Petrodoların Kanlı Tasfiyesi
RAMAZAN’DAN BAYRAMA BİR AYLIK TERBİYE BİR ÖMÜRLÜK DİRİLİŞ
ÇANAKKALE’Yİ HATIRLAMAK
AK Parti Neden İvme Yakalayamadı?
Dezenflasyon programından taviz yok
ŞEKER DEĞİL, ŞÜKÜR BAYRAMI
RAMAZANDAN İSTİFADE EDEBİLMEK
Alaeddin’den Mevlânâ’ya Ramazan Yürüyüşü
ÜNLÜ EDELİM
KONYA’DAN NEVÂÎ VİLAYETİNE TİCARİ YATIRIM FIRSATLARI VE KARDEŞLİK KÖPRÜSÜ
Kalem, insanın dünyada bıraktığı en uzun ve kalıcı ayak izidir
Gündem Değil, Vicdan Örtülüyor
Epic Fury: Ortadoğu’da Jeopolitik Bir İntiharın Anatomisi
Konyaspor’dan müthiş dönüş… Futbolu işte bunun için seviyoruz.
İran Çetin Ceviz Çıktı
Evcil Hayvanlar Çocuk Gelişimini Nasıl Etkiler
SENİN DÜNÜR
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Yaş Almak mı, Derinleşmek mi?
Konyaspo’dan Görkemli Galibiyet
ANNECİĞİM
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Engin Ardıç Star televizyonunda haberlerden sonra yorum yaptığı yıllarda, hiç unutmam bizim Kayseri'nin oldukça dinden uzak bir köyünde okul harçlığı çıkarmak için işçilik yapıyordum.
Köylü oldukça zengindi. Hem zengin hem dinden uzak bir yaşamları vardı.
Daha bizim köye televizyon gelmemişti bile. Birkaç evde vardı sadece.
Zenginleşen insanlara has bir durum galiba, parayı gördükçe dinden uzaklaşmak...
Neyse konumuz bu değil.
Akşam işten sonra kahvehaneler tıklım tıklım dolardı. Biz de oturduk bir köşesine sığıntı gibi.
Haberleri izledik sıra Engin beyin yorumuna gelmişti.
O zamanlar Engin Bey onların hoşuna gidecek türden yorumlar yapıyordu.
Bir tanesi elinde oyun kâğıdı, ağzında sigara, kafayı yamultarak… Bunu dinciler öldürürler, yaşatmazlar, dedi.
Biz de İmam Hatip'te okuyoruz, serde delikanlılık var…
Adama çıkışmıştım:
Bizi öldürmeye gelenler hariç, biz kimseyi öldürmeyiz, demiştim.
Adam tabii o güne dek söylediklerine bir itiraz duymayınca, şaşırmıştı.
Benim köyümün neresi olduğunu öğrencince de anlamıştı olayı. Sorun da çıkmamıştı.
Aynı Engin Ardıç bir zaman sonra onların tam karşısına geçti.
Patronu yurt dışına kaçınca muhafazakârların yanında yer aldı. O taraftakilerin yaşam tarzı dürüst bir insana ağır geliyordu demek ki...
Maaşından başka bir geliri, malı mülkü de yoktu Engin Beyin. Öyle derdi yazılarında.
Muhafazakârları anlamaya, anlamlandırmaya başlamıştı geldikten sonra.
O aynı cenah bu sefer de Engin beye düşman oldular. Onlar kendileri gibi düşünmeyen herkese düşman olurlar.
Öyle böyle değil…
Daha sosyal medya henüz etkin değilken, linç kültürü başlamamışken kendi gazetelerinde, köşelerinde müthiş bir tezvirat ile Engin beyi işinden etmeye, onu susturmaya yeltendiler.
Ama başaramadılar. Rahmetli Ahmet Kekeç gibi o da kalemine güveniyordu. Ne bir mahkemeye giderdi bildiğim kadarıyla ne patronundan medet umardı diğerleri gibi.
Eleştirileri kendi köşelerinde göğüslerdi ikisi de, o keskin zekâları ile karşı tarafa da haddini bildirirlerdi.
Keyifle okunan nadir yazarlardan biri de Engin beydi.
Yabancı dilde eğitim veren kökeni de yabancı olan bir lisenin matbaa hatasıydı o aynı zamanda. Onların kılıcını sallamadı son zamanlarda.
Onların kılıcını sallamak kime düştü biliyor musunuz?
Önceden muhafazakâr camiada olup da şimdi karşı tarafta "karar” kılanlara düştü.
Hani,
Ne oldum demeyeceksin, ne olacağım diyeceksin, diye meşhur bir töreli sözümüz var ya?
Şimdi şöyle bir soru soralım:
Bugüne dek nasıl yaşarsan yaşa...
Engin Ardıç gibi mi ölmek isterdin, yoksa düşmanın kılıcını sallayanlar gibi mi ölmek isterdin?
Allah rahmet eylesin...
AK Parti Neden İvme Yakalayamadı?
Birlik İsterken Fitneyi Ateşleyenler
Kültürel Hegemonya Çatırdarken
Siyasette Seviye İçin Muhalefete Kulak Verelim
Yusuf Tekin istifa mı etsin?
İrtifa kaybeden muhalefet
Belediye Kreşi mi, Epstein Adası mı?
Sanat linç içindir
Belediyecilik CHP’nin işi
İş yapmayana oy vermek