Reklam
Yeni Konya Gazetesi - Günlük tarafsız siyasi gazete
Fatih KÜT
Fatih KÜT
fatihkut@yenikonya.com.tr

Ana Hedefleri İslam’ı Tahrif Etmektir

17 Mart 2018, C.tesi günü eklendi. Font boyutu:


Geçtiğimiz hafta yazımızda kimse Allah'ın ve peygamber'inin şeriat'ını nefsine uyduramaz demiştik. Son günlerde yine İslam dini tartışma konusu oldu.peki neden hiç Yahudilik Hıristiyanlık Budistlik gibi tahrif olduğu kesin bilinen veya batıl olduğu net olan dinler tartışma konusu olmaz da dünyada ve ülkemizde genelde İslam dini tartışmaya sebep olur.bunu anlamak için günümüz toplumuna bakmak lazım. Ülkemiz açısından sosyolojik olarak bakarsak toplumun büyük bir kesimi kendisini Müslüman olarak tanımlıyor. Fakat kendisini Müslüman olarak tanımlayanların büyük bir kısmının İslam dininden haberi veya bilgisi yok. Bunu bazı haber kanallarının yaptığı sokak röportajlarından rahatlıklar görebilirsiniz. Soruyorlar her yaştan her kesimden İslam dini ile ilgili bir soru mesela farz nedir sünnet nedir diye cevaplar çok ilginç büyük bir kısmı bilmiyor. Ama bir diziyi bir sporcuyu sorarsanız hemen biliyor. Demek ki toplum ben Müslüman'ım diyor ama inandığı dinin bilgilerini bilmiyor. Diğer taraftan ben biliyorum diyen okumuş kesim var. Bunlarda okuduğu kitapların ve fikir akımının tesirinde kalarak İslam dinini kafasına göre yorumluyor. Kimisi bana göre hadisler uydurmadır, sadece kuran yeter olaylara kuran eksenli bakalım, bana göre şöyle bana göre böyle diyor… Böyle olunca da her dönemde böyle fitneler çıkıyor. peki bu sorunların arka planı ne amaç ne bunu görmemiz lazım asıl maç İslam dinini tahrif etmek bunun içinde kuranı kaldıramadıklarına göre kuranın açıklayıcısı olan sünneti ret etmekle başlıyorlar bu işe.bu konuyu bira açalım: Kur'ân-ı Kerim ezberle ve yazılarak geldiği için, en ince bir tınısı dahi bozulmadan gelmiştir, böyle olunca kuranı tahrif etmek isteyenler Kur'ân-ı Kerim'i lafzen tahrîf etmekten ümidini kesmişlerdir ancak,Kur'ân-ı Kerim'in lafzı, sözü, kelimesi, cümlesi, aynen duracak fakat ona yükleyeceğimiz mana farklı olacaktır, diye ümitlidirler.. Kur'ân-ı Kerim'i ma'nen tahriften koruyan şey sünnettir. Onun için o sünnete karşıdırlar. Yani herhangi bir ayet üzerinde birileri düşünüyor, şeytanca bir mana vermeye kalkıyor. Ama bu ayete bu manayı veremezsin anlamında karşısına beş- on tane hadis dikiliyor. O hadisler ‘Bu mana İslam'a terstir', diyor. Kısacası, manevi tahrifi engelleyen şey, Peygamberimizin Sünnetidir. Sünnet düşmanlığının temelinde, arka planında, aslında masum bilimsel bir mesele değil, bir ideoloji yatmaktadır. O ideoloji de İslam'ı manen tahrîf etmektir.. Yani adı İslam olan, ama kendisi İslam olmayan bir din üretme projesidir. Sünnet bu ideolojinin yer bulmasına engel olduğu için, o kişiler Sünnete düşman kesiliyorlar. Bir yandan da İslam dinini Müslümanların zihninde basitleştirmeye, küçük düşürmeye, darma dağınık bir dinmiş gibi göstermeye çalışıyorlar. Bunu gerçekleştirmek için de dillerine doladıkları konulardan bir tanesi İslam âlimleridir. O âlimleri mümkün olduğunca kötü ve sanki İslam'ı yanlış anlatmışlar gibi göstermek için yırtınıp çatlayıp duruyorlar. Halbuki dinimizi emaneten o âlimler getirdiler. Emanete son derece titizlikle riayet ettiler. Biz onlara minnettarız, ömür boyu teşekkür etsek üzerimizdeki haklarını ödeyemeyiz. Âlimlerimize, hele bir sahabiye, bir tabiiye, bir İmam Azam veya benzer birine ömür boyu teşekkür etsek, haklarını ödeyemeyiz. Bu şahsiyetler zararlılar karşısında kale gibi, dağ gibi durmuşlar, batıl fikirlerin İslam'a işlemesine engel olmuşlardır. Bu adamlar birde Kur'ân-ı Kerim hakkında acaba ne diyecekler diye merak ediyoruz. Peki, bu kanuda ne buldular; Bu sefer bula bula tam şeytanın icad edeceği iki kelime, iki söylem buldular. Birisi "tarihsellik”, öbürü "mahallîlik”, yani yerellik. Onlara göre; İman ilkeleri dışında eyleme dönük bütün emir ve yasaklar tarihseldir. Yani o hükümler ilk asırda vardı, o asırdan sonraya etkisi yok, dediler. Bu söylemle birlikte mahallîlik, yerellik söylemi de şeytan uydurması başka bir söylem. Yani ‘Kur'ân-ı Kerim indiği coğrafyayı ilgilendirir, Hicaz, Mekke, Medine, Cidde'yi… İlgilendirir. Kur'an, bu coğrafyanın dışına taşmaz'. Haşa. İşte Kur'ân-ı Kerim'i manen tahrifin iki tane şeytanlık örneği. İsmi İslam olan ama kendisi İslam olmayan bir din üretmek isteyenler, tabii ki mezhebe de düşman olacaktır, tasavvufa da düşman olacaktır. Âlimlerimize zaten düşman olacaktır. Sünnete de düşman olacaktır. Son olarak Kur'ân-ı Kerim'e de tarihsel deyip dolaylı olarak düşman olacaktır. Görüldüğü gibi düşmanlığın sebebi, aslında dini tahrîftir.. Ne diyelim kafirler, münafıklar çalışacaklar fitne için ama rabbim onlara izin vermeyecek İslam'ın nurunu tüm dünyaya hakim kılacaktır.

Bu yazı 509 kez okundu.
Yorumlar

Yazarın tüm yazılarını görmek için tıklayınız!

KÖŞE YAZARLARI
SON DAKİKA HABERLERİ