Yatırımcıların Ayarını Bozdular
DÜN SAVAŞTIKLARIMIZDA BUGÜN BARIŞ YAPABİLİRMİYİZ?
DURMADAN YAZIYORUM VE YAZACAĞIM
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
Ali Özek Hatıratında; II. Abdülhamit, M. K. Atatürk, M. A. Ersoy, H. B. Çantay, Ö. N. Bilmen, Y. Nuri Öztürk v.d.
KÜRESEL SİYONİST OLİGARŞİNİN KAÇINILMAZ TASVİYESİ YOLUNDA TÜRK DEVLETİ’NİN STRATEJİK GÜÇ ÇARPANI AĞIRLIĞI
KARA GECE
DARBELERİN GÖLGESİNDEN 15 TEMMUZ DİRİLİŞİNE
Taşkent’te Tarihi Toplantı : 1. Uluslararası İslam Medeniyeti Forumu
NATO Zirvesinin Zırvalayanları
YAZMA ESERLERİN İZİNDE
YARIŞ
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
DÜNYA KUPASI VE MİLLİ TAKIM:
MİZAHIN MİZANI
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
Şimdi Konya’nın Kazanma Zamanı
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
AKŞAM OLMAKTA
Bizim geleneğimizde görev istenmez, verilir. Bizzat Peygamber Efendimizin sözü vardır. Yemen'den birileri gelmiş, kendisinden görev istemişlerdir. "Biz isteyene, haris olana görev vermeyiz” buyurmuştur. Layık olan, emaneti taşıyabilecek olan davet edilir ve görev tevdi edilir.
Peygamberimiz (sav), Ebu Zer Hazretlerine hitaben, "Ya Eba Zer, yönetici olma, çünkü sen zayıfsın” buyurmuştur. Mekke'nin fethi günü henüz müslüman olmadığı halde Kabe'nin anahtarlarını daha önceden taşıyan Osman bin Maz'un'a vermiştir. Çünkü Kabe'nin anahtarlarını taşıma görevi (Hıcâbe) asırlardan beri o aileye aittir. Ayrıca ayet gelmiştir "Emanetleri ehline verin” diye.
Ehil kim? Elbette başarısıyla kendisini ispat eden, verilen görevleri hakkıyla yapan ve menfaat beklemeyen, emaneti üstüne alınca değişmeyen, tevazuunu koruyan ve istişareye hep açık olan.
Ehliyet bilgiyle, görgüyle, tecrübeyle kazanılır, bir de doğuştan getirdiği meziyetlerle ehliyet sahibi olunur. Bilgi ve tecrübenin yanı sıra doğuştan da yöneticilik kabiliyetine sahip olmak gerekir. Yöneticilik ayrı bir kumaştır, Rabbimiz herkese vermemiştir. Yöneticilik sabrı gerektirir, sosyalliği ve iletişimi gerektirir, alan el değil veren el olmayı gerektirir, sıcaklık ve dost canlısı olmayı gerektirir, koşmayı, yorulmayı, vefayı gerektirir. Hepsinden öte sevgiyi, aşkı, dava şuurunu, adaletli olmayı gerektirir. Kin tutmak, intikam peşinde olmak, ayırmak yöneticinin kitabında olmaz.
Makamlar ve mevkiler hep birer emanettir. Kul, emaneti yüklenince değişmemeli, kibre kapılmamalı, geçmişini unutmamalı, tevazu içinde olmalı, yanındakine sahip çıkarken karşısındakini de kazanmalı.
Şöyle tarihe baktığımız zaman en çok bilinen dört padişah vardır, dördü de alimlere değer vermişler, dua almışlar, şecaat ve cesaretleriyle öne çıkmışlardır. Fatih, Yavuz, Kanuni ve 2.Abdulhamit. Hepsi hocalarının önünden geçmemiş, tasavvuf büyüklerinin önünde diz çökmüşlerdir.
Gönümüzde iki tür yönetici vardır: Atananlar ve seçilenler. Devlet başkanı dışında aslında seçilenler de bir şekilde atanmaktadır. Dolayısıyla atanan kadar atayanların da sorumluluğu büyüktür. Seçenler de seçilenler de nihayet insandır, hata yapabilirler. Hatadan dönmek fazilettir.
BAŞKAN ADAYLARINDA GÖRMEK İSTEDİKLERİMİZ
KUR’AN’DA YAHUDİ PROFİLİ
HEDEF TÜRKİYE
İSLAM BARIŞ GÜCÜ ŞART
GAZZE YANARKEN YÜREK YANMAZ MI?
İSRAİL’İN ZEVALİ YAKIN
CAMİLER VE DİN GÖREVLİLERİ HAFTASI
EĞİTİM POLİTİKAMIZ GÖZDEN GEÇMELİ
ÖZENTİLİ BİR KUŞAK VAR
İLAHİ UYARILAR DEVAM EDİYOR!