AltınS1 ile Gram altın arsındaki makas gerçekçi değildir
BİRBİRİNE BENZER İKİ FARKLI ÜLKE: TÜRKİYE VE İRAN
İRAN’IN SON KULLANMA TARİHİ GELDİ
Özgürlük Dışarıdan Gelmez Düşündünüz mü? “İran karışırsa ne olur?”
KİM SÖMÜRGECİ?
Belediyecilik CHP’nin işi
MESCİDİ HARAMDAN MESCİDİ AKSAYA, ORADAN DA SİDRETÜL MÜNTEHAYA YAPILAN KUTSAL YOLCULUK
KÜFÜR
HELAK OLAN GÜNAH TOPLUMUN ŞEHRİ, POMPEİ
Hangi Hazine Daha Değerli: Yeraltı mı, Yer Üstü mü?
ÖFKE, TUZAKLAR VE CUMA GÜNLERİNİN HÜZNÜ
ÜÇ AYLAR, KANDİLLER VE ÜMMETİN HAFIZASINA YÖNELİK ZEHİRLİ SALDIRILAR
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
Veeeee nihayet! Güzel futbol güzel sonuç…
Bahanesiz Maçtan Hüsran Çıktı
AHLAK VE VİCDANIN SESİ MISIRLI YAZAR MUSTAFA LUTFİ EL-MENFALUTİ
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
SAĞLIK BAKANINA MEKTUP
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
Samsunspor ders verdi, Konyaspor izledi…
Milletin ekmeği ile oynamayın! Konya’da ekmek neden zamlandı?
"Esnaf-ı hakkâkân, 30 dükkân, 105 kişilerdir. Pirleri hakkâk Abdullah Yemenî'dir.(...) Bunlar dükkanlarında Seylan akiki, firûze ve yeşim taşı hak ederler."
"Esnaf-ı Mühr, günân,Bunların pîri Hazret-i Osman'dır. 50 dükkanda 80 kişidir. Bunların Murad Han zamanındaki (1623- 1640) ileri gelen üstadları Mahmud Çelebi, Rıza Çelebi, Ferid Çelebi nam kâmillerdir ki bir mührü yüz kuruştan (akçe olmalı) beş yüz kuruşa kadar yazarlar. Vezirlerin mühürlerini de bunlar kazar.
"Esnaf-ı Mühr-günân-ı sım ü heyakîl, bunlar gümüş mühür ve tılsımat kazır başka bir esnaftır. Yemen akikini kazıyamazlar. Bunların aralarında üstadlar vardır ki ta'lik, nesih, nk'a, reyhanı tılsımlar yazarlar.(...) 15 dükkânda 40 kişilerdir."
Dünkü yaşantilar, töreler, törenler, meslekler üzerine "Osmanlı Âdet, Merasim ve Tabirleri" adlı bir eser bırakan merhum Abdülaziz Bey (1850-1918) Hakkaklerin yetişmesi, el almaları, yetenekleri, kendi döneminde veya daha önceleri yaşamış olan ünlüleri hakkında bilgi verirken mühür kazdırma konusunda halk inançlarını da anlatmaktadır ki bu bilgiler, dünkü anlayış ve alışkanlıklar konusunda bir fikir edinmek bakımından son derece ilginçtir.
Okuma ve yazmanın pek az insan tarafından bilinmesi, sah, pençe, tuğla gibi özel istifli unvan ve görev imzaları dışında imza kullanılmaması gibi nedenlerle Osmanlı uyrukları yüzyıllar boyu mühür kullanmışlar, doğal olarak hakkâklık de gerekli bir zenaat olarak devam etmiştir. Kimi yabancı gezginlerin eserlerinde, hakkaklerin bir torna ile ucuna elmas tesbit edilmiş bir bakır çubuktan ibaret aletleriyle çalışma usullerini, sağ elleriyle tornayı çevirirken sol elle de desen ve resimleri kazımalarını, böylesine çetrefil bir çalışmadan, Avrupa'dakinden daha mükemmel sonuçlar aldıklarını anlatan değirtmeler vardır. Bir yangın sonucu Hakkaklar Çarşısının dağılması, gedik ve lonca düzenlerinin bozulmasından sonra da değinilen nedenlerden dolayı hakkâklık Osmanlı İmparatorluğunun kapanışına kadar sürdüğü gibi, şurada burada, saçak altlarında, cami revaklarında zenaatlerini sürdüren mühürcüler, Cumhuriyetin ilanından ve Harf Devriminden sonra da 1960'lara değin, okuma yazma bilmeyen vatandaşlara adi mühürler kazmayı sürdürmüşlerdir.
KALEMKÂRLIK
Eskiden kılıçhançer sürahi fincan zarfları ve kahve ve tepsileri üzerine yapılan ve elvan renk soğuk mine ile dondurma suretiyle işleme olan minekâri kalemkârlık pek makbuldü. Gümüş üzerine kabartma veya matkap ile çiçek işlemesi de çok gelişmişti. Soğuk mine tarzında yapılmış işlemelerde şöhret kazanmış olanların yaptıkları, esnaf arasında -Bu falancanın işidir.Diye hemen tanınırdı. Bu sanatkârlardan Arnavut Osman Çelebi, Laz oğlu Yusuf Çelebi, Sepetçioğlu Mihael ve Haçador ustalar, uzun süre şöhretlerini korumuş ustalardı. Soğuk mineli kılıç, hançer, bıçak zarf gibi şeyler Dersadet halkı arasında ve hele kibar konaklarında kullanılmazdı. Bunlara en çok Arabistan ve Doğu Anadolu halkı ile yeniçeri ustaları ve efradı rağbet ederlerdi. Bazen Anadolu'dan da cihaz takımına konmak üzere istenirdi.
Bunun gibi gümüş üzerine kalemkâri denen oymaların şekli son günlerde bütün bütün değişmiş, eski usuller tamamen terk edilmiştir. Yeni moda Aznavur işi, Pariskari, Avrupa tarzı adlarıyla kuyumculuğa girmiş, bunlar rağbet görmüş ve bu yeni tarzda şöhret kazanan ustalar ortaya çıkmıştır.Bu kalemkârlıklar bir savat cinsidir. Savat önce Dağıstanda çıkmış, oradan Çerkesistan'a ve en sonunda Van ve Trabzon havalisine yayılmıştır. Bu tarzda Çerkes kılıçları kılıç kayışları, kamçıları, Çerkes eyer takımları, yapıldığı gibi baston başları, enfiye kutuları, tütün tabakaları, su bardakları da savatla işlenmeye başlamıştır.Daha sonra savat her yerde büyük rağbet görmüş, Avrupa'da da bu tarz pek çok gümüş eşya yapılmaya başlamıştır. Kuyumculuk ve işlemecilik işlerinin bir de gümüş tellerle örülerek yapılanı vardır. Bu (telkarî) tarzda fincan zarfları, kahve tepsileri, tün kutuları, yazı takımları, buhurdanlar imal edilmiştir. Bu sanat Manastır'da çok ileridir. İstanbul'da yayılmaya başlamıştır. (P. Lecomte)
75. YILLIK GAZETECİLİK İLGİM VE YENİ KONYA GAZETESİ
TÜRKİYE SELÇUKLULARI VE KONYA KİTABI
YILDIZ PORSELEN FABRİKASI (ÇİNİ FABRİKA-İ HÜMAYUNU)
YILDIZ ŞELALE
KONYA’DA MODELİSTLİK – STİLİSTLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI