Yeni Ambalajlı Eski Bir Kaos
150 YILDIR İNGİLİZ SİYONİZM-KEMALİZM PARANTEZİNE ALINMIŞ VE ZİHNİYET HARİTALARI İBLİS’İN ALGORİTMASI İLE KOTLANMIŞ OLANLARIN SON SİYASİ HAMLESİ...
HELÂL DAİRESİNDE YAŞAMAK KURTULUŞA, HARAMLAR İSE FELAKETE SÜRÜKLER
Kiraları konut sahipliğinin düşük olması yükseltiyor
SEÇERSEN
NEZAKET VE ZARAFET
Kaleme Yemin Olsun ki… (Alzheimer/Demans)
MESELELERE KUR’AN PENCERESİNDEN BAKMAK
MİLLÎ İRADE DİNÎ İRADE İLE AYAKTA DURUR
Özbekistan’da Rakamlarla Gelişmeler
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
NATO Zirvesinin Zırvalayanları
YAZMA ESERLERİN İZİNDE
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
DÜNYA KUPASI VE MİLLİ TAKIM:
MİZAHIN MİZANI
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
Burada medrese hayatı ve işleyişinin iyi kavranabilmesi için İslâm'ın ilk günlerine; Suffa ehline, özetle bile olsa gitmekte fayda vardır.
İlk ayeti, ilk emri "Oku” olan İslâm inancının; ilmin öğrenilmesi, araştırılması, yaygınlaştırılması konularından bahseden bütün ayetleri de ilk devresine aittir. Buradan ilmin, doğruların araştırılıp-öğrenilmesi olayının, rahat demlere ait bir hobi gibi algılanmadığını çıkarabiliriz. Hatta tam tersine ilim; hayatı tümüyle kavrayan yaşayış tarzını kurmada bir çeşit "ön şart” olarak kabul edilmiştir. İlim öğrenmenin icraattan (amel) önce gelmesi, davranışların bilinçli olmasını sağlar. Zira bilince intikal etmeyen hiçbir dünya görüşü ve inanç, kalıcı olamaz.
Bilenleri üstün tutan, ilmi teşvik eden, araştırma ve düşünmeyi isteyen onlarca âyet ve hadisin varlığı bilinmektedir. Kendisine bildirilen doğrultuda, diğer peygamberler gibi İslâm Peygamberi de insanlardan her hangi bir beklentisi olmaksızın vazifesini yapar. İnsanları dünya ve ahiret mutluluğuna erdirecek hükümleri, bilgileri öğrenir, yaşar ve başkalarına yayar. Onun içindir ki eğitim-öğretim, İslâm Dini ile birlikte gelişen ilk sosyal müesseselerdendir. Mekke Devri'nde Erkam'ın evi, nasıl Müslüman yetiştiren bir eğitim kurumu ise, Medine Devri'nde Suffa, çok daha geliştirilmiş, legal eğitim yuvasıdır. Onun için İslâm Peygamberi'nin, Medine'ye geldiği zaman ilk inşa ettirdiği bina Medine Camii olur. Kendisi, sadece "basit bir işçi gibi” çalışmaz. Kıblesini doğru olarak tespit eder, bölümlerini, plânını kurar. Buna göre camii üç bölümden oluşmaktadır: ibadet vb. toplu çalışmalar için büyük bir salon, mektep vazifesini görmek üzere suffa veya zulle ve Hz. Peygamber'in aile fertleri için bir kaç ayrı küçük oda. Suffa, İslâm'ın ilk üniversitesi olmuştur. Ama bu "Cami ve Cami bitişiğindeki mektepte” ders veren, sadece kendisi değildir.
Ubâde't-ibnü's-Sâmit, okuma-yazma, Kur'ân tedris ettirmekte; Sa'îd ibnü'l-'As, hattat olarak "Hikmet Muallimliği” göreviyle Hz. Peygamber tarafından tayin edilmiş bulunmaktadır7. Peygamberimiz ayrıca Abdullah b. Mes'ud, Salim, Muâz b. Cebel, Übey b. Kâ'b gibi âlim sahabelerini Kur'ân-ı Kerim öğretmekle görevlendirmiş, Abdullah b. Saîd'i Medine'de yazı öğretmem olarak vazifelendirmiştir.
Bunlar Suffa'nın "Sahabe”den hocalarıdır. Ama Müslümanların bu devirde, İslâm'ı kabul etmeyen, hatta Müslümanlarla fiilen savaşanlardan "Müşrik Muallimleri” de vardır. Bedir Harbi esirlerinden, okuma-yazma bilen her birinin, Medine'de on Müslüman çocuğa okumayı öğretmesi karşılığında hürriyetlerine kavuşabilecekleri tespit edilmiştir. Hâlbuki diğer esirlerden, kişi başına dört bin dirhem, kurtuluş parası alınmaktadır. On çocuğa okuma-yazma öğretenden bu meblağ alınmamıştır. Zeyd b. Sabit, bu şekilde okuma-yazma öğrenen çocuklardandır.
75. YILLIK GAZETECİLİK İLGİM VE YENİ KONYA GAZETESİ
TÜRKİYE SELÇUKLULARI VE KONYA KİTABI
YILDIZ PORSELEN FABRİKASI (ÇİNİ FABRİKA-İ HÜMAYUNU)
YILDIZ ŞELALE
KONYA’DA MODELİSTLİK – STİLİSTLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI