OSMANLI VE DÜNYADA ZENAATTEN SANATA

Tarakla şekil verilmiş ebruya "taraklı ebru" denir. Bu çeşitlerin üstüne dagılmayan koyu bir renk serpilirse "serpmeli ebru" adını alır. Mucidinin adıyla anılan ilk ebru türü ise "Hatib Ebrusu"dur. Ayasofya Camii hatibi Mehmed Efendi'nin (ö.1773) buldugu bu ebru açık renkli yüzeye damlatılan koyu renkli boyalarda tel ya da çuvaldız kullanarak yürek,  yıldız, çark-ı felek gibi biçimler çizilmesidir. Son dönem ebrucularından aynı zamanda büyük bir hattat, okçu ve çiçek uzmanı olan Necmeddin Okyay (1883- 1976) Hatip ebrusunu daha ileri götürerek çiçek motifli ebrular yapmıştır. Necmeddin Okyay, adıyla anılan bu ebrudan başka hat sanatı eserlerini de ebruya 

r uygulamıştır. İstenilen bir yazı : Arap zamkı kanşımıyla yazıldık- !tan sonra ebru teknesine yatırılırsa zamklı yerler boyalan çekmez, böylelikle çevresi ebrulu di- şi bir yazı ortaya çıkar. 

 

Ebrular imzalı eserler olmadığından bunlan yapan sanatçıların çoğunun adı bile bilinmez. Adına rastlanan ilk sanatçı 16. yüzyılda yaşamış Şebek Mehmed Efendi'dir. Bir diğeri bu sanatın günümüze ulaşmasında önemli roloynamış olan Üsküdar'daki Özbekler Tekkesi'nin  şeyh i Sadık Efendi'dir (ö.1846). Oğullari İbrahim Edhem Efendi ile Mehmed Salih Efendi de bu sanatı sürdürmüşler, Necmeddin Okyay da ebruculugu İbrahim Edhem Efendi'de ögrenmiştir. Bu sanat Necmeddin Okyay'ın oğullan Sami Okyay, Sacid Okyay ve yeğeni Mustafa Düzgünman (1920- 1990) yoluyla günümüze ulaşmıştır. 

 

Katı'  Sanatı

Arapça'da kesme anlamına gelen kat' kelimesinden türemiş olan katı' bir motif ya da yazının kağıt ya da deriden oyulmasıyla yapılan bir süsleme sanatıdır. Daha ayrıntılı bir tanımını Celal Esad Arseven, Sanat Ansiklopedisı"nde şöyle vermektedir: "Bir kağıt veya deri üzerindeki yazıyı, motifi bir kalemtraşla kesip çıkartarak içi oyulmuş olan parçayı veya çıkan parçayı diğer bir kağıt, bir deri veya bir cam üzerine yapıştırmak suretiyle vücuda getirilen işler. Bu şekil kesilip çıkarıldığı vakit içleri boş kalan kağıt kısmına dişi ve çıkan yazı ve şekile de erkek denir ki, bu erkek veya dişi şekiller ayrı ayrı bir satha (yüzeye) yapıştırılarak muhtelif iki levha vücuda getirilebilir. Deriden yapılan kati' işleri de vardır. Gerek deriden ve gerek kagittan yapılan işlere mukatta' denildiği gibi, bunları yapanlara müfred (tekil) olarak katta' (kesmeci) ve cem'i (çogul) olarak kattaan denir." 

 

Osmanlılarca daha çok kitap sayfalarını ve hat levhalarını süslemede tercih edilmiş olan katı' sanatı İran kökenlidir. En eski örneklerine deri üstünde 14. yüzyılda, kağıt üstünde de 15. yüzyılda rastlanan bu sanatın Osmanlı ülkesine gelişi ise 16. yüzyıl başlarındadır. I. Süleyman döneminde (1520-1566) yaygınlaşmış, kağıttan örnekleri kitap süslemeciliğinde tezhipten sonraki en önemli öge olmuştur. Tezhipte ve ciltçilikte kullanılan bütün motifler ve çiçekler katı'ya da uygulanmıştır. 

 

Katı' sanatı üstüne cumhuriyet döneminde yazılmış ilk ve tek eserin sahibi, kendisi de bir tezhip ve minyatür sanatçısı olan, büyük kültür ve sanat insanı Ord. Prof. Dr. A. Süheyl Ünver'in kızı Gülbün Mesara bu sanatın 16. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar süren macerasını şöyle anlatır: 

 

„Efşancı Mehmed, Ali Çelebi, oglu Abdülkerim Çelebi, Mehmed bi Gazanfer ve Mevlana Kasım Arnavut bu dönemin en önemli katı' ustalarıdır. Bu yüzyıl içerisinde yapılmış bu tür eserlerden bazıları, 1540 tarihinde Kanunı Sultan Süleyman'm şehzadesi Mehmed için Hattat Ali Çelebi tarafmdan yazıları katı' olarak hazırlanmış Kırk Hadis ile 1650 yıllarında yapılmış ve içinde nefis bir katı' bahçe manzarasının yer aldığı Şah Mahmud Nişapuri Albümü'dür. Bu dönemin diğer önemli katı'a eserlerinden olan ve 1540 yılında sanatkar Mehmed bin Gazanfer tarafından oyma ta'lik hattı ile hazırlanmış Gûy u Çevgan isimli kitap, mukatta' yazı türünün bir şaheseridir. Ayrıca, dişi oyma kalıplarla yapılmış muhtelif kitap içi sayfa kenar süsleri kadar deri oyma nakışlı ciltler de bu ihtişamlı devrin en güzel sanat eserleri arasında yer almaktadır. 


Yazarın Diğer Yazıları