Şehit Esma el- Biltaci

Save The Children CEO'su Paul Ronalds güç kavgasının asıl kurbanlarının çocuklar olduğunu şöyle özetliyor: "Çatışmalarda ölen her bir savaşçı için 5 masum çocuğun hayatını kaybettiğini düşünmek utanç verici."

Ortadoğulu çocukların hiçbir suçu yoktu.Hayatın zalimliğinden, Siyonist devletlerin kahpeliğinden habersiz doğdular her çocuk gibi.Tek farkları Paris yada Washington'un lüks bir evinde değil de, Bağdat,Şam,Halep,Gazze yada Kahire'de savaşın ortasında doğmaktı onların.Her şeyden habersiz neler olup bittiğini öğrenmek için meraklı meraklı çevresine bakan ama hiçbir şeyi anlayamayan ve anlayamadan ölecek çocuklardı onlar.Kimsenin umurunda olmayan.Sevgiden uzak, ölüme yakın çocuklardı.Ve gün geldi birer birer kaydılar bir yıldız gibi sessiz ve habersiz. Savaşta önce çocuklar ölür bir bir,on on,yüz yüz, …Ortadoğu da bir yerlerde.Dünyanın umurunda olmayan belki de sıradan bir hadise. Çünkü bu çocuklar bir G8 ülkesinin çocukları değildi, olsaydı şimdi dünya haber bültenleri bu haberle meşgul olurdu.Ama yarın kimse hatırlamaz bu günahsızları, bir anaları bir de babaları bilir yaşanan acıyı. ‘'Ölümüne sessiz kaldığımız her çocuk; cennete dair ihtimallerimizi alnından vuran bir kurşundur aslında.'' Sözü ile 14 Ağustos günü Mısır'da Rabia katliamı sırasında Şehit olan Esma Biltaci'ni bir daha hatırlamak/hatırlatmak gerek.Mısır'da seçimlerle işbaşına gelen ilk meşru cumhurbaşkanı olan Muhammed Mursi, 3 Temmuz 2013 günü Mısır Genelkurmay Başkanı ve Savunma Bakanı Abdulfettah El Sisi tarafından yapılan darbeyle görevden alındı ve tutuklandı. Mursi hakkında beş dava açıldı. Bir davadan 20 yıl, birinden müebbet hapis, birinden ise idam cezası aldı. Darbeden sonra başta İhvan olmak üzere darbeye karşı çıkan çok sayıda grup yüzbinleri toplayarak protesto gösterileri düzenledi. Cuntanın gösterilere müdahalesi sert oldu. Rabia'tül Adeviye ve Nahda meydanlarında göstericilere ateş açıldı. Darbeden sonraki iki aylık süreçte binlerce kişi katledildi, 10 binden fazla kişi yaralandı.İhvan'ın önde gelen tüm isimleri tutuklandı ve İhvan Teşkilatı yasadışı ilan edildi, tüm malvarlığına el konuldu. Mısır'da darbeye karşı direnişin merkezlerinden biri haline gelen Rabiatul Adeviyye Meydanı'nda darbeciler tarafından göğsünden ve sırtından kurşunla vurularak öldürülen Esma el-Biltaci'nin vefatından kısa süre önce cep telefonu üzerinden bir şiir paylaştığı ortaya çıktı. Müslüman Kardeşler Teşkilatı yöneticilerinden Muhammed el-Biltaci'nin 17 yaşındaki kızı Esma'nın paylaştığı şiirin Türkçe söylenişi şöyle:

Onlar bizi Vetir'de namaz kılarken buldular
Kimimizi rükuda, kimimizi secdede vurdular
Onlar hem güçsüzdü hem az sayıca
Allah'ın kullarını çağır da gelsinler yardıma
Köpüklü deniz dalgalarını andıran ordularla

Esma'nın paylaştığı şiir, Huzaa kabilesinin lideri Amr bin Salim'in Beni Bekr kabilesinin barış anlaşmasını ihlal ederek, Cahiliye dönemindeki bir kan davası uğruna Huzaa kabilesine saldırması üzerine Hz. Muhammet (s.a.v.) ‘den yardım istediği şiir.Mekke'nin hakimi Kureyş kabilesinin müttefiki Beni Bekr kabilesi, Medine'deki İslam devletinin müttefiki Huzaa kabilesine Mekke'nin Güneybatısındaki Vetir suyunun kenarında namaz kıldıkları esnada saldırarak 20 kişiyi öldürmüştü. Beni Bekr, bu saldırı için Kureyş'ten adam ve silah desteği de almıştı.

14 Ağustos günü Rabia katliamı sırasında Şehit olan Esma Biltaci'nin babası Muhammed Biltaci Akrep Cezaevinden kızına ölüm yıldönümü dolayısıyla bir mektup yazdı.Mısır'da yaşanan darbeden önce Hürriyet ve Adalet Partisi İcra Komitesi Üyesi olarak görev yapan Biltaci, "Hocam, örnek insan, gözümün nuru kızım" hitabıyla mektubuna, şöyle devam ediyor:

Sevgili kızım ve değerli öğretmenim...Sana elveda demiyorum bilakis yarın görüşmek üzere. Başı dik tuğyana isyan ederek yaşadın. Tüm engelleri redderek hürriyete sınırsızca aşık oldun. Bu ümmet, uygarlıkta hak ettiği yeri alabilsin diye onu yeniden diriltmek ve inşa etmek için sessizce yeni ufuklar arıyordun. Akranlarının uğraştığı işlerle meşgul olmadın. Her zaman derslerinde birinci olmana rağmen öğrenmeye olan açlığın dinmedi.Bu kısa hayatta sohbetine doyamadım. Vaktim mutlu olacak ve eğlenecek kadar geniş değildi. Rabiatul Adeviyye'de son kez bir araya geldiğimizde, "Sen bizimle olduğunda bile bizden ayrısın" diyerek bana olan sitemini dile getirmiştin. Ben de sana, "Bu hayat birbirimize doyacak kadar geniş değil. Birbirimize doyalım diye Allah'tan cennetinde bize bu sohbeti vermesini temenni ediyorum" demiştim.Sen şehit olmadan iki gün önce seni rüyamda gelinlikler içinde gördüm. Bu dünyada eşi benzeri olmayan bir güzellikteydin. Yanıma sessizce oturduğunda sana, "Bu gece senin düğün gecen mi" diye sordum. Sen de "Düğünüm akşam vakitlerinde değil öğlen olacak" demiştin. Çarşamba günü öğlen vakti şehit olduğun haberi bana ulaştığında, senin rüyamda bana ne demek istediğini anlamış oldum. Allah'tan seni şehit olarak kabul etmesini niyaz ettim. Ve şehadetin, bizim haklı olduğumuzu ve düşmanımızın batılın ta kendisi olduğu inancımızı pekiştirdi.Son vedan da yanında olamamam, son bir kez seni görememem, alnına son bir öpücük konduramamam ve senin cemaze namazını kıldırma şerefine nail olamamam beni derinden üzdü. Beni bunları yapmaktan alıkoyan, ölümden veya karanlık hücrelerden korku değil, uğruna canını verdiğin davayı (devrimin hedeflerine ulaşması) sürdürebilmekti.Zalimlere karşı başın dik (göğsünü gere gere) direnirken gaddar kurşunlar göğsüne saplandı ve ruhun yüceldi. Ne kadar güzel bir azmin ve terbiye edilmiş bir nefsin vardı. İnanıyorum ki, sen Allah'a verdiğin söze sadakat gösterdin, Allah da sana verdiği söze... Öyle ki, şehadet şerefini bize değil de sana bahşetti.Son olarak, Sevgili kızım ve değerli öğretmenim...Sana elveda demiyorum bilakis görüşmek üzere.. Buluşmamız, yakında peygamber ve ashabıyla birlikte Havz-ı Kevser'de olacak. Sonsuz kudret ve hükümranlık sahibi Allah'a yakın, O'nun nezdinde değerli ve şerefli bir konumda. Ayrılmamak üzere, birbirimize doyma temennilerimizin gerçekleşeceği bir buluşma..


Yazarın Diğer Yazıları