Tekno-faşizim ekonomik bağımsızlığı tehdit ediyor
ALLAH VAR, ATEİZM YOK!
YILDIRIM HAN BRE DOĞAN YETİŞTİK SABREDİN
İki Yüzlü Muhafazakârlar ve Bir Adam Yaratmak
AFYONKARAHİSAR KİTAP GÜNLERİ
İnsanlığın Yükü: Hafızanın, Emanetin ve İadenin Sergisi
BİR GÜNE SIĞAR MI?
SU VE GELECEK
Çiğne/Hazmet/Düşün/Kendini Yeniden Tasarla!
Konyaspor’da artık bütün yollar finale çıkıyor…
Özbekistan’da “9 Mayıs Xotira va qadrlash kuni’’ Anma ve Saygı Günü, Hatıra ve Kıymet Verme Günü
Türkiye-Suriye Kalkınma Hattı
Yolun Sonu Kupa Olsun
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
5G NE KADAR GÜVENLİ?
AKŞAM OLMAKTA
Berkan Kutlu, Konya mutlu
Ateşkes mi, Sadece Bir Ara Mola mı? İran–ABD Geriliminin Gerçek Anlamı
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Bizim kültürümüzde aile çok önemli hatta en önemli kurumdur.
Topluma şekil veren ailedir.
Topluma yönetici, rehber, işçi, memur, sanatkâr yetiştiren, öğretmen, doktor, hâkim, savcı yetiştiren ailedir.
Topluma başıboş, avare, suç makinesi insan yetiştiren de ailedir.
Aile toplumun bir nevi aynasıdır.
Toplum ailenin sırrıdır desek yeridir.
Aileyi ayakta tutmak toplumu ayakta tutmak demektir.
Aileyi ayakta tutan unsurlara baktığımız zaman en önemli unsur olarak töreyi görürüz.
Töremiz öyle muhkemdir ki ona riayet eden aileyi yıkmak mümkün değildir.
Peki, aileler töreye uyuyor mu?
Bu soruya evet cevabını verebilmek için neler vermezdim...
İstatistiklere göre evlenen kadar boşananın olduğu bir dönemde aileyi yıkan unsurların başında töreden uzaklaşmak geliyor desek doğru söylemiş oluruz.
Benlik ve bencilliğin ön plana çıktığı bir dönemde…
"Ben de ayaklarımın üzerinde durabilirim, sana ihtiyacım yok,
Bekârken gayet güzel yaşıyordum, evlenince kendimi kapana kıstırılmış gibi hissediyorum,
Ben bana emir verilmesinden hoşlanmam,
Ben kocamın/karımın ana babasına gitmek istemiyorum,
Pahalı tatillere gidemeyeceksem niye çalışıyorum?
Tek ayrılan biz miyiz?
Sadece bizim çocuğumuz mu annesiz babasız büyüyecek?
Ben ayrılsam daha mutlu olurum…”
Cümlelerinin fazlaca sarf edildiği bir dönemde töreden uzaklaşılmış batıya daha fazla yaklaşılmış demektir.
Zaten törelerimiz ve batı birbirine ters istikamette seyreder.
Batıya yönelen herkes özünden kopuyor demektir.
İyi güzel de;
"Kadınlar eskisi gibi erkeğin her dediğine boyun mu eğmeli?
Dayak yiyerek her sıkıntısını içine mi atmalı?
Beş parasız bırakılıp evden dışarıya çıkmadan köle gibi ev işi mi yapmalı?”
Evet, eskiden maalesef böyleydi.
Eskiden erkek zulmü vardı şimdi işler tersine döndü.
"Ya benim isteklerimi yaparsın ya boşanırım” diyenlerin sayısı gittikçe arttı.
Orta yolu bulmak, ayrılmamak, yuvayı koruyabilmek için iyi niyetli çiftler psikologların, aile danışmanlarının kapısını çalmaya başladılar.
Bozuk bilgisayara format atalım diyen bilgisayar tamircisi gibi psikologlar da çiftleri dinleyip cebini doldurduktan sonra ''siz ayrılın bu evlilik yürümez'' deyip dağılmaya olumsuz anlamda katkıda bulundular.
Sana ''bizi bir arada tut'' diye gelen çiftleri ayırmak zor olmuyor mu? diye sorasım geliyor bunlara!
Töreden, özden ayrılıp, töreye uygun yaşamayı kendisinden ödün vermek olarak gören zihniyet çocukları öksüz ve yetim büyütmeye başlıyor. Psikologlar da bunlara çanak tutuyor…
Evlenmeden önce gözünü kapatan, evlendikten sonra gözünü açıyor.
Aileler yıkılıyor, toplum sallanıyor.
Bu depremin altında da çocuklar kalıyor.
Okullarda başarısız, kavgacı, sürekli disiplin suçu işleyen çocukların önemli bir kısmı, dağılan, parçalanan ailelerin çocuklarıdır ya da evinde şiddet olan geçimsiz ve bencilliğin ön plana çıktığı ailelerin çocukları…
Çocuklara kıymaya kimsenin hakkı yok…
İki Yüzlü Muhafazakârlar ve Bir Adam Yaratmak
Bakanlıkların Baş Belâsı: İletişimsizlik
Tur rehberi mi şarap gurmesi mi?
Okullarda suçu başkasına atmak
Zavadanak İrancılar
Kimden Gelirse Gelsin Kötülük Kötüdür
Gençlere Gelecek Vizyonu
AK Parti Neden İvme Yakalayamadı?
Birlik İsterken Fitneyi Ateşleyenler
Kültürel Hegemonya Çatırdarken