Tekno-faşizim ekonomik bağımsızlığı tehdit ediyor
ALLAH VAR, ATEİZM YOK!
YILDIRIM HAN BRE DOĞAN YETİŞTİK SABREDİN
İki Yüzlü Muhafazakârlar ve Bir Adam Yaratmak
AFYONKARAHİSAR KİTAP GÜNLERİ
İnsanlığın Yükü: Hafızanın, Emanetin ve İadenin Sergisi
BİR GÜNE SIĞAR MI?
SU VE GELECEK
Çiğne/Hazmet/Düşün/Kendini Yeniden Tasarla!
Konyaspor’da artık bütün yollar finale çıkıyor…
Özbekistan’da “9 Mayıs Xotira va qadrlash kuni’’ Anma ve Saygı Günü, Hatıra ve Kıymet Verme Günü
Türkiye-Suriye Kalkınma Hattı
Yolun Sonu Kupa Olsun
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
5G NE KADAR GÜVENLİ?
AKŞAM OLMAKTA
Berkan Kutlu, Konya mutlu
Ateşkes mi, Sadece Bir Ara Mola mı? İran–ABD Geriliminin Gerçek Anlamı
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Türkiye'de Abdulhamid'ten beri ilk defa basına karşı ciddi anlamda acımasız davranılıyor.
30 yıllık istibdat dönemi olarak nitelendirilen baskıcı döneme bile rahmet okutacak derecede basın susturuluyor bu ülkede.
AK Parti 14 yıllık iktidarında basın özgürlüğü konusunda iyi bir karne veremedi, bunu hangi Türkiye düşmanına sorarsanız sorun o da aynısını söyler!
Şöyle geriye doğru giderek düşünün…
Ak Parti veya Erdoğan'ı eleştiren hangi gazeteci susturulmadı?
Hangi muhalif gazete kapatılmadı?
Sadece gazeteler değil, dergiler de hakeza öyle…
Sadece yazılı basın değil, görsel basın yani televizyonların ekranı karartılmadı mı?
Sosyal medyada tek bir tane Erdoğan'ı eleştiren bulabilir misiniz?
Erdoğan'ın talimatıyla cezaevlerine atılan gazeteci sayısını duysanız şok olursunuz…
Türkiye maalesef basın özgürlüğü konusunda sınıfta kalmıştır.
Çağdaş dünyaya ayak uydurmayı istiyorsak, Avrupa Birliğine girmek, dünya devleti olmak istiyorsak, basın özgürlüğü konusunda yeni atılımlara ihtiyacımız var…
Örneğin, muhalif olan gazete ve televizyon yöneticilerini, gazetecileri, köşe yazarlarını, muhabirleri, spikerleri rahat bırakmamız, istedikleri şekilde Ak Partiyi ve Erdoğan'ı eleştirmelerine izin vermemiz gerekiyor ülke olarak.
Siyasilere de ciddi bir eğitim verip, eleştirilerden olumsuz etkilenmemeleri gerektiğini anlatmamız gerekiyor.
Hele ki, ciddi bir muhalefet partisinin olmadığı düşünülürse, basının önemi bir kez daha ortaya çıkıyor.
Muhalif basına eleştiri kapılarını sonuna kadar açalım ki, eleştirmenin, yanlışı görünce düdüğü çalmanın önemini iyice idrak etmelerini sağlayalım ki;
Türkiye'deki muhalif basın, terör örgütlerine destek vermenin, ülkenin sırlarını ifşa etmenin, devleti yönetenlere hakaret etmenin hatta ana avrat küfür etmenin gazetecilik olmadığını anlasınlar.
Gazeteci dediğin halkın doğru haber almasını sağlar. Yanlışı eleştirir, -isterse- doğru işlere de destek verir.
Evet, Türkiye'de basın özgürlüğü yok.
Çünkü Türkiye'de doğru dürüst basın yok!
Hükümetin yanlışını da, doğrusunu da görmezden gelen kim olursa olsun gazeteci olamaz…
Gazeteci özgür olmalıdır ki eleştirsin.
Kimisi hükümete göbekten bağlı yanlışı göremiyor, kimisi de Pensilvanya ayısına bağlı doğruyu göremiyor.
Özgür basın Hakka, adalete, vicdana bağlı olmalıdır…
İki Yüzlü Muhafazakârlar ve Bir Adam Yaratmak
Bakanlıkların Baş Belâsı: İletişimsizlik
Tur rehberi mi şarap gurmesi mi?
Okullarda suçu başkasına atmak
Zavadanak İrancılar
Kimden Gelirse Gelsin Kötülük Kötüdür
Gençlere Gelecek Vizyonu
AK Parti Neden İvme Yakalayamadı?
Birlik İsterken Fitneyi Ateşleyenler
Kültürel Hegemonya Çatırdarken