Devlet İnşaat firmalarının Ellerindeki Boş konutları Satın Alarak Kiralık Kamu Konutlarına Dönüştürebilir
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
BANKA PROMOSYONU VE PROSMOSYON YERİNE FAİZSİZ KREDİ SEÇENEĞİ CAİZ Mİ?
Bu adam ya çok zeki… ya da zır deli
İNSANLARI ŞİRKTEN KURTARAN DİN, MÜSLÜMANI ŞİRKLE SUÇLAYAN ZİHNİYET NEREDEN NEREYE GELDİK
PKK/YPG/SDG ÇÖP OLDU
İRFAN SOFRASINDA BULUŞMAK
Sanat linç içindir
Eleştirmiyorum Gördüğüm Ürünü Anlatıyorum
Eyüpspor rüyasında görse inanmazdı
YOLUN SONU
“Kalite” Anlaşılmak İçin “Zaman ve Sabra” İhtiyaç Duyar
Ankara’nın Konya Gibi Bir Modele İhtiyacı Var
İNSANOĞLUNUN EN BÜYÜK İMTİHANI, YAPAY ZEKÂ
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
AHLAK VE VİCDANIN SESİ MISIRLI YAZAR MUSTAFA LUTFİ EL-MENFALUTİ
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
SAĞLIK BAKANINA MEKTUP
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
Samsunspor ders verdi, Konyaspor izledi…
İnsanlar durduğu yerde saymazlar.
Doğumundan ölüme kadar sürekli bir değişim halindedir.
Kimisi fiziki değişim yaşar, kimisi hem fiziki değişim yaşar, büyür, hem de gelişir, kendisini değiştirir.
İnsanlar geliştikçe bulundukları konum da değişir.
İlkokulu bitiren ilkokulda kalmaz neticede.
Hayata atıldığı, iş güç sahibi olduğu zaman da basamakları birer birer çıkmaya başlar insan.
Buraya kadar her şey normal seyrindedir.
Buradan sonra tabiri caizse taht kavgaları başlar.
Nedir taht kavgaları?
Hani şu meşhur koltuk sevdası.
Makam mevkii istemeyen insan türüne pek fazla rastlanmış değil eskiden beri.
Her ideolojiden, her dinden, her ırktan, her meşrepten insan makam sever, koltuk sever.
Yukarı çıkmayı, insanlara emir vermeyi, insanların önünde olmayı, etrafındakilere ''ben bu oldum'' demeyi her insan ister.
Kimisinin haklı! gerekçeleri vardır...
''O işi o yapıyorsa ben de yaparım,
O benden daha mı iyi yapacak?
Ben istemedim bana zorla verdiler,
Beni insanlar istiyor...'' gibi.
Hele bir güruh var dillere destan...
''Hizmet etmek istiyorum!''
Hizmet etmek istiyorum diyenlerden hiçbirinin sırtında Kızılay çuvalı görmedik ama inandık da dediğine, beyan esastır bizde...
Bir kesim daha var, onlar biraz inandırıcı diğerlerine göre.
''Görevden kaçılmaz, biz yapmasak daha kötüleri yapacak!''
Evet, bu kesim inandırıcı biraz.
Bu kesime tam anlamıyla inanmak için de bir takım kriterler var...
Koltuk sallanınca irtifa kaybediyorlar mı? Hemen telefonu ellerine alıp, belki lâzım olur diye kaydettiği kişilerle temas kurmaya başlıyorlar mı?
Neydi?
''Görev istenmez, verilir!''
Peki, bu söz geçerliliğini koruyor mu hâlâ?
Bu sözü en çok, yukarı çıkarken görev isteyenlerden duyuyoruz.
Yukarıdaki görev dağıtanlar yukarı çıkarken görev istemeyip, görev verilenler olsaydı, bu söze uygun hareket edelim denirdi.
Maalesef şu durumda görüyoruz ki, etrafta görev istemeyen nitelikli insanlara görev vermeye çalışan kimse yok.
Ya o insanları Allah, makam ateşinden koruyor ya da o insanlar dünya nimetinden yararlanmamakla imtihan ediliyor...
Temennimiz o ki, imtihanı kaybedip görev isteme kuyruğuna girmezler...
Sanat linç içindir
Belediyecilik CHP’nin işi
İş yapmayana oy vermek
Müfredat, Rotasyon ve Kalite
Seküler kesimin çatallı dili
Sessiz Çoğunluğun “Temiz Eller“ Manifestosu
Milletin Sinirini Bozmayın!
İddia ediyorum boş iddianame!
Aileyi madde planında kurtarırken
Torpil iyi işlere gölge düşürüyor