Aşk İmiş Her Ne Var İse Alemde

Nâhifî, gönlün sahibinden ayrı bir cumhuriyet olduğunu “Göz gördü gönül sevdi seni ey yüzü mâhım / Kurbânın olam var mı benim bunda günâhım” diyerek ilan ediyor yüzyıllar öncesinden. Kendisinden yaklaşık 300 yıl sonra ise Cenap Şehabettin gönlün gem vurulmaz doru bir at olduğunu şu kelimelere dökerek anlatıyor: “Aşk, kalbimizin saygısız misafiridir. Bize sormadan gelir, bize sormadan gider.”
Efendim aşk kelimesi Arapça “sardı” anlamındaki “aşaka” kelimesinden gelir ki sarmaşık da aynı köktendir. Yani aşk kişinin gönlünü, beynini, ruhunu sarar; çepeçevre kuşatır, kişinin elini kolunu bağlar, izanını, şuurunu kapatır ve onu kendine bende eder. Bir insan bu kadar kötülüğü kendine nasıl yaptığının cevabı yukarıda vermiştik. Bu işte bizim bir etkimiz, yetkimiz yok. Aşk kendiliğinden gerçekleşen bir durum. Hal ilmi uzmanları der ki bir kişi ile karşılaştığınızda ona olan duygu ve düşünceler birkaç saniyede oluşur. Aşk işte o birkaç saniyede oluşur. Gerisi derecesinin artmasıdır.
Aşk, Allah'ın insanoğluna oynadığı en büyük oyundur. (Enfal-30) Aşk sayesinde sahnesi dünya olan insanlık oyunun bilmem kaçıncı perdesi sergilenmeye devam ediyor. Aşk, kâinatın yaratılış sebebi. Allah, Efendimize âşık olmuş, kâinatı var etmiş. Âdem, Havva'ya âşık olmuş insanlık, anne-babamız âşık olmuş biz var olmuşuz. Gezegenler etrafında döndüğü yıldıza âşık, elektronlar etrafında döndüğü çekirdeğe, pervane ışığa... Her şey ondan... Çektiğimiz bütün acıların sebebi o. Belki de bunu bilen ecdadın “her şey o aşk yüzünden” anlamına gelen  “Ah minel aşk” cümlesi bu yüzden dökülmüştür dillerinden. Ne çekiyorsak bu aşk yüzünden. Allah, aşkın bize neler çektirdiğini aşka anlatabilmek için aşkı, âşık yapsın. Yapsın da kendisinin ne menem bir şey olduğunu anlasın. Hani Mevlana’ya “Aşk nedir?” diye sormuşlar da “Ben ol da gör!” demiş ya. Hah işte öyle. Aşka, aşkın ne zor bir şey olduğunu aşkı âşık ederek anlatabiliriz ancak. Çünkü aşk kelimelerin tükenmesi, nefesin daralması, bir şeylerin boğaza düğümlenmesidir. Aşk anlatılır, anlaşılır bir ansiklopedi maddesi değil. Aşk bir efsun, bir virüs. Bulaştığı kişiyi iflah ettirmeyen, beyni ele geçiren, gör dediğini gördüren, duy dediğini duyduran. Abdurrahman Karakoç Ağabey “Yâr deyince kalem elden düşüyor / Gözlerim görmüyor, aklım şaşıyor / Lambamda titreyen alev üşüyor / Aşk, kâğıda yazılmıyor Mihriban.” diye boşuna demiyor? 
Mevlana'nın “Anlamaz olgun adamdan ham adam!” dediği gibi “Anlamaz aşığın halinden âşık olmayan!” Âşık olmamayı marifet sanır. Anlatılır ki Beyazıd-ı Bestami'ye bir adam gelip eşeğinin kaybolduğunu söyler. Beyazıt adama “Gel otur hele, sohbeti tamamlar sonra buluruz” der. Sohbet esnasında Beyazıt “Aranızda hiç âşık olmayan var mı?” deyince arkalardan biri kalkıp gururlu bir eda ile “Efendim ben Allah'a şükür ki hiç âşık olmadım” der. Beyazıd-ı Bestami yanındaki eşeğini kaybeden adam dönüp “Al götür eşeğini, işte bulundu!” der. Hâlbuki olgun adam “Ya Râb belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni / Bir dem belâ-yı aşkdan etme cüdâ beni” (Fuzuli) diyerek aşk yoksa aşka âşık olup yine aşksız kalmayacaksın der. Yenişehirli Avni ise, Fuzuli'nin bu sözünden daha da ileri giderek “Biz âleme bir yâr için âh etmeye geldik” diyerek kâinata geliş sebebinin aşk olduğunu duyurur. İbn-i Fârıd olayı ezel bezmine götürür ve “Biz sarhoş olduğumuzda üzüm daha yaratılmamıştı” der. Sarhoşluğunun nedeninin üzüm suyu değil aşk şarabı olduğunu ve daha hiçbir şey yokken biz âşıktık diye kâinatın var oluş sebebini izhar eder.
İşte bütün bunlar da gösteriyor ki aşk ulvi ve fıtri bir şey. Bedenimizin bir gıdası, ruhumuzun mayası... Belki de bu sebepten olacak ki Şinasi “Aşk kim kalbe gıdâdır ne yenir ne yutulur / Bir demir leblebidir çiğneyene aşk olsun” der. Bedenimizin bir ihtiyacı ancak gel gör ki yenilir yutulur cinsten değil. Aşk var oluş sebebi, yaratılış gayesi, aşktan gelir aşka gideriz, aşkı bilenlere selam olsun, bilmeyen ne bilsin bizi. Söz Fuzûlî’nin o meşhur beytiyle hatmolsun: “Aşk imiş her ne var ise âlemde / İlim bir kıyl u kayl(dedikodu) imiş ancak” 
Selam ve dua ile…
 

Yazarın Diğer Yazıları