Konya’yı uçuran başarının sırrı
Cumartesi günü AK Parti Konya İl Teşkilatı'nın 2025 yılı değerlendirme toplantısını takip ederken, bir an kendimi zamanın geriye doğru aktığı bir tünelin içinde buldum. Yıllar hızla geriye sardı, takvimler 1989'u gösterdi.
1989 yılı, Türk siyasi hayatı açısından sıradan bir yıl değildi. Refah Partisi'nin beklenmedik bir çıkışla birkaç ilde belediyeyi kazanması, yerel yönetimler tarihinde yeni bir dönemin kapısını araladı. Konya ise bu dönemin en dikkat çekici şehirlerinden biri oldu. İlk kez büyükşehir statüsüyle seçime giren Konya'da belediye yönetimi, Anavatan Partisi'nden Refah Partisi'ne geçti. Bu sonuç, sadece bir seçim başarısı değil; aynı zamanda Milli Görüş belediyeciliğinin fiilen başladığı tarih olarak kayda geçti. Bu tarih, Konya için de Türkiye için de bir milat oldu.
Konya'da atılan bu adım, birkaç yıl sonra Türkiye genelinde yankı buldu. 1989'da ortaya konulan belediyecilik anlayışı, 1994'te İstanbul ve Ankara başta olmak üzere Türkiye'nin en büyük şehirlerinin Refah Partisi tarafından kazanılmasının zeminini hazırladı. O dönemi yaşayanlar iyi bilir: İstanbul ve Ankara'daki başarıda, Konya'da uygulanan belediyecilik modelinin ve özellikle Halil Ürün döneminde sergilenen yönetim pratiğinin etkisi son derece büyüktür.
Konya'da belediyecilik başarısı, isimlerden bağımsız olarak bir gelenek hâline geldi.
Efsane başkan Halil Ürün'le başlayan süreç,
Mustafa Özkafa'yla devam etti,
Tahir Akyürek'le hızlandı,kurumsallaştı,
Uğur İbrahim Altay'la taçlandı. Altay bugün sadece Konya'nın değil tüm dünya belediyelerinin de başkanı. Bu başarı hayallerin ötesi bir başarı.
Bu süreçte Konya, Türkiye'ye örnek gösterilen projelere imza attı. "Model belediyecilik” kavramı, teorik bir tanım olmaktan çıkıp sahada karşılığı olan bir uygulamaya dönüştü. Açıkça ifade etmek gerekir ki; belediye hizmetleri bütüncül bir bakışla değerlendirildiğinde, Konya belediyeciliği bugün Türkiye ortalamasının çok çok üzerinde…
Bu başarının temelinde yatan anlayış net: Milli Görüş belediyeciliği.
Bu anlayış, tüyü bitmemiş yetimin hakkını gözetmeyi esas almakta. Hazreti Ömer'in adalet anlayışını rehber edinmekte. Hizmeti bir lütuf değil, bir emanet olarak görmekte.
Bugün gelinen noktada Konya Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyeleri, hizmet çıtasını öyle bir noktaya taşımıştır ki; başta İzmir olmak üzere muhalefetin yönettiği birçok büyükşehirde hayal dahi edilemeyecek projeler Konya'da hayata geçirilmektedir. Üstelik bunların önemli bir bölümü, yasal olarak belediyelerin sorumluluk alanında bile değil. Ancak Konya'da belediyecilik, "Bu benim görevim değil” demek yerine, "Bu şehrin ihtiyacı” demeyi tercih etmektedir.
Bu başarının arkasındaki en önemli unsurlardan biri şüphesiz ‘uyum' denilen iksirdir.
Konya belediyeciliği, büyükşehir ile ilçe belediyeleri arasındaki uyumla; belediyeler ile il ve ilçe teşkilatları arasındaki iş birliğiyle güçlenmiştir.
Bir yıl önce AK Parti Konya İl Başkanlığı görevine getirilen Fatih Özgökçen'in, bu uyum kültürünü sürdürdüğü açıkça görülmektedir. Konya, AK Parti belediyeciliğinde uyumun neden vazgeçilmez olduğunu bir kez daha göstermektedir. Çünkü Konya'da, her dönem seçmenin yarıdan fazlasının AK Parti'ye oy verdiği bilinen bir gerçektir. Ancak bundan daha kıymetli bir başka gerçek daha vardır: Konya'da oy verip vermediğine bakılmaksızın, hiçbir vatandaş parti ayrımcılığına maruz kalmamaktadır.
Bu noktada il teşkilatlarının rolü büyüktür. İl teşkilatları, aynı zamanda partinin genel başkanının ve genel merkezin şehirdeki temsilcisidir. Son bir yıl içerisinde Fatih Özgökçen'in ortaya koyduğu çalışmalar; programlar, saha faaliyetleri ve paylaşılan veriler, ciddi bir emek ve disiplinli bir organizasyonu göstermektedir.
"Konya zaten AK Parti'nin kalesi, bu kadar çalışmaya gerek yok” diyenler yanılmaktadır. Asıl önemli olan, seçime üç-beş ay kala yapılan çalışmalar değil; beş yıl boyunca ortaya konulan emektir. Vatandaş bunu görür, hatırlar ve günü geldiğinde sandıkta karşılığını verir.
Konyalı, mütevazı yöneticiyi sever.
Kendisini halktan üstün görmeyeni, halkın içinde olanı benimser.
Gösterişten uzak, çalışkan ve samimi insanlara değer verir.
Fatih Özgökçen ve ekibinin de bu anlayışı bilinçli bir şekilde benimsediği görülmektedir. İlçelerde, beldelerde, mahallelerde hizmetin ilmek ilmek dokunduğu; vatandaşın dinlendiği, haklılığının esas alındığı bir yönetim anlayışı hâkimdir.
Milletvekilleriyle birlikte, yüzün üzerinde gazetecinin katıldığı bir toplantıda tüm sorulara açık yüreklilikle cevap verilmesi; yapılanların ve yapılamayanların gerekçeleriyle anlatılması önemli bir özgüven göstergesidir. Bu toplantının, şehrin dünyaya açılan kapısı KONTV'de canlı yayınlanması ve yüksek izlenme oranlarına ulaşması da Konyalı'nın şeffaflığa verdiği önemi açıkça ortaya koymuştur.
Hiçbir şeyden çekinmeden vatandaşın ve basının karşısına çıkabilen bir teşkilat, hem demokrasinin hem de yerel yönetim anlayışının gereğini yerine getiriyor demektir. Bu duruş, takdiri hak etmektedir.
Cumartesi günü; milletvekilleri, il ve ilçe teşkilatları, belediye başkanları ve tüm kadrolarla birlikte sergilenen tablo, bize 1989'de seçimi kazanan Doç. Dr. Halil Ürün'ün hizmet sloganını hatırlattı.
"KONYA GİBİ BİR TÜRKİYE, TÜRKİYE GİBİ BİR DÜNYA”
Ne kadar iddialı bir slogan, değil mi?
Dünya Belediyeler Birliği başkanlığını Konya'ya kazandıran başarının fitilini ateşleyen bu büyük iddianın gerçekleşmesi gurur verici.
Yazarın Diğer Yazıları