DOLAR
43,70
EURO
51,53
STERLİN
59,25
GRAM
7.404,00
ÇEYREK
12.198,53
YARIM ALTIN
24.262,92
CUMHURİYET ALTINI
48.315,29
Nurettin BAY
Nurettin BAY
nureddinbay@gmail.com
05 Şubat 2026 Perşembe günü yayınlandı
DİĞER YAZARLARIMIZ

Konya’daki müessif hadisede Doktor mu Haklı, Müezzin mi?

Konya son günlerde tuhaf bir gündemle meşgul. Bir aile hekimi ile bir müezzin arasında yaşanan darp hadisesi, birkaç dakikalık bir tartışmadan çıkıp şehrin hatta ülkenin meselesi hâline geldi. Keşke hiç yaşanmasaydı. Ama yaşandı. Olan oldu. Şimdi meseleyi akılla, vicdanla ve sağduyuyla konuşmak gerekiyor.

Olayın özü şu:
Muayeneye giden bir müezzin ile doktor arasında sıra ve muayene meselesi yüzünden tartışma çıkıyor. Tartışma büyüyor, kavga oluyor, karşılıklı darp yaşanıyor. Ardından her iki taraf da hastaneye gidip rapor alıyor ve birbirlerinden şikâyetçi oluyor.

Burada durup nefes alalım.

Konya gibi aşkla hoşgörüyle, irfanla  anılan bir şehirde; biri, insan sağlığını emanet ettiğimi bir doktor, diğeri topluma güzel ahlakı, sabrı ve hakkı tavsiyeyle görevli bir müezzin… Bu iki meslek sahibinin yumruk yumruğa gelmesi, hangi gerekçeyle olursa olsun olacak iş değil. 

Bu millet çocuklarına "kavga etme, konuş”, "öfkelenme, sabret”, "haklıysan bile edebini koru” diye öğüt verir. Böyle bir toplumsal iklimde, olgunluk yaşını çoktan geçmiş iki kişinin kontrolünü kaybetmesi, savunulacak bir taraf bırakmıyor.

Taraflar ne diyor?

Müezzin, "Doktor beni muayene etmedi” diyor.
Doktor, "Sırasını beklemedi, bana saldırdı” diyor.
Müezzin, "Saldırıyı doktor başlattı” diye karşılık veriyor.
Doktor, "O bana vurdu” diye kendini savunuyor. 

Velhasıl kelam, birkaç dakikalık bir öfke patlaması, Konya'nın gündemine bomba gibi düştü. Hadi buraya kadarki yaşananları vaka-ı adiyeden sayalım. Ancak asıl mesele bundan sonra başlıyor.

Bu mesele hukuka intikal etmiş bir mesele. Hukukla çözülmeliydi. Ya da en azından araya giren akil insanlar, "Helalleşin, bu iş burada bitsin” diyebilmeliydi. Ama olmadı. Her iki taraf da ikinci bir yanlışa imza atarak meseleyi büyüttü; olay camialar arası bir tartışmaya dönüştürüldü.

Üyesi olduğu sendikanın,  müezzini koşulsuz savunması yanlış. Sağlık camiasının da "biz sahipsiz miyiz” psikolojisiyle refleks göstermesi ayrı bir yanlış. Böylece mesele kişi meselesi olmaktan çıkıp, kurumlar arası bir gerilime evrildi.

Oysa yapılması gereken çok basitti:

Eğer hukuki süreç devam edecekse, her iki tarafın amirleri çıkıp tarafsız bir dille,

"Bu müessif olayı tasvip etmiyoruz. Olayla ilgili personelimiz hakkında idari soruşturma başlatılmıştır”
demeli ve noktayı koymalıydı.

Burada şunu da açıkça söylemek isterim: Sağlık İl Müdürü'nün, farklı zaman ve ortamlarda bizzat kulaklarımla duyduğum şu yaklaşımı çok kıymetlidir:

"Sağlık çalışanı, haklı bile olsa, karşısındaki hastadır.”

Bu anlayış, devlet ciddiyetidir, meslek ahlakıdır.

Aynı şekilde Müftü Bey'in akademik birikimi ve örnek şahsiyeti ile temsil ettiği makamın vakarını bilen biri olduğu hususunda kimsenin şüphesi yok. 

Mesele her iki yöneticiye kalsaydı dallanıp budaklanmayacaktı. Çabucak çözülecekti. Ama öyle tahmin ediyorum ki her iki taraftan da meseleyi köpürtenler olmuş. Maalesef araya girip yangını söndürmesi gerekenler, ateşe benzin dökmüşler. 

Sonuç mu?

Müezzin bugün tutuklandı. 

Kim kazandı, kim kaybetti?

Bana sorarsanız, bu olayda kazanan yok.
Haklı olan yok.
Masum olan yok.

Hem doktor suçlu, hem müezzin suçlu.
İkisine de yakışmadı.

Konya'ya ve her iki camiaya  hiç yakışmadı.

Yazarın Diğer Yazıları