İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Kültürel Hegemonya Çatırdarken
Ramazan İkliminde Bir Hatırlayış: Tahir Büyükkörükçü’nün vefatının 15. Yılı -1-
O KADAR MI ZOR?
Taşkent’te Muhteşem Bir Kompleks: İslam Medeniyet Merkezi
KUR’AN’A GÖRE AMEL EDENLER YÜKSELİR, ETMEYENLER DE ALÇALIR
İŞTE KULUM
Seküler Ahmaklığın NEET İhaneti
Haydutlar küresel ekonomiyi yangın yerine çevirdiler
ÇIVIT
İhtiyarlar Cennete Giremez!
Müslümanların Büyük İmtihanı “Ne tarafta yer alacağız?”
Eski Konyaspor ruhu, bu
ÇOCUKLAR İLAHİLER EŞLİĞİNDE ALLAH DİYOR NAMAZA KOŞUYOR, BAZILARI NEDEN RAHATSIZ OLUYOR?
Yaş Almak mı, Derinleşmek mi?
İFTAR VAKTİ
İNSANLIĞA DÜŞMAN ŞETAN VE ONUN ASKERLERİ
Konyaspo’dan Görkemli Galibiyet
ANNECİĞİM
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
Her meslek grubundaki insanlar kendi statülerini kendileri belirler.
Herhangi bir koruyucu yasa yoktur meslek erbabları için. Olmasın da zaten.
Bizim toplumda doktorların, avukatların, subayların, mühendislerin kendiliğinden oluşan bir statüsü var, konumu var.
Artık çok olduğundan mıdır, düşük maaş aldıklarından mıdır, kendilerini geliştirmek isteyen herkese hakaret ettiklerinden midir bilinmez, öğretmenlik mesleği dillerde kutsal ama gönüllerde yerde sürünmektedir.
Öğretmenlerin duvarları ne yazık ki çok yüksek ve çok kalındır, kimse kabuğunu kırmak istememekte, üçüncü dünya ülkeleri gibi, kapalı kutu olma yolunda emin olmayan, muğlak adımlarla ilerlemektedir.
Her zaman pohpohlanmak isterler, sırtının okşanmasını isterler. Marifet iltifata tabii derler ama marifet göstermeden iltifat beklerler.
Sürekli şikâyet eden, her türlü yeniliğe kendini kapatan, tüm suçu sisteme yükleyip aklına gelebilecek her şeyi eleştiren, dünyanın merkezine kendisini koyan, tüm ülkede ne tür sorun olursa olsun, ne kadar aç insan olursa olsun, ne kadar işsiz olursa olsun, bunları dert etmeyip, maaşlarına zam isterler. Zam vermeyenleri de taraflı tarafsız hepsi yerden yere vurur.
Rakamlarla açıklanan gerçekleri görmezden gelirler. Başbakan 15 saat çalışıp 40 saat çalışanla aynı ücreti alıyorsunuz, der. İsyan ederler!
Birisi çıkar, okey oynuyorsunuz, der oynayan da oynamayan da herkes isyan eder.
Hizmet içi eğitim alın, kendinizi geliştirin, derler, sanki tek hizmet içi eğitim öğretmenlere veriliyormuş, diğer mesleklerde böyle bir şey yokmuş gibi, tatilimiz heba olacak diye feryat ederler.
Kitap alacak paramız mı var da kitap alalım diyenlere bile her okulda rastlayabilirsiniz, sanki kitap sadece para ile alınıp okunuyormuş gibi. Kitap okuyabilenlere dedelerinden miras kalmış gibi.
Tamam, hakkını yemeyelim öğretmenlerin, bakanlık adam akıllı bir hizmet içi eğitimi vermiyor, doktorlar lüks otellerde hem tatil yapıp hem hizmet içi eğitim alırken, köhne salonlarda, anlattığı konuya hâkim olmayan öğretim elemanları tarafından kafaları şişiriliyor öğretmenlerin. Bu da işin başka boyutu.
Atanamadığı zaman, öğretmen olabilmek için kırk takla atan, yeter ki öğretmen olayım başka bir şey istemiyorum, diyen insanlar, öğretmen olduktan sonra, sistem böyle, böyle gelmiş böyle gider rahatlığı ile yayılıveriyorlar.
Sanki bedava iş yapıyormuş da, hayrına öğretmenlik yapıyormuş da, bakanlardan, başbakandan kendilerinin motive etmeme konusunda şikâyetçi oluyorlar. Aldığın maaş seni motive etmiyorsa daha ne motive edecek ki seni?
Kendileri sınıflarda derse girdikleri zaman, öğrencilere, geri zekâlı, salak, aşağılık gibi sıfatları yakıştırıp, onları motive etme yolunda elini oynatmayan insanlar, kendilerinin motive edilmelerini umuyorlar.
Ek dersi kesilmese okula bile uğramayıp rapor alan ve kul hakkı dediğiniz zaman en usturuplu cümlelerle herkese haddini bildiren öğretmenlerimiz var.
Ben de bir öğretmenim ve yukarıda saydığım özellikleri hepimiz barındırıyoruz. Bu özellikleri barındırmayan öğretmenlerimize tek kelime doğrultmadım, doğrultmam da!
Benim lafım ortaya, üzerine alınan alınsın!
Biz kendimize çekidüzen vermezsek, gelen giden her bakanın şamar oğlanı oluruz! Biz güçlü olalım, kendimizi geliştirelim ki birileri çıkıp bizim asabımızı bozmasın!
Kültürel Hegemonya Çatırdarken
Siyasette Seviye İçin Muhalefete Kulak Verelim
Yusuf Tekin istifa mı etsin?
İrtifa kaybeden muhalefet
Belediye Kreşi mi, Epstein Adası mı?
Sanat linç içindir
Belediyecilik CHP’nin işi
İş yapmayana oy vermek
Müfredat, Rotasyon ve Kalite
Seküler kesimin çatallı dili