Sektörel Ücret Dengesizlikleri Büyümeyi Tehdit Ediyor
MEKKE’DE DOĞAN TEVHİD, AKABE’DE VERİLEN SÖZ 1. BÖLÜM
“BEN”LİKTEN, “BİZ”LİĞE
Bir Kitap, Bir Dipnot ve Bir Medeniyet Meselesi
Özbekistan Mergilan Şehrinde Muhteşem Bir Merkez: Burhaneddin el-Marğinani İlim, Eğitim ve Turizm Külliyesi/ Kompleksi
AK Parti’nin Rantçı Şımarıkları
BEN İNSANIM
İSLÂMİ NATO’NUN AYAK SESLERİ
ŞAKA MI, SAYGISIZLIK MI ???
Beşten Dördü Gitti, Biri Kaldı!
Mekke Anlaşması
OSMANLIDA BİR RAMAZAN NASIL GEÇERDİ?-2-
TÜRKİYE’NİN AFRO-AVRASYA’NIN BÜTÜN ENERJİ VE TEDARİK KORİDORLARINDA VE HATLARINDA YÜKSELEN GÜÇ ETKİSİNİN STRATEJİK GÜÇ ÇARPANI MİMARİSİ DAHA DA DERİNLEŞİYOR.
GENÇLİĞİMİZİ ve GELECEĞİMİZİ TEHDİT EDEN EN BÜYÜK TEHDİT UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞI BELASI
TOPLUMSAL YOZLAŞMA VE OKUL MEZUNİYET PARTİLERİ
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
Konya'nın rüzgârı bazı günler başka eser.Şehrin sokaklarından geçerken insan, sesini duymasa bile bir kıpırdanma, bir çağrı hisseder.Toprağın altından yükselen, göğün koynunda dolaşan, kalbin en kuytusuna sızan o eski nefes. Herkese aynı şeyi fısıldar.
O geliyor.Zamanı aşarak yürüyen bir misafir.Şems-i Tebrîzî.
Mevlânâ'nın gönlünde ateşi tutuşturan, Konya'nın ruhuna yüzyıllar boyunca ışık veren o büyük derinlik yolcusu.O geldiğinde yalnızca bir derviş gelmez,bir devrin uykusu bölünür, bir kalbin örtüsü kalkar.Ve sanki bugün, modern yolların betonunda bile o ayak izleri yeniden duyulur oluyor.
Çağın dili sertleşti.
Kelimeler sevgisizleşti.
İnsan, insanı duymayı unuttu.
Kalpler daraldı,merhamet giderek sessiz bir misafir gibi kapının gerisine çekildi.
İşte Şems tam da böyle zamanlarda gelir.
Zira o, sadece 13. yüzyıla değil, her yüzyıla gönderilmiş bir hatırlatmadır.İnsan ölçeğini şaşırdığında,akıl kalbin önüne geçip gönlü susturduğunda,sevgi hayatın merkezinden kaydığında, Şems yeniden ses verir.
Bugün de geliyor.
Belki çarşıda rastlayamazsınız,
Belki sokakta yürürken göremezsiniz.Ama kalpler, eğer biraz olsun sessizleşirse, o sesin dokunuşunu duyacaktır.
Şems bir Derviş fakat aynı zamanda bir devrimci.
Seyyah ama ruhların seyyahı.
Meczup ama hikmet sarayının en derin âriflerinden.Ünvan istemezdi, makam bilmezdi.Onun dergâhı gökyüzü, postu insanın kalbiydi.
Tek bir sorusu vardı:"Gerçekten seviyor musun?”
Bu soruyu Mevlânâ'nın kalbine bıraktığında, tarihin en büyük dönüşümlerinden biri yaşandı.
Bir âlim, bir âşığa dönüştü,bir fıkıh hocası, semanın şairi oldu.Konya'nın havası bile değişti.Şehir bugün çok daha büyük.Binalar yükseldi, yollar genişledi, ışıklar çoğaldı.Ama ışık çoğaldıkça gölgesi de büyüyen bir çağdayız.Gürültü arttı, fakat iç sesi duyanlar azaldı.İnsan yalnızlaştı ve ne gariptir, kalabalıkların ortasında yalnızlaştı.
İşte tam bu noktada Şems'in nefesi şehre yeniden dokunmak istiyor.Çünkü Konya betonla değil, gönülle büyüyen bir şehirdir.Tarihini taşlardan değil, kalplerden devralmıştır.Şimdi o kalplerdeki ateşin yeniden harlanması gerekiyor.
Konyalı kardeşim.Bu çağrının en büyük muhatabı sensin.Toprağında Şems'in ayak izi, göğünde onun nefesi var.Ama sormak gerek,Bu şehrin ayağının altındaki aşk toprağı hâlâ sıcak mı?
Aşkın başkentinde aşksız yaşanır mı hiç?
Kalbinin kıvılcımını koruyor musun, yoksa zamanın soğuk rüzgârları mı üflüyor üzerine?Şems kapını çalıyor.Bir binanın kapısını değil, gönlünün kapısını.Israr etmiyor, bağırmıyor, zorlamıyor,sadece bekliyor.Çünkü aşk, kapısı zorlanan değil, kapısını kendi açan gönle girer.
Bugünün Şems'i Nerede?
Belki bir çocukta saklı onun yüzü.
Belki bir yaşlının helal lokmasında.
Belki sabah namazından dönen birinin sessiz adımında.
Belki işçinin alın terinde.
Belki yalnızca bir bakışta, bir tebessümde, bir susuşta.
Zira Şems bir kişi değil artık,bir hâl.
Ve o hâl hâlâ yaşayanlarda gizli.Bir şehir düşünün ki medeniyetini taşlara değil, gönüllere kazımış olsun.Konya böyledir.Ama bugün, gönüller yorulmuş, gözler bulanmış, ruhlar ağırlaşmış durumda.
Şehir yeniden uyanmalı.Dergâhların değil, kalplerin kapısı açılmalı.Sokaklarda gürültü eksik olmayabilir ama gönüllerde ilahi aşkın,zikrin, sükûtun yeniden yerleşmesi gerek.Aşkın nefesi bu şehre yeniden yayılmalı.
Şems der ki:"Kalbin ateştir, onu söndürme.”Bugün teknoloji, hız, bilgi çağında insanın en çok kaybettiği şey işte bu ateştir.Aşkın ateşi.Şems geliyor çünkü bu ateşi yeniden yakmak istiyor.
Kibir duvarlarını yıkmak, tevazuyu kalplere indirmek, insanı insanla yeniden tanıştırmak için.
Mevlânâ'ya değil, sana geliyor.Bir dergâha değil, senin kalbine.
Ve şimdi Konya'nın taşlarında yeniden aynı ses dolaşıyor:
"Ben geldim Gönlünü aramaya.”
Bu ses sadece geçmişten değil, bugünden geliyor; geleceğe de yürüyor.
Konya'nın cevabı ise yedi asır sonra yine aynı Şeb-i Arûs olmalı.
"Hoş geldin ey aşkın ateşi
Hoş geldin ey Şems.”
MEKKE’DE DOĞAN TEVHİD, AKABE’DE VERİLEN SÖZ 1. BÖLÜM
ÇİN TİYATROSU VE BİZİM FİGÜRAN GAZETECİLER
MİLLÎ İRADE DİNÎ İRADE İLE AYAKTA DURUR
DARBELERİN GÖLGESİNDEN 15 TEMMUZ DİRİLİŞİNE
KANAYAN YARAMIZ URUMÇİ
GÜÇLÜ DEVLETİN SIRRI GÜÇLÜ TOPLUMDUR
TOPRAĞINI KAYBEDEN GELECEĞİNİ KAYBEDER
HİCRET BİR YOLCULUK DEĞİL BİR DURUŞTUR HİCRET BİR TARİH DEĞİL BİR HAYAT TARZIDIR
İLAÇTA BAĞIMSIZLIK EN AZ SAVUNMA SANAYİİNDEKİ BAĞIMSIZLIK KADAR ÖNEMLİDİR
FATİH’İN İDEALLERİ FETİH RUHU VE İSTANBUL’UN FETHİ BİZE NE ANLATIYOR?