TARİHİ HİCAZ TRENİNDEYDİK

POLONYA'DA TÜRK SANATI

 

Sanat ağırlıklı gezilerimi sadece "Gezdim,gördüm” demek için yapmıyorum. Mekanı görmenin önemli olduğunu, ama asıl merak ettiğim şeyin mekandan yola çıkarak o mekanı meydana getiren insanı ve toplumu ve en mühimi sanatı çözümlemek olduğunu, mekanda insan ve sanat arasındaki ilişki beni çok ilgilendiriyor.

 

Bu Polonyalılar kim? Bugünkü Polonya'nın ünlü kültür merkezi Krakow dünün Lehistanı'nın başkenti idi. Polonya'nın Türkçede eski adı Lehistandı. İncelediğim Çek belgelerine göre Leh sözcüğü, soylu varlıklı anlamını taşımakta. Lah Ulah adlı bir oymak beyi de Polonya'nın kurucusu, milli destanlarına göre bu beyin aşireti Hun istilası sırasında Orta Asya'dan göç etmiş. 

 

Profesör Dyaduleviç, 700 soylu Leh ailesinin üçyüz kadarının Türk – Tatar kökenli olduğunu vurgulamaktadır. 

 

Kültürle fethedilen bir ülke, belki bugün "Türk Kültür İzlerini” taşıyan eserlere pek rastlanmaz. Ancak bu bağlantıyı kanıtlayan fotoğraflar, planlar kütüphanelerde mevcut. Ressam Chlebowski ile Matejko'nun müzelerdeki nefis tabloları. Bu kültür akımının yayılmasında baş etken özellikle, elçilerimizin göz kamaştıran alayları, renkli, kendilerine has giyimleri, kuşamları ile hediyeleri olmuştur.

 

18. yüzyıla girildiğinde "Turquerie” Paris'ten Lehistan'a sıçramaya başlamıştı bile. O zamana kadar soylular Türk Silah ve Koşum takımlarını toplamakla yetiniyorlardı. Onların yerini yavaş yavaş Türk paraları, Türk minyatürleri, muskaları, mezar taşları el yazmaları almaya başladı. Yapılan koleksiyonlar arasında yarışmaların hızlandığını görüyorum. 

 

Öte yandan araştırmalarım neticesinde "Şark Ziyaret Şölenleri düzenleniyor, verilen maskeli balolarda Türk kıyafeti giymiş  yeniçeri bölüklerinin oluşturduğu bir mehter takımının kurulduğunu, Osmanlı sipahilerini örnek alan alayların orduya katıldığını öğreniyorum. Bu akımda Saksonya'da yapılmaya başlayan porselenlere çizilen Türk desenleri de yerini aldı. 

 

10 Aralık 2002 tarihinde Ircica'nın daveti üzerine (Türk İslam Kültür Merkezi Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Muhammed Raşit'in Mina, müzdelife ve Arafattan hat yazılı taşları fotoğrafları sergisi.) İstanbul Yıldız Sarayında 1777 yılında Lehistan Kralının I.Abdülhamide gönderdiği «BELVEREDE TAKIMI» adıyla gördüğüm bilineni en tanınmışıdır. 

 

Wilanow Park'ında Çin mimari tarzında bir köşkün tepesinde bir Türk Hilali var. II. Ahmed Çeşmesinin bir örneği II. Frederick'in Post dan yakınındaki Sans – Souci Saayındaki çay köşküdür. Silezya'da Olesno şehri yakınlarında, 1763 yılında yapılmış türbe, aynı yıl içinde Prusya'ya gönderilen Osmanlı heyetinden, ölen bir Türk'ün de türbesidir.

 

Son Lehistan Kralı Stanislas'ın kardeşi Prens Casimir Varşova yakınlarında bulunan Soletz'deki mâlikanesinde «Türk Köşkü» yaptırmıştı. 1777 de prensin mimarı, bu köşke ek, içinde merdiveni bulunan çok yüksek bir minare inşa etti. Bu minarede ibadete çağıran çanlar bulunuyormuş. Minarenin yanı başında Türk tipi bir de medrese odası yapmıştı. Bu minare 1939 Alman bombardımanından yıkılmış yalnız fotoğrafı kalmış.

 

Kral Auguste de, Varşova'daki sarayın bahçesinde Türk Köşkü yaptırmıştır. Mimarını incelemeler yapmak üzere İstanbul'a göndermiş, mimar, Ayasofya Camii'nin, hamamların, birkaç İstanbul evinin plan ve krokilerini çizerek «Türk Evi» adıyla ünlü köşkü yaptırmıştır.

 

Bu köşk 19. yüz yılın ortalarında yıktırılmış. Plânlardan anlaşıldığına göre, yapı kubbeliymiş. Duvarların üst kısımları Türk süsleme desenleriyle bezeli, kapının üstünde de bir hilâl bulunuyormuş.


Yazarın Diğer Yazıları