ZİRVEYE ÇIKMANIN YOLLARI
ALLAH İŞLERİ EN GÜZEL ŞEKİLDE YAPMAYI EMREDER
İNSANOĞLUNUN EN BÜYÜK İMTİHANI, YAPAY ZEKÂ
AltınS1 ile Gram altın arsındaki makas gerçekçi değildir
BİRBİRİNE BENZER İKİ FARKLI ÜLKE: TÜRKİYE VE İRAN
İRAN’IN SON KULLANMA TARİHİ GELDİ
Özgürlük Dışarıdan Gelmez Düşündünüz mü? “İran karışırsa ne olur?”
Belediyecilik CHP’nin işi
MESCİDİ HARAMDAN MESCİDİ AKSAYA, ORADAN DA SİDRETÜL MÜNTEHAYA YAPILAN KUTSAL YOLCULUK
KÜFÜR
Hangi Hazine Daha Değerli: Yeraltı mı, Yer Üstü mü?
ÖFKE, TUZAKLAR VE CUMA GÜNLERİNİN HÜZNÜ
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
Veeeee nihayet! Güzel futbol güzel sonuç…
Bahanesiz Maçtan Hüsran Çıktı
AHLAK VE VİCDANIN SESİ MISIRLI YAZAR MUSTAFA LUTFİ EL-MENFALUTİ
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
SAĞLIK BAKANINA MEKTUP
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
Samsunspor ders verdi, Konyaspor izledi…
Milletin ekmeği ile oynamayın! Konya’da ekmek neden zamlandı?
Konya'nın rüzgârı bazı günler başka eser.Şehrin sokaklarından geçerken insan, sesini duymasa bile bir kıpırdanma, bir çağrı hisseder.Toprağın altından yükselen, göğün koynunda dolaşan, kalbin en kuytusuna sızan o eski nefes. Herkese aynı şeyi fısıldar.
O geliyor.Zamanı aşarak yürüyen bir misafir.Şems-i Tebrîzî.
Mevlânâ'nın gönlünde ateşi tutuşturan, Konya'nın ruhuna yüzyıllar boyunca ışık veren o büyük derinlik yolcusu.O geldiğinde yalnızca bir derviş gelmez,bir devrin uykusu bölünür, bir kalbin örtüsü kalkar.Ve sanki bugün, modern yolların betonunda bile o ayak izleri yeniden duyulur oluyor.
Çağın dili sertleşti.
Kelimeler sevgisizleşti.
İnsan, insanı duymayı unuttu.
Kalpler daraldı,merhamet giderek sessiz bir misafir gibi kapının gerisine çekildi.
İşte Şems tam da böyle zamanlarda gelir.
Zira o, sadece 13. yüzyıla değil, her yüzyıla gönderilmiş bir hatırlatmadır.İnsan ölçeğini şaşırdığında,akıl kalbin önüne geçip gönlü susturduğunda,sevgi hayatın merkezinden kaydığında, Şems yeniden ses verir.
Bugün de geliyor.
Belki çarşıda rastlayamazsınız,
Belki sokakta yürürken göremezsiniz.Ama kalpler, eğer biraz olsun sessizleşirse, o sesin dokunuşunu duyacaktır.
Şems bir Derviş fakat aynı zamanda bir devrimci.
Seyyah ama ruhların seyyahı.
Meczup ama hikmet sarayının en derin âriflerinden.Ünvan istemezdi, makam bilmezdi.Onun dergâhı gökyüzü, postu insanın kalbiydi.
Tek bir sorusu vardı:"Gerçekten seviyor musun?”
Bu soruyu Mevlânâ'nın kalbine bıraktığında, tarihin en büyük dönüşümlerinden biri yaşandı.
Bir âlim, bir âşığa dönüştü,bir fıkıh hocası, semanın şairi oldu.Konya'nın havası bile değişti.Şehir bugün çok daha büyük.Binalar yükseldi, yollar genişledi, ışıklar çoğaldı.Ama ışık çoğaldıkça gölgesi de büyüyen bir çağdayız.Gürültü arttı, fakat iç sesi duyanlar azaldı.İnsan yalnızlaştı ve ne gariptir, kalabalıkların ortasında yalnızlaştı.
İşte tam bu noktada Şems'in nefesi şehre yeniden dokunmak istiyor.Çünkü Konya betonla değil, gönülle büyüyen bir şehirdir.Tarihini taşlardan değil, kalplerden devralmıştır.Şimdi o kalplerdeki ateşin yeniden harlanması gerekiyor.
Konyalı kardeşim.Bu çağrının en büyük muhatabı sensin.Toprağında Şems'in ayak izi, göğünde onun nefesi var.Ama sormak gerek,Bu şehrin ayağının altındaki aşk toprağı hâlâ sıcak mı?
Aşkın başkentinde aşksız yaşanır mı hiç?
Kalbinin kıvılcımını koruyor musun, yoksa zamanın soğuk rüzgârları mı üflüyor üzerine?Şems kapını çalıyor.Bir binanın kapısını değil, gönlünün kapısını.Israr etmiyor, bağırmıyor, zorlamıyor,sadece bekliyor.Çünkü aşk, kapısı zorlanan değil, kapısını kendi açan gönle girer.
Bugünün Şems'i Nerede?
Belki bir çocukta saklı onun yüzü.
Belki bir yaşlının helal lokmasında.
Belki sabah namazından dönen birinin sessiz adımında.
Belki işçinin alın terinde.
Belki yalnızca bir bakışta, bir tebessümde, bir susuşta.
Zira Şems bir kişi değil artık,bir hâl.
Ve o hâl hâlâ yaşayanlarda gizli.Bir şehir düşünün ki medeniyetini taşlara değil, gönüllere kazımış olsun.Konya böyledir.Ama bugün, gönüller yorulmuş, gözler bulanmış, ruhlar ağırlaşmış durumda.
Şehir yeniden uyanmalı.Dergâhların değil, kalplerin kapısı açılmalı.Sokaklarda gürültü eksik olmayabilir ama gönüllerde ilahi aşkın,zikrin, sükûtun yeniden yerleşmesi gerek.Aşkın nefesi bu şehre yeniden yayılmalı.
Şems der ki:"Kalbin ateştir, onu söndürme.”Bugün teknoloji, hız, bilgi çağında insanın en çok kaybettiği şey işte bu ateştir.Aşkın ateşi.Şems geliyor çünkü bu ateşi yeniden yakmak istiyor.
Kibir duvarlarını yıkmak, tevazuyu kalplere indirmek, insanı insanla yeniden tanıştırmak için.
Mevlânâ'ya değil, sana geliyor.Bir dergâha değil, senin kalbine.
Ve şimdi Konya'nın taşlarında yeniden aynı ses dolaşıyor:
"Ben geldim Gönlünü aramaya.”
Bu ses sadece geçmişten değil, bugünden geliyor; geleceğe de yürüyor.
Konya'nın cevabı ise yedi asır sonra yine aynı Şeb-i Arûs olmalı.
"Hoş geldin ey aşkın ateşi
Hoş geldin ey Şems.”
ALLAH İŞLERİ EN GÜZEL ŞEKİLDE YAPMAYI EMREDER
ÜÇ AYLAR, KANDİLLER VE ÜMMETİN HAFIZASINA YÖNELİK ZEHİRLİ SALDIRILAR
NOEL BİZİM NEYİMİZ OLUR? YILBAŞI BİZİM NEYİMİZE?
BU NAMAZLA ALAY EDEN NESİL Mİ, SESSİZ KALAN TOPLUM MU? BU ÜLKEDE BAŞKA DİNLERLE ALAY EDENİ GÖRDÜNÜZ MÜ?
REĞÂİB GECESİ BİR GECE DEĞİL BİR YÖN TAYİNİ
SOKAKLARIMIZ YABANCI, TABELALARIMIZ SUSKUN, KULAKLARIMIZ ESİR
Hazreti Pîr Mevlânâ’nın Şeb-i Arûsu, Bizim de Şeb-i Arûsumuz Olsun
Hz.Şems-i Tebrizi,Hz. Mevlânâ sema ve Biz
ŞEMS ve MEVLÂNÂ’NIN KARŞILAŞMASI
Kadın istihdamımı? Aile istihdamı mı?