmem ama bu gidişat komplo teorilerinin berisinde bir olay.
Şimdilik mazlumların üzerine atılan bombaları televizyonlardan seyrediyoruz ama yakın bir zamanda Allah korusun, bombaların sesini duyacağız ve uzak olmayan bir zamanda bombayı kendi gözlerimizle göreceğiz gibi sanki.
Üzerimize atılan ölü toprağından silkinip bize doğru gelmek isteyen düşmana karşı topyekûn mücadele etmenin yollarını aramalıyız.
Malum, üzerimize yağan bomba ideolojik bir ayırım yapmayacak.
Şimdilik teknoloji bu şekilde toptan imha edebiliyor.
İleriki zamanlarda belki "kişiye göre bomba” seçeneği geliştirirler, bilemem.
İdeolojik kaygılardan kurtulup düşmana karşı birleşmenin zamanıdır.
Birleşir de savaşa karşı tek millet, tek yürek, tek yumruk olursak yaklaşan savaş değil zafer olur…
İki Yüzlü Muhafazakârlar ve Bir Adam Yaratmak
Bakanlıkların Baş Belâsı: İletişimsizlik
Tur rehberi mi şarap gurmesi mi?
Okullarda suçu başkasına atmak
Zavadanak İrancılar
Kimden Gelirse Gelsin Kötülük Kötüdür
Gençlere Gelecek Vizyonu
AK Parti Neden İvme Yakalayamadı?
Birlik İsterken Fitneyi Ateşleyenler
Kültürel Hegemonya Çatırdarken