Seküler Ahmaklığın NEET İhaneti
Yaş Almak mı, Derinleşmek mi?
ÇOCUKLAR İLAHİLER EŞLİĞİNDE ALLAH DİYOR NAMAZA KOŞUYOR, BAZILARI NEDEN RAHATSIZ OLUYOR?
İFTAR VAKTİ
Emir Timur ve Mirası
Ramazan Günlerinde Kitap, Şehir ve Hatıralar
İSRAİL’İN NİL’DEN FIRAT’A HAYALİ
POSTMODERN 28 ŞUBAT DARBESİNİ UNUTMAYACAĞIZ VE UNUTTURMAYACAĞIZ!
İNSANLIĞA DÜŞMAN ŞETAN VE ONUN ASKERLERİ
Dolarizasyonun Enflasyon Üzerindeki Etkisi Zayıflıyor
BESLENME ÇANTASI
50 YILLIK YAZARLIK HAYATIM VE ŞİİR ÇALIŞMALARIM
Hz. Yusuf Kıssası ve Epstein Cemaati
Konyaspo’dan Görkemli Galibiyet
“Benim Kim Olduğumu Biliyor Musun?”
Dünya devini farklı yenen lideri devirdik
Konya Büyükşehir Belediyesi uzaya taşınıyor.
Siyasette Seviye İçin Muhalefete Kulak Verelim
ANNECİĞİM
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
Sonbahar geldiğinde içine bir hüzün çökenlerden değilim. Aksine, sonbaharı yeni başlangıçların miladı olarak görüyorum.
Mesela, sonbahar olmadan ilkbahar gelebilir mi? Veya sonbaharsız bir ilkbahar, ilkbahar olabilir mi?
Ekim ayının olmadığını düşünün, toprağa hiçbir danenin atılmadığı, hiçbir fidanın dikilmediği. Veya yazın sararan bitkilerden yere hiçbir tohumun düşmediği… Böyle bir sonbaharın arkasından nasıl bir bahar gelebilir?
Sonbahar, duygusal felsefede veya edebiyatta "hüznün” mevsimi gösterilse de aslında, yeniden dirilişin başlangıcıdır.
Sonra, hep yeşil mi güzeldir? Neden sarının keyfini çıkarmıyoruz. Düşünün, açık sarıdan turuncuya, turuncudan kahverengine uzanan renk skalasının en doğal, en organik türünü çıplak gözle başka hangi mevsimde görebilirsiniz.
Neden, Nisan ile birlikte kırlara, parklara koşup yeşile doymak isteriz de, Ekim'de, Kasım'da aynı mekânlara uzanıp sarının keyfini çıkarmayız.
Çocukluğumun geçtiği Malatya'da, boylu boyunca uzanan kayısı bahçelerinin adeta cetvelle çizilmiş sıralı ağaçları geldi aklıma. Ağıldaki birkaç hayvanın dört ay sürecek dört duvar arası hapislerinden önceki bu son özgür dolaşımlarına bekçilik yaparken, gözlerim de sarıya doyardı. Bir ağaca yaslanarak elimdeki kitaba dalarken, kaç sararmış yaprağın yere düştüğünden habersiz okurdum. Yer; düşen yapraklardan bir döşek, gök; dökülmeyi bekleyen yapraklardan bir yorgan. Yeri- gök SARI. Gün batımının kızıllığı yansıdığında ise turuncu bir denizin içerisinde yüzer sanırdım kendimi, daha denizi görmemiş biri olarak.
Benzer manzaralar Konya'nın birçok yerinde de var. Akşehir, Ereğli, Çumra… Şehir Merkezinde ise Meram, Konya Antalya çevre yolunun güneyi gibi. Bence bu ay kendinize bir iyilik yapın ve bu sarı denize siz de kendinizi atın. Sonunda kendinizi iyi hissedeceğinizden eminim. Tabi fotoğraf çekmeyi de unutmayın.
Keşke şehirde, yeşili de, sarıyı da doyasıya yaşayacağımız daha fazla mekânlarımız olsaydı. Mevsimlerin ilahi görevlerini birbirine teslimine canlı olarak şahit olurken sonbahar'ın da bir bitiş, bir tükeniş, bir son olmadığını görürdük. Yaradılışın her an devam ettiğini, son diye bir şey olmadığını, her sonun aynı zamanda bir ilk olduğunu da…
"Bütün kuşlar vefasız, mevsim artık sonbahar” mısralarının geçtiği şarkıya da itirazım var bu anlamda. Hayatın sonbaharından bahsederken, asıl hayatı bize unutturan bir söylem bu… Bence Yunus gibi bakmak lazım. "Ölen imiş olur, âşıklar ölmez” der koca şair. Şair tanımlaması yetersiz kalır Yunus'u anlatmakta, ama şimdilik o konuya girmeyelim. Mevlana ise ölümü, vuslat (kavuşma) olarak kabul eder. (şeb-i arus- düğün gecesi)
Tüm bu gerekçelerle sonbahara haksızlık ediyoruz bence.
Gücüm yetse o mevsimin ismini değiştirdim. Baştaki "son'u” kaldırırım mesela.
Veya benimle aynı fikirdeyseniz ismini siz koyunuz.
Konya Büyükşehir Belediyesi uzaya taşınıyor.
Tabeladaki “Konya’’ Gerçekten Konya mı?
Konya’dan bir Erdoğan geçti
CHP’nin Eksiye Yürüyüşü
Ramazan Fırsatçıları Yine Sahnede
Doktor ile Müezzini Barıştırmamız Lazım
Konya’daki müessif hadisede Doktor mu Haklı, Müezzin mi?
Perde önünde ABD-İran savaşı, perde gerisinde Türkiye-İsrail savaşı
Tarihi Okuyamayanlar, Tarihin Altında Kalır
Bu adam ya çok zeki… ya da zır deli