DOLAR
43,40
EURO
50,92
STERLİN
58,61
GRAM
6.930,69
ÇEYREK
11.388,29
YARIM ALTIN
22.654,31
CUMHURİYET ALTINI
45.166,07
Ömer Lütfi ERSÖZ
Ömer Lütfi ERSÖZ
omerlutfiersoz@yenikonya.com.tr
22 Ocak 2026 Perşembe günü yayınlandı

BANKA PROMOSYONU VE PROSMOSYON YERİNE FAİZSİZ KREDİ SEÇENEĞİ CAİZ Mİ?

 

     Faiz sistemi üzerine kurulu Konvansiyonel Bankaların vereceği Promosyonun caiz olup olmadığı hususu geçtiğimiz yıllarda sorulmuş ve Din İşleri Yüksek Kurulu 18.08.2017 tarihinde ekteki fetvayı vermiştir:  "Bankaların kamu veya özel sektörde çalışanlara çalıştığı kurumlar tarafından maaşlarını kendilerinden almayı tercih etmeleri karşılığında vermiş oldukları Promosyonlar işleyiş bakımından faize tam olarak benzememekle birlikte faiz şüphesinden de tümüyle uzak değildir bu itibarla temel ihtiyaçlarını karşılayacak durumda olanların bu parayı kendileri ve bakmakla yükümlü oldukları yakınlar için kullanmamaları, bilakis ihtiyaç sahibi fakirlere vermeleri uygundur.”

     Faiz sistemi ile çalışan konvansiyonel bankalar, kamu kurum, kuruluşları ve özel sektörde çalışanlara verilen Promosyon için yeni yöntemler geliştirmektedirler. Son dönemde öne çıkan uygulamalardan biride Promosyon yerine Faizsiz Kredi seçeneğinin sunulmasıdır. Belirlenen Promosyon tutarını almayıp bankaya bırakanlara sunmuş oldukları alternatif teklif şöyledir: 247.000 TL alırsanız 20.583 TL olarak 12 ayda,  283.000 TL alırsanız 28.300 TL olarak 10 ayda, 335.000 TL alırsanız 41.875 TL olarak 8 ayda, 417.000 TL alırsanız 69.500Tl olarak 6 ayda ödemek şartıyla verilen kredi tutarı faizsiz bir şekilde ödenir denilmektedir.  Bu caiz mi diye bu hususu da yeni güncel bir durum olduğu için Ehli Sünnet Âlimler Birliği Başkanı Prof. Dr. Orhan Çeker Hocama sordum, vermiş olduğu cevap ekte sunulmuştur:

"Maaşı ödeme borçlusu olan kurum ile Promosyonu veren kurum aynı çatıda birleşiyorlar ise o Promosyon maaşı yapılmış zam gibi olur mesela memur ve emekli maaşını devlet vermektedir Promosyon da devlet bankası verirse maaşa zam yapılmış gibi olup helal görüyoruz. Ama bunlara maaşı devlet Bankası dışında bir kurum verseydi o Promosyon o bankanın hediyesi gibi olur. Bu sefer de hediyenin helal olup olmaması gündeme gelir. Malumdur ki gelirinin çoğu haramdan gelen kimsenin hediyesi helal olmaz. Promosyon alanlar bunu düşünmek zorundadırlar. Kimi bankalar yüksek rakamlı Promosyon verince bazı kurumlar maaş bağlantısını onlarla yapmaktadırlar. Çok net olarak söyleyelim ki bu Promosyon helâl değil. Hiç kimse bu bankanın hediyesidir bahanesine yapışmasın. Faiz anlayışımızı erozyona uğratmayalım. Salabet sahiplerini takdirle karşılıyorum. Bu yazıya göre Promosyon haram çıkıyorsa o kredi alınabilir helâl çıkıyorsa yok.” Ayrıca Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Nurettin Yıldız,  Ankara Müftüsü Hasan Çınar, Din işleri Yüksek Kurul Üyeliği yapmış olan dönem arkadaşım Rıfat Oral hocalarımla görüştüm, 190 fetva hattını arayıp konuyu enine boyuna ayrıntılı konuştum. Her birinin verdiği ortak cevap: Faiz ile iş yapan bankaların verdiği ister Promosyon, ister kredi, ister hediye olarak verilsin faizdir, en iyimser yorumlayanlar, faiz şüphesi barındırdığı için Promosyon bankada bırakılmasın alınsın ihtiyaç sahibi fakirlere dağıtılsın denilmiştir. Şahsen bende bu görüşü benimseyenlerdenim.

     Bu Promosyon parasından menfaat beklemek helal değildir. İster Promosyon isterse karşılığında kredi verilsin her durumda Bankanın menfaat sağlaması söz konusudur. Verilen kredinin de peşin alınan Promosyon sebebiyle olduğu aşikârdır. Faizsiz olarak ifade edilen kredinin tahsisi, çalışanın Promosyon parasını bankaya iade etme şartına bağlandığı hakikati gözden kaçırılmamalıdır.

     Esasında hangi Banka ile anlaşılacağı Memurlara sorulmadan gerçekleştirilmektedir. Bu durum kesiklikle yanlıştır. Faiz hassasiyetini taşıyan bir Müslüman kesinlikle Konvansiyonel faizli Bankalardan uzak durur ve durmalıdır. Eskiden Maaşlar Mutemetlerden alınırdı. Tatbikî günümüzde yüklü miktarlarda paranın taşınması elden verilmesi de çok mümkün değildir. Ancak her kurumun yetkili amirleri Promosyon antlaşmasını Katılım Bankaları ile yapsalar, kanaatimce daha uygun olur diye düşünüyorum. Bu durumda yöneticiler, sorumluluk görevini doğru yapmalıdırlar. Herkes yaptığı ve yapması gerekirken yapmadığı davranışlardan, işlerden de sorumludurlar.

     Son yüz yıllık bir süre içinde klasik bankalar İslam dünyasına girerek faaliyetlerini yaygınlaştırmışlardır. Ortaya çıkan somut uygulama sonrası İslam âlimleri, halkın ihtiyaçlarına cevap verebilmek ve aynı zamanda alternatifini oluşturmak düşüncesiyle konuyu enine boyuna değerlendirmişlerdir. Faizle iş yapan bankalarla Müslümanların zaruret dışında herhangi bir muamele yapmalarının haram olduğu hususunda ittifak etmişlerdir. Faiz bataklıktır, Allah (c.c.) ve Resûlüne harp açmaktır. Bu savaşa girenlerin kaybedeceği muhakkaktır.

     Kur'an-ı Kerimde faiz, riba olarak bildirilmektedir.  Riba=Faiz sözlükte; artmak, çoğalmak, yükselmek, şişmek, fazlalaşmak gibi anlamlara gelmektedir. İslâm Terminolojisinde ise, akitlerde şart koşulmuş bulunan karşılıksız fazlalık veya ribevi (faiz akdinin gerçekleşmesi esnasında duruma maruz kalan mallardan aynı sınıfa dâhil olanların birbirleri ile veresiye olarak satılması anlamında kullanılmaktadır.) Kur'an-ı Kerîm de riba konusu dört yerde geçmektedir.

     Bakara sûresindeki âyetlerde ise faiz şiddetli bir üslupla yasaklanmış, faizi bırakanlara bazı imkânlar gösterilirken ısrar edenlere dünya ve ahirette karşılaşacakları kötü sonuçlar bildirilmiştir.  "Faiz yiyenler (kabirlerinden), şeytan çarpmış kimselerin cinnet nöbetinden kalktığı gibi kalkarlar. Bu hal onların ‘Alım-satım tıpkı faiz gibidir' demeleri yüzündendir. Hâlbuki Allah, alım-satımı helâl, faizi haram kılmıştır. Bundan sonra kime Rabbinden bir öğüt gelir de faizden vazgeçerse, geçmişte olan kendisinindir ve artık onun işi Allah'a kalmıştır. Kim tekrar faize dönerse, işte onlar cehennemliktir, orada devamlı kalırlar.” (Bakara Sûresi âyet:275) "Allah, faizi mahveder (Faiz karışan malın bereketini giderir) de sadakaları ise bereketlendirir. Allah küfürde ve günahta ısrar eden hiç kimseyi sevmez.” (Bakara Sûresi âyet:276)

    Faiz yasağı İslâm'ın kesin hükümleri arasındadır ve her çeşidi ile faiz haramdır. Ferdî ve içtimaî zaruret halleri müstesnadır. Bu istisnalar da devamlı değildir. İslâm'ın iktisadî, içtimaî, ahlâkî nizamı bir bütün halinde işletildiği zaman faize zaruret hâsıl olmaz. İslâm ekonomisi sermaye birikimini teşvik için faizi değil, ortaklık usulünü ileri sürmüştür. Bu usulde sermaye faizsiz olacağı için maliyet ve enflasyon problemi ortadan kalkacak, mülkiyete iştirak tabana doğru yaygınlaşacak, ekonomik ve sosyal farklılaşma asgari seviyeye inecek; sermayeye, yatırımlara ve ticarete kötü gözle bakılmayacaktır. Para bir değişim vasıtasıdır. Onu, alınıp satılan mal haline getirmek ve rizikoya girmeden gelir sağlamak tatlı fakat zehirli yiyeceklerle beslenmeye benzer, tesirini gösterince çok defa iş işten geçmiş olur.

     Müslüman için ticaret (alış-veriş) helâl, faiz ise kesinlikle haramdır. Her Müslüman bu hakikate dikkat ederse olumlu sonuç alınır. Aslında her konuda helâl ile haram arasında çok ince bir çizgi farkı vardır. Bahsettiğim gibi alış-veriş, ticaret ile faiz arasında ince bir çizgi vardır. İnanan bir Müslüman kestiği kurbanını Allah (c.c.) adına keserse helâl, Allah'tan başka ilâhlara, Putlara keserse haramdır. Hâlbuki kesilen koyun, keçi v.b. aynıdır. Hangi niyetle yaptığının çok önemi vardır. Faize karşı olmak zorundayız.

     Sistem faiz üzerine kurulu olduğu için zaman zaman dolaylı veya zorunlu olarak katılım bankalarının bazı işlemleri de şüpheli olabilmektedir. Ancak konvansiyonel bankaların yaptıkları her işlem faizdir. İslam faizi kesin olarak haram kılmıştır. Biz Müslümanlar faize karşı net tavır alırsak, ticaretimizde de katılım bankalarını kullanırsak inanıyorum ki, yakın gelecekte faiz belasından kurtuluruz. Her birimiz imtihan ediliyoruz. Haydi, hep birlikte faize karşı olup kazançlarımızı, ticaretimizi helâl yoldan yapmak için çalışalım. Yanlış ve şüpheli gördüğümüz hususlardan dan uzak duralım. Müslüman faizden kaçınarak, helal yollardan zengin olup zekât vermeli, infak yapmalıdır. Ancak dünyevileşerek, faizi çok rahat kullanmanın da bir bedelinin olacağı unutulmamalıdır.

     Mahkeme-i Kübra da hesaba çekildiğimiz zaman dünyada kaç fabrikan, evin, otomobilin var diye sorulmayacak, faiz yedin mi? yemedin mi?  diye sorulacak. Rabbimiz, faize bulaşmadan huzuruna tertemiz gidenlerden olmayı her birimize lütfeylesin! Âmin.

     omerlutfiersoz@gmail.com 

 

 

 

.

 

 


Yazarın Diğer Yazıları