HAZRET-İ NUH (Aleyhisselâm)

İdris Aleyhisselâm dünyadan yüceliklere kanat açmış, arkada bir kavim bırakmıştı. Adem’in nesli dizisi uzayıp gidiyordu. Ne var ki başsız kalan insanlar bulanık sular gibi İblîs’in ardınca akıveriyorlardı. işte insanlar yine azmıştı. Allahü Teâlâ, İdris Aleyhisselâm’dan sonra Nuh Aleyhisselâm’ı insanlara Peygamber olarak gönderdi.
Hazret-i Nuh kırk yaşına gelince Allah tarafından vahye mazhar kılınıp kendisine Peygamberlik verildi. O sapık ve azgın kavmi irşad ile vazifelenmiş bulunuyordu.
Karşısında azgın ve sapık bir kavim vardı. O, insanlar üzerine korkutucu olarak gönderilmişti.
Allah tarafından Nuh (aleyhisselâm)’a bir kitap veya suhuf indirilmiş değildi. Ne var ki, kendisi büyük peygamberlerdendir. Hazret-i Cibril, ilâhî emirleri bildirmek için 50 defa ona gelmiştir…
O şükreden bir kuldu.
Çok çok şükrederdi. Rabb-i Kerîm’i nezdinde duası makbuldü. Gün kadar aydın yüzünü Rabbinin dergâhında secdelere koyar, ibadet ve taatte bulunurdu…
Şimdi onu çok zor işler bekliyordu.
Fakat o, Rabbine güvenip dayanıyor ve azgın kavme karşı Allah’ın emirlerini tebliğ ediyordu.
YENİ DÜNYA VE YENİ HAYAT
Tufan sona ermiş, Nuh Nebi yeryüzüne ayak basmış, hayatın yepyeni safhası başlamıştı…
Âdemoğlu’nun yeniden çoğalmasına Nuh (aleyhisselâm) sebep ol-duğu için, O’na “Ebu’1-Beşer-i Sâni” -İnsanoğlu’nun ikinci babası-veya “Adem-i Sâni” (İkinci Âdem) denilmiştir.97
Hazret-i Nuh, nübüvvet ve risaletle şereflendirilmiş bir insandı. Kalb-i şerifi ilâhî nurlarla dopdoluydu. Dilinden hep hakikat incileri dökülür, daima Rabb-i Kerim’ini zikrederdi. Gizli ve açık her yerde Allah’a yalvarır, kalbini bir ân bile Rabbinden ayırmazdı. Her işinin başında Bismillah, sonunda Elhamdülillah derdi…
“-Ey Nuh ile beraber gemiye yüklediğimiz kimselerin zürriyeti, doğrusu bu ki, Nuh çok şükreden bir kuldu.”
Daha evvelce de zikrettiğimiz gibi, Nuh (aleyhisselâm), kırk yaşlarında iken Peygamberlikle vazifelendirilmişti. O demden itibaren tam 950 sene hiç yılmadan Risalet vazifesi ifa etmiştir…
Kâfileri helak eden tufana şahit olmuş ve kuvvetli rivayetlere göre, tufan sonrası 60 sene daha ömür sürmüş, sonra Rahmet-i Rahman’a kavuşmuştur.
Yine rivayetler arasında tufandan sonra 350 sene daha yaşadığı kabul edilir.
Bütün ömrünün 1050 sene veya 1350 sene veya 1480 sene olduğu rivayeti de vardır…
Nuh Nebi’nin bazı hususiyetleri:
1- Kendinden önceki dini neshedip yeni bir din getiren Resullerdendir.
2- İnsanları Hak dine davet ettiği için kavmi tarafından eza ve cefâ gören ilk Nebi’dir.
3- Ömrü çok uzun olmasına rağmen kuvvetinden bir şey kaybetmemiş, dişi dökülmemiş ve saçları ağarmamıştır.
4- Yeryüzünde bulunan bütün kâfirler onun duası sebebiyle helak olmuşlardır.
5- 950 sene gizli ve aşikâre kâfirleri Tevhid’e davet etmiştir.
6- Kendilerinden MİSAK alınan peygamberlerdendir. Ve Nebiyy-i Zîşan Efendimizden sonra, misak ve vahiyde, ikinci derecede kılınmıştır.
7- Yüce Rabbi ilk olarak ona gemi yapma ilmini ve sanatını öğretmiştir.
8- Ve ona çok şükreden kul demiştir.


Yazarın Diğer Yazıları