Şehir Diplomasisinde Tarihi Konya Zaferi
BU ONUR KONYA’NIN, BU BAŞARI UĞUR İBRAHİM ALTAY’IN
BİLMEK YETMİYOR
IBAN hesaplarıyla ilgili yeni düzenleme yolda
TÜRKİYE’NİN ÇELİK ZIRHI: CUMHUR İTTİFAKI...
Mezuniyet Törenleri ve İkiyüzlülüğümüz
TOPRAĞINI KAYBEDEN GELECEĞİNİ KAYBEDER
AŞÛRE GÜNÜ VE KANAYAN YARAMIZ KERBELA
Yardım Değil Destek!
“İYİ Kİ VARSINIZ“
2 ASIRLIK HATANIN BEDELİ KAYBOLAN GENÇLİK
Selçuklu Konferansları ve Ölümsüzleşen Mirası
Necmeddin Kübra Uluslararası Sempozyumu ve Ebu Reyhan Biruni Ürgenç Devlet Üniversitesi
EN İYİ ARKADAŞIM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
Konya'nın rüzgârı bazı günler başka eser.Şehrin sokaklarından geçerken insan, sesini duymasa bile bir kıpırdanma, bir çağrı hisseder.Toprağın altından yükselen, göğün koynunda dolaşan, kalbin en kuytusuna sızan o eski nefes. Herkese aynı şeyi fısıldar.
O geliyor.Zamanı aşarak yürüyen bir misafir.Şems-i Tebrîzî.
Mevlânâ'nın gönlünde ateşi tutuşturan, Konya'nın ruhuna yüzyıllar boyunca ışık veren o büyük derinlik yolcusu.O geldiğinde yalnızca bir derviş gelmez,bir devrin uykusu bölünür, bir kalbin örtüsü kalkar.Ve sanki bugün, modern yolların betonunda bile o ayak izleri yeniden duyulur oluyor.
Çağın dili sertleşti.
Kelimeler sevgisizleşti.
İnsan, insanı duymayı unuttu.
Kalpler daraldı,merhamet giderek sessiz bir misafir gibi kapının gerisine çekildi.
İşte Şems tam da böyle zamanlarda gelir.
Zira o, sadece 13. yüzyıla değil, her yüzyıla gönderilmiş bir hatırlatmadır.İnsan ölçeğini şaşırdığında,akıl kalbin önüne geçip gönlü susturduğunda,sevgi hayatın merkezinden kaydığında, Şems yeniden ses verir.
Bugün de geliyor.
Belki çarşıda rastlayamazsınız,
Belki sokakta yürürken göremezsiniz.Ama kalpler, eğer biraz olsun sessizleşirse, o sesin dokunuşunu duyacaktır.
Şems bir Derviş fakat aynı zamanda bir devrimci.
Seyyah ama ruhların seyyahı.
Meczup ama hikmet sarayının en derin âriflerinden.Ünvan istemezdi, makam bilmezdi.Onun dergâhı gökyüzü, postu insanın kalbiydi.
Tek bir sorusu vardı:"Gerçekten seviyor musun?”
Bu soruyu Mevlânâ'nın kalbine bıraktığında, tarihin en büyük dönüşümlerinden biri yaşandı.
Bir âlim, bir âşığa dönüştü,bir fıkıh hocası, semanın şairi oldu.Konya'nın havası bile değişti.Şehir bugün çok daha büyük.Binalar yükseldi, yollar genişledi, ışıklar çoğaldı.Ama ışık çoğaldıkça gölgesi de büyüyen bir çağdayız.Gürültü arttı, fakat iç sesi duyanlar azaldı.İnsan yalnızlaştı ve ne gariptir, kalabalıkların ortasında yalnızlaştı.
İşte tam bu noktada Şems'in nefesi şehre yeniden dokunmak istiyor.Çünkü Konya betonla değil, gönülle büyüyen bir şehirdir.Tarihini taşlardan değil, kalplerden devralmıştır.Şimdi o kalplerdeki ateşin yeniden harlanması gerekiyor.
Konyalı kardeşim.Bu çağrının en büyük muhatabı sensin.Toprağında Şems'in ayak izi, göğünde onun nefesi var.Ama sormak gerek,Bu şehrin ayağının altındaki aşk toprağı hâlâ sıcak mı?
Aşkın başkentinde aşksız yaşanır mı hiç?
Kalbinin kıvılcımını koruyor musun, yoksa zamanın soğuk rüzgârları mı üflüyor üzerine?Şems kapını çalıyor.Bir binanın kapısını değil, gönlünün kapısını.Israr etmiyor, bağırmıyor, zorlamıyor,sadece bekliyor.Çünkü aşk, kapısı zorlanan değil, kapısını kendi açan gönle girer.
Bugünün Şems'i Nerede?
Belki bir çocukta saklı onun yüzü.
Belki bir yaşlının helal lokmasında.
Belki sabah namazından dönen birinin sessiz adımında.
Belki işçinin alın terinde.
Belki yalnızca bir bakışta, bir tebessümde, bir susuşta.
Zira Şems bir kişi değil artık,bir hâl.
Ve o hâl hâlâ yaşayanlarda gizli.Bir şehir düşünün ki medeniyetini taşlara değil, gönüllere kazımış olsun.Konya böyledir.Ama bugün, gönüller yorulmuş, gözler bulanmış, ruhlar ağırlaşmış durumda.
Şehir yeniden uyanmalı.Dergâhların değil, kalplerin kapısı açılmalı.Sokaklarda gürültü eksik olmayabilir ama gönüllerde ilahi aşkın,zikrin, sükûtun yeniden yerleşmesi gerek.Aşkın nefesi bu şehre yeniden yayılmalı.
Şems der ki:"Kalbin ateştir, onu söndürme.”Bugün teknoloji, hız, bilgi çağında insanın en çok kaybettiği şey işte bu ateştir.Aşkın ateşi.Şems geliyor çünkü bu ateşi yeniden yakmak istiyor.
Kibir duvarlarını yıkmak, tevazuyu kalplere indirmek, insanı insanla yeniden tanıştırmak için.
Mevlânâ'ya değil, sana geliyor.Bir dergâha değil, senin kalbine.
Ve şimdi Konya'nın taşlarında yeniden aynı ses dolaşıyor:
"Ben geldim Gönlünü aramaya.”
Bu ses sadece geçmişten değil, bugünden geliyor; geleceğe de yürüyor.
Konya'nın cevabı ise yedi asır sonra yine aynı Şeb-i Arûs olmalı.
"Hoş geldin ey aşkın ateşi
Hoş geldin ey Şems.”
TOPRAĞINI KAYBEDEN GELECEĞİNİ KAYBEDER
HİCRET BİR YOLCULUK DEĞİL BİR DURUŞTUR HİCRET BİR TARİH DEĞİL BİR HAYAT TARZIDIR
İLAÇTA BAĞIMSIZLIK EN AZ SAVUNMA SANAYİİNDEKİ BAĞIMSIZLIK KADAR ÖNEMLİDİR
FATİH’İN İDEALLERİ FETİH RUHU VE İSTANBUL’UN FETHİ BİZE NE ANLATIYOR?
KURBANLA İMTİHAN EDİLEN BİR PEYGAMBER AİLESİ VE BİZ
ELİF GİBİ DİMDİK DURAN BİR GENÇLİK
YILDIRIM HAN BRE DOĞAN YETİŞTİK SABREDİN
NESİLLLERİMİZİ HAKİKATİN DOĞRULARIYLA YETİŞTİRMELİYİZ
KAYBOLAN NESİL DEĞİL KAYDIRILAN YÖNDÜR
ÇOCUKLARIMIZI NEYE KURBAN EDİYORUZ