Toplum Ruh Sağlığı merkezi (TRSM)

TRSM, ruhsal problem yaşayan hastalara, psiko-sosyal destek hizmeti veren, hastaların takip ve tedavilerinin gerektiğinde evde yapılmasını sağlayan, hasta-aile eğitimi  hizmetlerini  sunan merkezdir.
Psikolojik  hastalıkların toplum içinde tedavi edilmesini sağlayan TRSM’ler, toplum temelli bir tedavi yöntemi olup, ruhsal hastaların hastaneye yatırılmadan tedavilerine imkan sağlamaktadır. Bu sayede hastalar  normal yaşamdan kopmadan tedavi görürler ve ruhsal olarak rehabilite olurlar.
Ülkemizde 2011 yılında   faaliyete geçen  TRSM’ler,  aynı yıl Konya Numune Hastanesi’nde de hizmete başlamıştır.
 Aslında, bu merkezlerin benzerleri ve hatta daha da gelişmişleri asırlar önce Anadolu’da  faaliyete geçirilmişti. 1308’de Amasya’da Amasya Bimarhanesi ve 1488’de Edirne’de Edirne Sultan II. Beyazid Daruşşifası’nda ruhsal hastalığı olanlar farklı yöntemlerle tedavi edilmiştir.
Bu merkezlerde ruh hastalarını tedavide ,  Türk Musikisi, yüksekten düşen suyun çıkardığı melodiler, güzel kokular ve ahşap sanatı gibi çeşitli uğraş terapileri tedavi yöntemi olarak kullanılmıştır. Hatta Türk Musikisindeki, Hicâz, Uşşâk, Râst gibi makamların bazı hastaların tedavisinde özel bir iyileştirici etkisi olduğu tesbit edilmiştir.  
Aynı yıllarda Batı’da, akıl hastalarına gerekli  ilgi gösterilmiyor, bazı ülkelerde tedavi amacıyla akıl hastaları dövülüyor,  türlü işkenceler yapılıyor, hatta bazı hastalar aç ve susuz bırakılarak tedavi edilmeye çalışılıyordu. Avrupa’da ruh hastalarına deli denilirken, Osmanlı bu hastalara meczûb, mecnûn, şeydâ, dîvâne gibi isimler kullanmış, deli demekten kaçınmıştır. Osmanlı’da bu illete düçar olmuş insana hakaret etmemeye özen gösterilirdi. Evliyâ Çelebî, seyahatnamesinde, Edirne Sultan Bâyezid Dârüşşifâsı’nı gezip hekimler ve hastalar ile konuşur; ayrı ayrı besinlerin, çiçeklerin, musiki makamlarının (Hicâz, Uşşâk, Râst... gibi), çalgıların nasıl apayrı tesir yaptıklarını, usta kalemi ile anlatır.
Bu nedenle, modern psikiyatrinin  kurucularından Dr.Kraft-Ebing şöyle yazıyor: “Akıl hastalarını tedaviyi Avrupa, Türklerden öğrendi. Türkler, bizden çok önce, akıl hastalarına mahsus hastaneler kurdular (Traité Clinique de Psychiatrie, Paris 1897, s.53)”
Konya Numune Hastanesi olarak,  Toplum Ruh Sağlığı Merkezimizde 50 hastaya hizmet vermekteyiz. Bu hastalar hastanemize ait servis araçlarıyla hafta içi hergün düzenli olarak  08.30’da evlerinden alınmakta,  15.00’de evlerine geri bırakılmaktadır.
Hastalarımız merkezimizde oldukları süre boyunca zamanlarını en iyi şekilde değerlendirmektedir. Karatay Halk Eğitim Merkezi’nden gelen hocalarımızın da desteğiyle, hastalarımıza, ebru, kilim dokuma, resim, boyama ve hat sanatı gibi birçok el sanatlarında beceri kazandırılmaktadır. Bununla birlikte voleybol, basketbol, futbol ve tenis gibi düzenli sportif faaliyetler de yapılmaktadır.
Ev ziyaretleri, birlikte çarşı-pazar alışverişi, tiyatro ve sinemaya gitmek ve ortak piknik düzenlemek gibi faaliyetlerimiz sayesinde hastalarımız normal yaşama entegre olmaktadır. En son açılışını yaptığımız yalnızca hastalarımızın el emeği, göz nuru olan sanat eserlerinden oluşan el sanatları sergisi, halkımızın büyük beğenisini kazandı.
 Sonuç olarak,  ruhsal  hastalıkları tedavide, asırlar öncesine dayanan tarihi mirasımızı modern anlayışla birleştirdik. Çalışmalarımız meyvesini vermeye başladı. Ruhsal rehabilitasyon ve uğraş terapileri sayesinde hastalarımız normal hayata entegre oldular ve bazıları da özel ve kamuda iş sahibi oldular.
Çalışmalarımızda bize destek veren tüm kuruluşlara ve halkımıza teşekkür ediyorum.


Yazarın Diğer Yazıları