Beni Seviyorsanız Resulümün (s.a.v.) Ahlakını Kuşanın! (3/31)
Altın finansal bir özgürlük aracıdır
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
YAZMAK, DÜNYANIN EN MUTLULUK VEREN İŞİ
İMAMOĞLU Silivri Palasta ÖZEL Ayağında Pranga İle Nereye Koşuyor
SİYASET DE BİR MAÇTIR AMA CENTİLMENLİKLE OYNANMALI
FATİH’İN İDEALLERİ FETİH RUHU VE İSTANBUL’UN FETHİ BİZE NE ANLATIYOR?
Yanmaz, yapışmaz muhalefet
YARGININ MUTLAK BUTLAN KARARI İLE CHP’NİN 80 YILLIK SÜREDE Batı’nın ÜZERİNE GİYDİRDİĞİ VESAYET ZIRHI ve ZİHNİYETİ PARÇALANIYOR
Hadiselerin ve Zamanın Ötesinde Bir İlim Ocağı: Hâdimî Kütüphanesi ve Yazma Eserlerin İzinde
BASINIMIZIN MEDARI İFTİHARI ULU ÇINAR
Yeni Konya bu şehrin kendisidir.
2026 - Özbekistan’da Mahalleyi Geliştirme ve Toplumsal Yükseliş Yılı
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
28 Şubat’ın Sivil Kahramanına Veda
TÜRKİYE – NATO ARASINDA SON VE BÜYÜK FİNAL
MÜZELİK OLMADAN
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
"Edeb, edib, adebiyat” aynı kökten gelen kavramlardır. Terbiye, nezaket, namuslu ve ahlaklı olmak anlamlarına gelir. Edeple yazıldığı için, edebi ve ahlakı anlattığı için yazı dünyamıza, şiirlerimize, nesirlerimize "edebiyat” denmiştir. Edebiyat edebi gerektirir, edep dışı yazılanlar edebiyata girmez. Büyüklerimiz, "ilmin başı edep” demişlerdir. Tasavvuf terbiyesi de edeple başlar, tekkede önce edebi öğretirler. Biz de yazılarımızda bu kurala dikkat ediyoruz, kızdığımız konularda bile ağzımızı bozmuyor, kalemimize sahip oluyoruz, kurduğumuz cümlelerde saygıyı aşmıyoruz, okuyucuya saygı duyuyoruz. Bu sefer alınanlar olacaktır ama birilerine birazcık dokunacağım, birilerinin kulağını çekeceğim.
Evet, edep haddini bilmektir, içinde bunduğun topluma saygı duymaktır, insanca yazmak, konuşmak, davranmak, namus ve haysiyetine sahip çıkmaktır. Büyüklerimiz, terbiyesizce, hayasızca konuşanlara, saygısız davrananlara, ağzını bozanlara, uçkuruna sahip olmayanlara "edepsiz” demişler, kaba davrananlara, huzuru bozanlara, fahiş fiyatlara satanlara, fuhuş konuşanlara "Edep Ya Hu” diye ikaz etmişlerdir.
Biz de buradan bazı tüccarları "Edep Yahu!” diye ikaz ediyoruz. Bazı tüccar kılığında çıkarcılar, bazı fırsatçılar, bazı sadece cebini, kasasını, kesesini düşünenler, memleket batsa umurunda olmayanlar, dolarla alınıp satılmadığı halde, Türkiye'de üretildiği halde, sattıkları mallara bir hafta içinde yüzde yüze varan zam koydular. Neymiş efendim, "dolar yükselmiş, sattığı malın maliyeti artmış, hammaddesi dolarmış”(!) Yahu diyorsun, "bu mallar plastik, Türkiye'de üretiliyor. Ham maddesi petrolse, petrole daha yüzde yüz zam gelmedi. Bu mal, temel gıda maddesi yağ, hammaddesi mısır, ayçiçeği, zeytin, fındık, bunların tamamı Türkiye'de yetişiyor. Sen ne yamak istiyorsun? Malını depondan çıkarmıyorsun, pahalanacak algısı oluşturuyorsun”. Ama kim anlar kim dinler. Adamın varsa yoksa kasası- kesesi.
Ders almıyor musun kardeşim; işte yanan fabrikaları, dükkanları görüyorsun. Tabii afetlerle, sellerle telef olan ürünleri, evleri, arabaları, işyerlerini görüyorsun. Rabbimiz isterse yedirmez değil mi? Borsada kaybedersin, hayırsız bir evladın yüzünden kaybedersin, sağlığın bozularak kaybedersin, tabii afetlerle kaybedersin, başına gelen bir kaza neticesinde kaybedersin. Eğer Müslümansan haram mal hayır getirmez sana. Ayet-i kerimede buyrulur: "Başınıza gelen musibetler kendi ellerinizle kazandıklarınızdan dolayı”.
Evet, Hükümet dövizin-doların ateşini düşürmek için bütün gücünü ortaya koyarken, bütün tedbirleri alırken, içimizdeki fırsatçılar da bulanık suda balık avlarcasına durmadan fiyatları şişiriyorlar. Toptancılar perakendecileri ateşliyor: "Dolar yükseldi, mallara yüzde elli zam geldi, sakın elindeki malı eski fiyattan satma, bu sefer de vereyim ama yarın gelince bu fiyata bu malı bulamazsın” diye habire korkutuyorlar. Üstelik sattıkları mallar Türkiye'de üretiliyor, has Türk malı. İşçi maaşlarına yüksek zam gelmemiş, petrole yüksek zam gelmemiş ama doları bahane eden fiyatı yükseltiyor. Bunlarda Allah korkusu da yok, memleket sevgisi de. Ambardaki, depodaki malını saklamış, bekletiyor, satmak istemiyor. Yazıklar olsun. Bu memleketteki istikrar ve huzur ortamında zengin olan, bu milletin parasıyla adam olan, bu hükumetin desteğiyle büyüyen bu tüccar grubu, maalesef bir yabancıdan daha yabancı bu millete, daha Fransız bu millete. Geçmişi unutmuş, devletin geleceği de umurunda değil. Hep ifade ederiz, bu gemide hep beraberiz. Bu gemi batarsa sen de ben de yok olacağız.
Evet, bir yakınım küçük tüccar, plastik mutfak eşyaları alıp satıyor. Her üç günde bir Konya toptancısından parça parça mal getiriyor, eksilenleri tamamlıyor. Her varışında toptancının zamlarıyla karşılaşıyor. "Bu zam neden” diye sorunca, "dolar yükseldi, zam geldi, sakın dünkü fiyattan satma” diyorlar. İster istemez toptancının yaptığı zamma bir de bizimki ilave ediyor, Fabrikadan bir liraya çıkan mal tüketiciye üç lira olarak ulaşıyor. Böyle bir açgözlü tüccara devlet ne yapabilir? Evet, fiyatlar denetlenmeli, zamların nedeni sorulmalı, gerekçesiz zam yapanlar cezalandırılmalı, hesapları tek tek kontrol edilmeli, kesmediği faturalara bakılmalı, devlet devletliğini yapmalı. Bu insanları sorgusuz bırakırsan, bu milleti soymaya devam ederler. Aksi halde bu memlekette enflasyonu indirmek mümkün olmaz. Tüketici olarak "Edeb Ya Hu!” demekten başka ne diyebiliriz.
Edeb bir taç imiş Nur-u Hüda'dan,
Giy ol tacı, emin ol her beladan.
BAŞKAN ADAYLARINDA GÖRMEK İSTEDİKLERİMİZ
KUR’AN’DA YAHUDİ PROFİLİ
HEDEF TÜRKİYE
İSLAM BARIŞ GÜCÜ ŞART
GAZZE YANARKEN YÜREK YANMAZ MI?
İSRAİL’İN ZEVALİ YAKIN
CAMİLER VE DİN GÖREVLİLERİ HAFTASI
EĞİTİM POLİTİKAMIZ GÖZDEN GEÇMELİ
ÖZENTİLİ BİR KUŞAK VAR
İLAHİ UYARILAR DEVAM EDİYOR!