ALLAH’IM SENDEN YİNE SANA İLTİCA EDİYOR BERÂTIMI İSTİYORUM
BERAT ETMEK İÇİN ÇABAMIZ VAR MI?
Yürüyün, Durmayın! Durursanız Sırat’tan Düşersiniz.
Ey Galibiyet! Bizim Kapıyı da Çal
Artık Çağdaş Atan’ı değiştirmeye gerek yok
ABD ve Çin Metal (Altın-Gümüş) savaşları üzerinden manipülasyon yapıyor
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
DİNİN BİREYSEL YORUMA TERK EDİLMESİ, HAKİKATTEN HEVÂYA DÜŞÜŞ
O YOK
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Maveraünnehir’den Anadolu’ya Özbekistan ve Türkiye Kardeşliği
KANADA BAŞBAKANI CARNEY’İN FERYADI
Belediye Kreşi mi, Epstein Adası mı?
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
Tarihi Okuyamayanlar, Tarihin Altında Kalır
YIKIM
SAVAŞIN BARONLARI
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
Ankara’nın Konya Gibi Bir Modele İhtiyacı Var
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
SAĞLIK BAKANINA MEKTUP
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
Samsunspor ders verdi, Konyaspor izledi…
Küçüklüğümde Trt de bir yarışma vardı.
Ortada bir su havuzu, havuzun içerisinde taş şekli verilmiş, üzerinde fazla durduğunuzda suya batan ya da bastığınızda şekli değişerek dengenizi bozan taş şeklinde boyanmış lastik dubalar vardı.
Yarışmacı o dubalara hızlı ve dengeli basarak suyun karşısına geçmeye çalışırdı.
Karşıya geçemediğinde ise suya düşer, ıslanır ve yarışmayı kaybederdi.
Yarışmada üç şey önemliydi.
Konsantrasyon, strateji ve seri hareket etmek.
Hedefiniz olan karşı kıyıya konsantre olacaksınız, dubalara uygun şekilde basacaksınız ve üzerinde asla uzun süre kalmayacaksınız.
Yoksa suya düşersiniz.
Ben insanın elestü bezminden ahirete geçerken uğradığı imtihan salonu dünyayı bu yarışmaya benzetirim.
İmtihan olunduğumuz her şey o su üzerinde duran lastik dubalara benziyor.
Hedefiniz ve konsantrasyonunuz yani; asıl hedefiniz cennete ulaşmak değilse;
O dubalara uygun şekilde basmayı bilmiyorsanız;
Ve o dubaların üzerinden seri geçmek yerine oyalanıyorsanız;
Sırattan geçemiyor, o yarışmada suya bu yolculukta ateşe, cehenneme düşüyorsunuz.
Kur'an-ı Kerim ve Sahih hadislerde dünyanın bu mahiyetine işaret eden binlerce hatırlatma ve ikaz var.
Dünya hayatı başka açıdan bakıldığında ise bisiklet sürmek gibidir.
Bisiklet sürmede de iki temel ilke vardır:
1. Tekere (dünyaya) değil ileriye, hedefe (ahirete/cennete) bakacaksınız.
2. Pedal çevirmeyi asla bırakmayacaksınız, durmayacaksınız.
Her gün etrafımızdan birilerine "kalemi bırak, senin süren doldu” denilen bir hayat içerisinde imtihan olunduğumuz geçici, kararsız, istikrarsız, su içerinde dalgalanan dubalara bel bağlamak, onlara fazlaca değer vermek, üzerinde oyalanmak bizi sırattan düşürür.
Akıllı insan; dünyanın şaşasının gözlerini kamaştırmasına müsaade etmez, dozunda ve kararında istifade ederek yoluna devam eder.
Her muhatap olduğu nimetin cennetin basit bir numunesi olduğunu hamd ve şükürle ondan dozunda, kararında istifade ettiğinde baki olarak yerleştirileceği cennette onların en mükemmelinin verileceği şuuruyla hareket eder.
Şehvet-i Kelam ve Kalem İçin Susturucu: Kabak
“Kalite” Anlaşılmak İçin “Zaman ve Sabra” İhtiyaç Duyar
Hangi Hazine Daha Değerli: Yeraltı mı, Yer Üstü mü?
Yol Arkadaşlığında “Hızır Ölçüsü”
“Canlı Yayında Konuşur Gibi” Konuşabilmek
Meşruiyetin Olmazsa Olmaz 3’lüsü
Dinle Neyden/Gönülden
Mevlana, Hoca Efendi ve Diğerleri…
Okyanus mu, Kuyu mu?
Acı mı, Tatlı mı?