Küçücük çocuklar neden yarı çıplak giyinmeye mecbur bırakılıyor?
TOPRAĞINI KAYBEDEN GELECEĞİNİ KAYBEDER
DÜNYAYA GELMEKLE İŞ BİTMİYOR
AŞÛRE GÜNÜ VE KANAYAN YARAMIZ KERBELA
Ölüm Güzel Şey
Reel sektör faiz tehdidi altında
YENİ DÜNYA DÜZENİNİN ŞAFAĞINA DOĞRU
Yardım Değil Destek!
“İYİ Kİ VARSINIZ“
2 ASIRLIK HATANIN BEDELİ KAYBOLAN GENÇLİK
Selçuklu Konferansları ve Ölümsüzleşen Mirası
Necmeddin Kübra Uluslararası Sempozyumu ve Ebu Reyhan Biruni Ürgenç Devlet Üniversitesi
EN İYİ ARKADAŞIM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
28 Şubat’ın Sivil Kahramanına Veda
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
Tahir Büyükkörükçü'nün hayatında siyasetin özel bir yeri var. 1977 yılında Milli Selamet Partisi'nden Konya milletvekili olarak parlamentoya giriyor. Fakat bu, onun hayatındaki tek kırılma noktası değil; asıl kırılma, siyaseti nasıl konumlandırdığıdır.
Kendisi bu süreci anlatırken şunu söylüyor (mealen): "Ben siyasete talip değil, matlup oldum. Memleket meseleleri öyle bir noktaya geldi ki, sadece kürsüden konuşmak yetmez hale geldi. Beni, siyasi sahada da hizmete zorladılar.” Bu cümlede, hem tevazu var, hem de mesuliyet duygusu.
Siyaseti, asla dünyevi makam ve imtiyaz için görmüyor; bir fırsat, bir imkân, bir tebliğ zemini olarak kullanmak istiyor. Nitekim milletvekiliyken de bir bürokrat gibi değil, bir vaiz gibi dolaşıyor. Anadolu şehirlerinde, kasabalarında, salon salon geziyor; konferanslar veriyor, insanlara yeniden hakikati hatırlatıyor.
12 Eylül darbesi sonrasında yaşadığı mahkûmiyet ve yasaklara rağmen, ne dilini değiştiriyor, ne de davasını… Hapis günleri, onun için bir tür inziva ve murakabe dönemi oluyor. Sonrasında Haremeyn'e gidip orada yıllarca hizmet ediyor, vaaz veriyor, hacılara rehberlik yapıyor. Yani hangi zemine bırakılırsa bırakılsın, o yine aynı işi yapıyor: insanlara Allah'ı hatırlatmak.
Bu tavır, günümüz için önemli bir ölçüdür: Makamlar değişse de, kimlik değişmemeli. Bir gün cami kürsüsünde, bir gün meclis kürsüsünde, bir gün üniversitede, bir gün kültür ocağında… Mekân ne olursa olsun, sözün istikameti aynı kalmalı.
Selçuklu Konferansları ve Ölümsüzleşen Mirası
YAZMA ESERLERİN İZİNDE: KONYA’DAN DÜNYAYA UZANAN BİR HAFIZA KÖPRÜSÜ
Hadiselerin ve Zamanın Ötesinde Bir İlim Ocağı: Hâdimî Kütüphanesi ve Yazma Eserlerin İzinde
Bir Şehrin Hatıra Defteri: Şehr-i Han
Kadınhanı’nın Manevi Mimarlarından: Karabağlı Mehmet Emin Hoca
Cezayir Laghouat’ta Sûfî Semâ ve Konya’nın Sessiz Diplomasisi
İnsanlığın Yükü: Hafızanın, Emanetin ve İadenin Sergisi
Aydın’daki Diğer Hazine: Bedri Noyan Dedebaba Koleksiyonu
Cahit Öztelli Koleksiyonu Araştırıcılarını Bekliyor -1-
Bir Dergi Kapağından Türbelerin Hafızasına