Tekno-faşizim ekonomik bağımsızlığı tehdit ediyor
ALLAH VAR, ATEİZM YOK!
YILDIRIM HAN BRE DOĞAN YETİŞTİK SABREDİN
İki Yüzlü Muhafazakârlar ve Bir Adam Yaratmak
AFYONKARAHİSAR KİTAP GÜNLERİ
İnsanlığın Yükü: Hafızanın, Emanetin ve İadenin Sergisi
BİR GÜNE SIĞAR MI?
SU VE GELECEK
Çiğne/Hazmet/Düşün/Kendini Yeniden Tasarla!
Konyaspor’da artık bütün yollar finale çıkıyor…
Özbekistan’da “9 Mayıs Xotira va qadrlash kuni’’ Anma ve Saygı Günü, Hatıra ve Kıymet Verme Günü
Türkiye-Suriye Kalkınma Hattı
Yolun Sonu Kupa Olsun
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
5G NE KADAR GÜVENLİ?
AKŞAM OLMAKTA
Berkan Kutlu, Konya mutlu
Ateşkes mi, Sadece Bir Ara Mola mı? İran–ABD Geriliminin Gerçek Anlamı
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Eğitim millî olmalıdır, diyoruz yıllardır.
Akademisyenlerinden tutun da, yerli ve millî, son zamanlarda sıkça duyduğumuz ve inşallah duymaya devam edeceğimiz "Töreli” olan kim varsa hepsinin feryadı arşı âlâya yükseliyor.
Maarif, mürebbiye, muallim gibi kelimeler yeniden neşvünema bulsun.
Kavramlar çok önemli. Kavramlarla düşünmek de çok önemli, diyoruz.
Bakın;
Kısırlaştırılmış, hadım edilmiş, uydurulmuş, tek bir anlama gelen, töremeyen kavramlarla insanların zihinleri de iğdiş edilmiş durumda…
Eskiden kullanılan kavramlara baktığımız zaman, örnek vermek gerekirse bir "Rab” kelimesinden neler türetildiğini görürsünüz.
Çocuklarımızın kullandığı günlük kelime sayılarıyla ilgili yapılan istatistikler içler acısı.
Yetişkinler hâkeza öyle.
Ya öğretmenler?
Günde kaç kelime konuşuyorlar?
Kitaplara bakıyoruz okuduğumuz kitaplar da aynı kelimeler etrafında dönüyor.
Ya batıdan gelen kelimelerle okuyup yazıyoruz ya da uydurulmuş kelimelerle…
Yazarlarımızda da durum aynı, okurlarımızda da durum aynı…
Eski ama eskimeyen kelimeler kullanılmışsa bir yazıda veya kitapta, hemen dili ağdalı diyorlar, anlaşılmıyor diyorlar, neden sade dil kullanmadı diyorlar.
Demeye diyorlar da, sade dedikleri dilden neyi kast ettikleri malum.
"Türk milletine geçmişini unutturacağız, geçmişle bağlarını kopartacağız.” Diyenler amaçlarına büyük oranda ulaşmış durumdalar.
Yakında zaten emoji diliyle konuşacağız ve yazmaya başlayacağız.
Bazı kelimeleri mesajlaşırken kısaltmaya başladık çoktan. Onları görmezden geldikçe o kısaltmalar yazı diline de dökülecek.
Yazı yazarken bazı cümlelerin sonuna kızgınlık, tebessüm, şaşırma emojisi koymak istediğimiz oluyor yalan yok.
Meramımızı daha iyi ifade edebiliriz düşüncesine kapılıyoruz, yanlış anlaşılmaların önüne geçeriz diye düşünüyoruz.
Sanki eskiler yazı yazarken böyle bir yola başvurmuş gibi…
Her birimizin durumu içler acısı gerçekten.
Okullarda Türkçe eğitimi mi veriliyor, Türkçe ile ilgili teknik bilgiler mi aktarılıyor çocuklara yoksa sadece sınavlarda çıkacağı düşünülen konular mı anlatılıyor? adam akıllı irdelemek gerekiyor.
Türkçe'nin şuuru, ruhu, geçmişle olan sağlam bağı çocuklara verilmedikçe, eskimeyen kavramlarla düşünmeleri, okumaları sağlanmadıkça kendi etrafımızda fasit bir daire içinde dönüp duracağız.
Millî eğitim millî olsun, öze dönüş sağlansın, geçmişimizle bağımız kuvvetlendirilsin dedikçe bizler…
Kimsenin umurunda olmuyor.
Akademisyeni de, öğretmeni de ne öğreteceksin denildiyse onu öğretmeye devam ediyor.
İşini en iyi yapan ve hiçbir şekilde suçlanmayacak olanlar da tabii ki eğitim politikamızı belirleyenler.
Adamlar statükoya zarar gelmesin, yeni nesil geçmişi ile bağ kuramasın diye değil belki ama gecelerini gündüzlerine katıp harıl harıl çalışıyorlar…
Sonuç? Dön baba dönelim…
İki Yüzlü Muhafazakârlar ve Bir Adam Yaratmak
Bakanlıkların Baş Belâsı: İletişimsizlik
Tur rehberi mi şarap gurmesi mi?
Okullarda suçu başkasına atmak
Zavadanak İrancılar
Kimden Gelirse Gelsin Kötülük Kötüdür
Gençlere Gelecek Vizyonu
AK Parti Neden İvme Yakalayamadı?
Birlik İsterken Fitneyi Ateşleyenler
Kültürel Hegemonya Çatırdarken