Evcil Hayvanlar Çocuk Gelişimini Nasıl Etkiler
SAVUNMA SANAYİMİZDEKİ BAŞARI, DOSTA GÜVEN, DÜŞMANA KORKU VERMEKTEDİR.
SENİN DÜNÜR
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Kültürel Hegemonya Çatırdarken
Ramazan İkliminde Bir Hatırlayış: Tahir Büyükkörükçü’nün vefatının 15. Yılı -1-
O KADAR MI ZOR?
Taşkent’te Muhteşem Bir Kompleks: İslam Medeniyet Merkezi
İŞTE KULUM
Seküler Ahmaklığın NEET İhaneti
Haydutlar küresel ekonomiyi yangın yerine çevirdiler
ÇIVIT
İhtiyarlar Cennete Giremez!
Müslümanların Büyük İmtihanı “Ne tarafta yer alacağız?”
Eski Konyaspor ruhu, bu
ÇOCUKLAR İLAHİLER EŞLİĞİNDE ALLAH DİYOR NAMAZA KOŞUYOR, BAZILARI NEDEN RAHATSIZ OLUYOR?
Yaş Almak mı, Derinleşmek mi?
İNSANLIĞA DÜŞMAN ŞETAN VE ONUN ASKERLERİ
Konyaspo’dan Görkemli Galibiyet
ANNECİĞİM
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
Son günlerde her platformda paylaşılan bir fotoğraf var...
Bir yanda 28 Şubat dönemi başörtülü kadınlar resmedilmiş bir yanda İslâmî camianın modacı kadınları...
Fotoğrafın altına da Aliya İzzetbegoviç'in;
''Davalar, acılar içinde doğar, refah içinde ölür.''
Sözünü koymuşlar.
Karşıdan bakınca, fotoğraf da, cümle de tam yerine oturmuş diyorsunuz. Öyle oturmuş ki ayakta kimse kalmamış.
O cümleyi Aliya'ya söyleten neydi?
Tabii ki çektiği acılardı.
Bosna, tarihin en büyük trajedilerinden birini yaşarken, Müslümanların içinde bulunduğu gafletin bir tezahürü olarak nitelendirilmişti o savaş.
Savaş esnasında İslam'a sarılmaktan başka yol bilmeyenler savaş bittikten sonra maalesef eski gaflet zamanlarına dönmüştü.
Son yıllarda üç kez gittiğim Balkanlar'da bunu gözlemlemiş birkaç makale de yazmıştım konuyla alakalı.
Evet, günümüze bakıldığında Aliya'nın o müthiş tespiti, o fotoğraftaki gerçek hepimizi derinden yaralıyor.
Bu fotoğrafı gözümüzün önüne getirdiğimizde ''dava şuuru'' olan hepimiz Müslüman kadınların ne denli refah içinde yaşadığını düşünüyor. Oysa eskiden öyle miydi? diyor, eski günlerdeki çekilen acıları hatırlayıp iç geçiriyoruz.
Peki, şunu da düşünüyor muyuz?
Refah içinde yaşayan sadece o kadınlar mı?
Rengarenk kıyafetlerle boy gösteren, zengin sofralarda ''sol elde çatal, sağ elde'' bıçak, birkaç lokma alıp kalanını çöpe döken sadece o kadınlar mı?
O fotoğrafa dikkatimizi çekmeye çalışanlar veya dikkati çekilip de hayıflananlar nasıl bir hayat yaşıyorlar acaba?
Özellikle İslâmî kesimden geçmişte acı çeken ya da çektiğini iddia edenler?
Altında son model arabasıyla en lüks evlerde oturanlar da o fotoğrafa göndermede bulunuyor, yaz tatilinde lüks otellerde keyif çatanlar da, evinin önünde iki araba bulunan da, çocuğunu özel okula gönderen de, markete girince sepeti sonuna kadar dolduran da, fakir birinin bir yıllık ev kirası mukabilindeki telefonla o fotoğrafa göndermede bulunuyor.
Alıcı da buluyorlar ha...
Diyanet'in belirlediği miktarın üstünde zekât, sadaka vermemiş insanlar başkasının yaşadığı lüks hayata çıldırıp vicdanını sızlatmadan yan gelip yatıyor...
Müslümanları batırırsa bu bolluk batıracak mealindeki yazısını okuduğum bir köşe yazarının dar kapsamlı bir istişare toplantısından tevafuk eseri gördüğüm bir fotoğraf karesi vardı...
Masanın üstünde tek bir şey vardı o da 'yok'! Kuş sütü eksikti yani masada.
O okuduğum yazıyı düşündüm o masayı düşündüm...
Dedim ki sonra,
Davalar, acılar içinde doğar, refah içinde ölür ölmesine de, refah içinde olduğu halde kendisinin değil de başkasının refahına dikkat çekenler yüzünden de kahr-u perişan oluruz...
''Ne yapıyorsun, ne söylüyorsun?''
Kültürel Hegemonya Çatırdarken
Siyasette Seviye İçin Muhalefete Kulak Verelim
Yusuf Tekin istifa mı etsin?
İrtifa kaybeden muhalefet
Belediye Kreşi mi, Epstein Adası mı?
Sanat linç içindir
Belediyecilik CHP’nin işi
İş yapmayana oy vermek
Müfredat, Rotasyon ve Kalite
Seküler kesimin çatallı dili