Dikkat, Dikkat, Dikkat

İktidarda 15 yıl uzun bir süre. Demokrasilerde üst üste seçimleri kazanarak milletin güvenini kazanmak zor iş.

AK Parti iktidara 3Y vaadi ile geldi. Yasaklar, Yolsuzluk, Yoksulluk.

Büyük mücadeleler verildi. Yolsuzluğun kangrenleştiği, yoksulluğun diz boyu olduğu ve yapılmak istenen her şeyin yasaklar duvarına çarparak geri döndüğü bir Türkiye'den bugünlere gelindi.

Reis ve ekibi kefeni koltukta gezdi 15 yıl. Kolay mı, kökü dışarıda olan baronlar dukalığının hortumlarını kesmek.

Kollar sıvanarak mesai mefhumu düşünülmeden çalışıldı. Merkezi iktidar çalıştı, yerel yönetimler çalıştı.

Sağlık başta olmak üzere birçok hizmet kriterinde batıyı kıskandıracak eşikler aşıldı.

Ancak zamanla her iktidarda olduğu gibi aksaklıklar, yanlışlar, eksikler görülmeye başlandı.

İşte şimdi tüm bunları bertaraf ederek, yeni bir döneme hazırlanma vakti.

Reis bunu "başlangıç ayarlarımıza dönmek” olarak açıkladı. Neydi başlangıç ayarlar? Değişen dünya şartlarında eski ayarlara dönmek mümkün mü?

Zaman içerisine yapılan yanlışların alışkanlıklarımız haline geldiği bu dönemde, alışkanlıklarımızdan vazgeçebilecek miyiz?

Zor gibi görülse de, imkânsız değil. Ama bunu yapmaya mecburuz.

İnsan odaklı olmalıyız. İnsan olmaktan kaynaklanan ihtiyaçlardan başlamalıyız yeni hizmetler üretmeye.

Fakir fukaraya, garip gurabaya Reis'ten daha fazla sahip çıkan var mı? Hangi bir valimiz, hangi bir belediye başkanımız, hangi bir milletvekilimiz Reis kadar fakir sofrasına oturuyor? Halini hatırını soruyor?

Milletin hadimi olduğunu her fırsatta tekrarlayan kaç yönetici var?

Yerelde de merkezi hizmetlerde de an alt gelir gurubuna endeksli bir hizmet üretim mekanizması oluşturmalıyız. AK Parti'nin başlangıç ayarları da böyleydi. Başarı da böyle geldi.

Tüm merkezi ve yerel idareciler her ilin en fakir mahallesini baz alarak hizmet üretmeli. Fakir'in sofrasında yiyecek ekmeği yoksa zenginin mahallesine lüks hizmet tesisleri inşa etmenin bir anlamı yok.

Lüks tesis konusu çok önemli. Gelecekte pişman olacağımız israf yatırımlardan ısrarla kaçmamız gerekmektedir. Vitrinlik yatırımlar göze, gönle hoş gelebilir. Bir takım entellüktüel veya tuzu kuru kesimleri çok memnun edebilir. Ancak, unutmamak gerekir ki, hiçbir amaca hizmet etmeyen lüzumsuz tüm yatırımlarda fakirin gözü vardır. Fakirin ahını alan onmaz.

Yapılan her şey bir amaca veya bir ihtiyaca matuf yapılır. Bunu kabul ediyoruz. Kültürümüzde "ehemmi mühimme tercih etmek” diye bir ölçü var. Bu gözle dikkatlice bakıldığında, hem Türkiye genelinde hem Konya özelinde bir çok yanlışın yapıldığı görülmektedir.

Önümüzde sadece 1.5 yıl var. Yatırım yapan tüm birimlere köşemden çağrı yapıyorum.

Gelin başlangıç ayarlarına geri dönelim ve vatandaşın ihtiyacı olan yatırımları önceleyelim. Adı konmamış bir savaşın içerisindeyken ve adı konmuş savaş başımızın üzerinde kara bulutlar gibi dolaşırken, lüksle, israfla, lüzumsuz işlerle uğraşmayalım. Göze hoş gelen yatırımlardan ziyade gönle hoş gelen hizmetlere yönelelim.

Onun için dikkat, dikkat, dikkat diyorum. Dikkat etmez ve gereğini yapmazsak, tıpkı "Menderes Dönemi”, "Özal Dönemi” gibi, yakın gelecekte "Erdoğan Dönemi” diye zihinlerimizde güzel çağrışımlar yapacak yeni bir nostaljimizin olacağından endişe etmekteyim.


Yazarın Diğer Yazıları