Reklam
Reklam
Yeni Konya Gazetesi - Günlük tarafsız siyasi gazete
Ali Günaydın
Ali Günaydın
aligunaydin@yenikonya.com.tr

Kur’an Ayı Ramazan

11 Mayıs 2018, Cuma günü eklendi. Font boyutu:

Biiznillâh yeni bir ramazan ayına daha girmek üzereyiz. Her zaman olduğu gibi Müslümanlar yine mahzun ve mükedder. 15 asırlık bir zaman süresinde Asr'ı saâdetten uzaklaştıkça İslâm'ın hayatımıza hakim olmasında din kadar hurafe ve bid'atlar da yer bulmuştur.

Ramazan  Kur'ân ayıdır. Rahmet ayıdır. Kur'ân insanları nasıl en doğruya götürüyorsa, Ramazan da doğruyu bulma ayıdır.

"Gerçekten bu Kur'ân en doğru olan yola götürür ve iyi işler yapan mü'minler için büyük bir mükafat olduğunu müjdeler.” (İsrâ, 17/9)

Dîn'in kendisiyle kemale erdiği ve güzel ahlâk üzere olan Hz. Peygamber (SAV) ile hayata aktarılan Yüce Kur'ân malum olduğu üzere Ramazan ayında inmeye başlamıştır. İlk indiği gece ise kendisinin içinde bulunmadığı bin aydan hayırlı olarak müjdelenen Kadir Gecesi'dir.

Kadir Gecesi, ramazan ayı ve bizim Müslüman olmamız hep Kur'ân sayesindedir. Başka bir ifadeyle Kur'ân olmasa Kadir Gecesi de ramazan ayı da İslâm diye bir din de olmayacaktı. Kur'ân ile bizleri müşerref kılan Rabbimize ne kadar şükretsek azdır.

Ramazan ayının girmesiyle beraber normal hayat akışımızdan farklı olarak oruç tutacağız, teravih namazları kılacağız, fıtır sadakası başta olmak üzere hayru hasenat yapmaya daha çok gayret edeceğiz. Dilimize, gözümüze, kulağımıza ve bütün organlarımıza sahip olarak Allâh'a daha çok yaklaşmaya çalışacağız. Onun rızasını kazanarak cennet ehli olmanın çaba ve gayreti içersinde olacağız. Biliyoruz ki cennet buradaki salih amellerimizle kazanılacak. Onun için daha çok dikkatli olacak ve salih amel işleme yarışına gireceğiz. Bunun için ramazan ayına, onbir ayın sultanı denilmektedir. Bir mü'mine yakışan ise ramazan ayındaki tavır ve davranışlarını bütün hayatına hakim kılmasıdır.

Ramazan ayı ile birlikte okuyacağımız hatimler yanında az ve öz de olsa Kur'ân'ı anlamaya çalışmak bize çok şey kazandıracaktır. Mukallit Müslüman olmaktan ziyade muhakkik yani hakikat ehli mü'minler olmamız Kur'ân ile hayatlanmamıza bağlıdır. Müslümanların çektiği sıkıntıların çoğunun Kur'ân'ı hayatlarına hakim kılamamasından kaynaklandığına üzülerek şahit oluyoruz. Bunun yegane sebebi de okuduğumuz halde anlamadığımız için Kur'an'a tâbî olamayışımızdır. İstikamet üzere olmak, hidayet ehli olmak her şeyden önce akıllı olmayı gerektirir. Akıllı Müslümanın ise fani dünyası için ahiretini kaybetmesi muhaldir/imkansızdır.

"Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya, işte onlar Allâh'ın hidayete erdirdiği kimselerdir. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir.” (Zümer, 39/18)

Kur'an, mü'minlerin kardeş olduğunu, barış ve  esenlik içinde olmalarını emrettiği halde Müslümanlar birbirine karşı hasmane bir tutum sergilemekte hiç sakınca görmemektedirler malesef . Şeytanı sevindirecek davranışlar sıradanlaşmış durumda. İslamın övdüğü en güzel hasletlerden bir olan kardeşinin ayıbını örtmek hayatımızdan çıkmış durumda. Kusur aramak, ayıpları ortaya çıkarıp ifşa etmek islam ile bağdaşmayan amellerdir.

 Mensubu olduğu fırka ve partizanlık Kur'ân ve sünnetin önüne geçmiş durumda. Biraz bilgisi olanlar da kendi hevalarını din diye anlatarak dalâlete hizmet etmekte sakınca görmemektedir. Bütün bunlar Kur'ân ve Peygamber efendimizin güzel ahlakının hayatımızda belirleyici olmadığını göstermektedir.

"İnsanlar midelerinden daha kötü bir kap doldurmamışlardır” buyuran Peygamberimizin (SAV) ikazına rağmen tıka basa midelerimizi doldurup artanını çöpe atmak, iftar sofralarının israf sofralarına dönmesi ve fakir-fukaranın sofralarımızda olmaması, herkesin kendine göre misafir ağırlayıp sonra da gideceği davetlerin çetelesini tutması ahlaki değildir.

Bütün hastalıkların temelinde yıka basa yeme ve içmenin olduğunu günümüzün tıbbı da söylemektedir.

Dindar görünüp kendi çıkarlarını her şeyin üstünde gören, his ve hevasını ilâh edinerek menfaatinden başka şey düşünmeyen bir anlayıştan ancak Kur'ân ve Âlemlere Rahmet Peygamberinin sahih sünnetiyle ve güzel ahlakıyla hayatlanarak kurtulabiliriz.

Ramazan ayını Kur'ân ile meşgul olarak, anlayıp uygulayarak geçirirsek işte o zaman gerçek kulluğa ereriz. Allâh'ın rızasını kazanmış, Allâh'ın da kendisinden razı olmuş bahtiyarlar zümresine dahil oluruz.

Ramazan ayını Kur'ân ile yaşamamıza bir başlangıç yaparsak o zaman kulluğumuzdan zevk alırız. Nefsi emmârenin şerrinden kurtulup kemâle ermişlerden oluruz. Düşmana karşı heybet sahibi oluruz. İnsî, cinnî, şeytânî şer ve fitnelerden korunuruz.

Bu ramazanımızın İslâm âleminin dirilişine ve kurtuluşuna vesile olması Allâh''tan en büyük dilkeğimizdir. Ne mutlu Kur'ân ile hayatlanıp iki cihanını mamur edenlere.

Bu yazı 582 kez okundu.
Yorumlar

Yazarın tüm yazılarını görmek için tıklayınız!

KÖŞE YAZARLARI
SON DAKİKA HABERLERİ