AH HALEP…!

 
Adı: Halep. 
Bağlı bulunduğu ülke: Suriye.
Savaş başlamadan önceki kent nüfusu: Yaklaşık 2 milyon.
Savaş başlamadan önceki il nüfusu: Yaklaşık 4 milyon. 
Şimdiki nüfus: Bilinmiyor.
 
Halep, Arapça ve eski Sami dillerinde “süt veren” anlamına gelir. Halep, adı gibi “süt veren” bir şehirdir. Tarih boyunca insanlığa çok şey vermiştir. Binlerce yıllık tarihiyle Halep, Ademoğlu’nun ilk yerleşkelerinden biridir.  Halep ilim, irfan, ticaret, tarım ve sanayi kentidir. Halep’e gelen herkes amacına matuf olmak üzere bu şehirden mutlaka bir şeyler almıştır. Halep hiçbir zaman ismini yalancı çıkarmamıştır.  Hep “veren” olmuştur, süt gibi ak, süt gibi faydalı. 
 
Halep’e can veren İslam, nam veren Osmanlı olmuştur. Osmanlı hâkimiyetine geçtiği 1517’den Osmanlı hâkimiyetinden çıktığı 1. Dünya Savaşına kadar tam 400 yıl boyunca Halep, Osmanlı Devletinin en önemli kentlerinden biri konumundaydı. Halep, Osmanlı Devletinin İstanbul’dan sonraki en büyük ikinci ticaret merkezi durumundaydı.   Halep tüm özelikleriyle tıpkı Edirne gibi, Bursa gibi, Konya gibi, Gaziantep gibi tipik bir Türk şehridir. Bütün güzellikleriyle de İslam’ı barındırır. 
 
Halep Anadolu’nun hep dilinde, gönlünde, beyninde olmuştur. “Halep oradaysa, arşın burada” deyimi sadece Türkiye’de değil, tüm Ortadoğu’da  insanların diline pelesenk olmuştur. Ama şimdi maalesef “oradaki Halep” o eski bildiğimiz Halep değildir.  Halep’te “taş üstünde taş, omuz üstünde baş” neredeyse kalmamıştır. Araplar, Türkmenler, Kürtler ve daha birçok ırk, yüzyıllar içerisinde Halep’te huzur ve barış içerisinde yaşamıştır. Ta ki, adına sözde “bahar” denilen, o cehennem ateşi yakılıncaya kadar. Şimdi o ateşte, ayrımcılık adına ne varsa hepsi yanmaktadır. O ateşte, Irkçılık yapanların, mezhepçilik yapanların ve bilumum mikro ayrımcılık yapanların tamamının kavrulacağından da hiç şüphemiz yoktur. Halep’te yanan ateş sadece bölge insanını değil, dünyayı da yakacaktır. 
 
Mezhebini dininin üzerinde gören bölge ülkelerinden başlamak kaydıyla, bu zulme sebep olan, bu zulmün fitilini ateşleyen, bu zulmün figüranı olan, bu zulme ses çıkarmayan, bu zulme sessiz kalan, bu zulme seyirci kalan, bu zulümden mutluluk duyan her ülkeyi herkesi yakacaktır bu cehennem ateşi. 
 
Adına terör denilen ve her nedense sadece İslam topraklarında işleyen şer mekanizması bölgede ağlarını örmeye devam ederken, yakılan ateşin odunu olmaya güle oynaya giden piyonlar hem dünyalarını hem ahiretlerini ateşe veriyorlar. Büyük oyunun planlayıcılarının ise en hayırlı tuzak kurucudan habersiz, kurdukları tuzakların tıkır tıkır işlemesinden büyük memnuniyet duyduklarından eminiz.  
 
Tüm İslam dünyası büyük bir imtihanda. İmtihanın adı ayrımcılık, yeri Suriye-Irak. Tarafları Siyonist batı ve Müslüman ülkeler.  Şimdi ya bu ayrımcılıklardan, ırkçılıklardan sıyrılarak ayetteki ifadesiyle Allah’ın ipine sımsıkı sarılıp doğru tarafta yer alacak, gerçek düşmanlarımızla savaşacağız, ya da hep beraber uçuruma sürükleneceğiz. 

Yazarın Diğer Yazıları