SANAT ve SANATTA İLAHÎ GÜZELLİK

1171 -1252 arasında Erzincan, Kemah, Şebinkarahisar, Divriği merkezlerinde yaşayan Mengücüklüler (Ya da Mengüşoğulları) tarafin- dan mimarı mirasımıza kazandırılan anıtsal bir yapı Divriği Ulu Camisi ve Şifahanesi'dir (1228-29). Ahmet Şah 'ın bir külliye olarak yaptırdığı bitişik yapıların mimarı Ahlatlı Muğizoğlu Hurrem Şah adındaki bir us tadır. 1985 yılında UNESCO'NUN Dünya Mirası listesine dahil olan Cami ve Şifahane mimari düzeni cümle kapılarının kabartma taş süsleme işçiliği ve minberin ahşap işçiliği ile Anadolu Türk mimari mirasının en önemli eserlerinden biri olarak istisnai bir yere sahiptir. KAİNATIN DİLİ  OLAN  SANAT:  DUA Dua, kulun her ihtiyacını yerine getirmeye kadir, merhameti sonsuz, sesini işiten bir sahibinin var olduğu bilincidir. Dua, kainatta gerçekte bir tek yaratıcı ve idare edici tanıyıp ihtiyacını O'ndan istemektir.   Dua eden; zerreden güneşe, mikroptan file, en faydalı şeyden en zararlısına, en korkunç felaketten, en büyük saadete kadar her şeyin Allah'ın elinde olduğunu bilen kişidir.   Dua, böylesi kuvvetli bir imanın ifadesidir. Duanın en güzel ve tatlı  meyvesi de bu kuvvetli imandır. Onun içindir ki dua, ibadetin başı, kulluğun özü kabul edilmiştir. Bu anlamıyla dua, kainat sarayının kuruluş, insan denilen nazlı misafirin de bu sarayda ağırlanış sebebidir. Dua eden insan, içinde bulunduğu zor durumdan kurtulmak, bir , kötülüğe maruz kalmamak, bir nimete ulaşmak için Allah'ı anıp, güçsüzlüğünü, kusurlarını itiraf ederek, O'ndan yardım ister. Bu isteği onu, günahlarından pişmanlığa, kalbini temizlemeye, kavuştuğu nimetin şükrünü yerine getirmeye götürür. Dua insan için fıtrî bir ihtiyaçtır. Din ve inanç farkı gözetilmeksizin bütün insanlarda duaya rastlanması bunun delilidir. İnançsız insanlar bile, başı dara girdiğinde bir yüce  varlığa sığınma ve ondan yardım dileme ihtiyacı duyarlar. Kur'an-ı  Kerim'de, insanın bu fıtrî özelliğine birçok âyette işaret edilmiştir (Ankebût: 65; Rûm: 33).  

Yazarın Diğer Yazıları