Ekonomik sorunların kaynağı sadece talep artışı değildir
Ramazan’ın Gölgesinde Soru ve Birkaç Teklif -8-
Özbekistan’da Gelişen Nevâyî Vilayeti ve Nevâyî Üniversitesi
FIRSATÇILIKTAN KURTULUŞ AYI RAMAZAN
İran Çetin Ceviz Çıktı
Birlik İsterken Fitneyi Ateşleyenler
KİRLİ OYUNA DİKKAT!
ZENGİN FAKİR KAYNAŞMASINI YARDIMLAŞARAK SAĞLAYALIM
SAYGIYI KAYBEDEN TOPLUMUN GELECEĞİ OLUR MU?
SEÇİMİM BENİM
BU FUTBOL DEĞİL, ADALET TARTIŞMASI
Müzebzeb
FATMA NUR ÖĞRETMENİM ÖZÜR DİLERİM. SUÇ BENİM.
Evcil Hayvanlar Çocuk Gelişimini Nasıl Etkiler
SENİN DÜNÜR
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Seküler Ahmaklığın NEET İhaneti
Yaş Almak mı, Derinleşmek mi?
Konyaspo’dan Görkemli Galibiyet
ANNECİĞİM
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
Kalemtıraş
Her biri bir sanat eseri olarak yapılmış, uzunca saplı, nispeten küçük ve kısa ağızlı, kamış kalemleri açmakta kullanılan bıçağa verilen isimdir.
Kalemtıraş, tig denilen kesici kısım ile, fildişi, kemik, abanoz, sedef, mercan, akik, ödağacı ve ünnab denilen maddelerden yapılmış sap kısmından oluşan bir kesici alettir. Sap ile tig kısmını birbirine bağlayan çelik, gümüş veya altından yapılan bölüme de parazvana denilir. Boyları genelde 10-20 cm arası olurdu.
Kalemtıraş ustaları, kendi yaptıkları eser üzerine tiğın parazvana yakın kısmına pirinç, altın veya gümüşten kendi adı bulunan damgalarını vururlardı.
Kalemtıraşların birçok çeşitleri de vardır. Bunlardan ucu dönük olarak yapılanlara katibi kalemtıraş, söğüt yaprağı formunda olanlara katı, tashih için, ufak boyda ve yine küçük söğüt yaprağı formunda olanlara tashih kalemtıraşı denirdi.
Kalemtıraş ustalarının en ünlüleri XII-XVIII. Yüzyılda yaşamış olan Baba, Galatalı Recai ile Eyüplü Recai idi. Sıtki, Ruhi, Zeki, Eşref ve Muhyi XIX. yüzyıl başlarında yaşamış bu sanatın en ünlü üstatlarıdır.
Kağıt
Kağıdın icadından önce; Mezopotamya, Anadolu ve Mısır da kullanılan en eski yazılar taş, kil tabletler ve bez üzerine; Roma kanunları bal mumu ile cilalanmış meşe tahtası üzerine yapılırdı. Uzak doğuda da bambu kamışları levhalar haline getirilerek yazı malzemesi olarak kullanılırdı. Mısır da Nil kenarlarında yetişen ve Papirus adı verilen bir cins kamış olan bitkinin sapları 5-6 cm. eninde, 20-30- cm. boyunda ince tabakalar halinde kesilerek çeşitli işlemlerden geçirildikten sonra yazı malzemesi olarak kullanılırdı.
Papirus üzerine yazı yazılması III. yüzyıla kadar Akdeniz havzasında yazı malzemesi olarak kullanılmış ve daha sonra yerini parşömene bırakmıştır.
Parşömen; keçi, oğlak, dana ve diğer hayvan derilerinin çeşitli işlemlerle terbiye edilmesiyle elde edilen bir yazı yazma malzemesidir.
Kültür ve medeniyetlerin ilerlemesinde büyük rol oynayan hamur haline getirilmiş pamuk, keten, ipek, pirinç samanı gibi çeşitli bitkilerden elde edilen kağıt, ilk defa Çin de kullanılmaya başlanmıştır.
Çin den önceleri ithal olarak Türkistan'ın önemli merkezlerinden olan Semerkant' a gelmiş ve daha sonraki yıllarda Semarkant kağıt üretiminde merkez halini almıştır. IX. Yüzyıldan sonra papirüs ve parşömenin yerini tamamen kağıt almıştır.
Semerkant tan sonra Bağdat, Şam ve Mısır da kağıt imalatı gelişerek buradan Avrupa ya yayılmıştır. XII. Yüzyılda İspanya, XIII. yüzyılda İtalya kağıt sanayilerini kurmuşlardır. Ağaç liflerinden yapılan kağıtlara Haşebi , ipekten yapılan kağıtlara da Hariri denilirdi.
XV. yüzyıldan itibaren Avrupa kağıtları yurdumuzda da kullanılmaya başlanmıştır. Bunların çoğu İtalya, Venedik ve Orta Avrupa kaynaklarıdır.
75. YILLIK GAZETECİLİK İLGİM VE YENİ KONYA GAZETESİ
TÜRKİYE SELÇUKLULARI VE KONYA KİTABI
YILDIZ PORSELEN FABRİKASI (ÇİNİ FABRİKA-İ HÜMAYUNU)
YILDIZ ŞELALE
KONYA’DA MODELİSTLİK – STİLİSTLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI