Sağlığın Kıymetini En Çok Hastalar Anlar

       Başka kimler anlayabilir ki! Efendimiz (sav) şöyle buyuruyor : “İki nimet vardır ki, insanların çoğu onların kıymetini hakkıyla takdir edemezler: Onlardan biri sıhhat, diğeri de boş vakittir.” Gerçekten insanın sağlığın kıymetini bilmesi için hasta olması gerekiyor. Zira vücudun bir yeri ağrımaya başladığında insanoğlu anlıyor ki kişinin canı orada gizliymiş. İşte o zaman dünyanın bütün nimetlerinin bir hükmü kalmıyor. Sağlığını mı geri kazanmak istersin yoksa dünyanın bütün altınlarını mı sorusunun tek bir yanıtı oluyor. Kötü bir hastalık geçirirken “Şu an hiçbir şey umrumda değil” demişsinizdir. Rabb’im insanı sağlığından etmesin. Aksi halde hiçbir şeyin değeri kalmıyor. Seneler evvel Sakıp Sabancı’nın eşinin şu sözlerini bir gazetede okumuştum. “Keşke bu kadar zengin olmasaydım da çocuklarım sağlıklı olsaydı.” Doğru söze ne denilebilir?
    Efendimizin (sav) şu sözünü cevher bilip düstur edinmeli: “Beş şey gelmeden evvel şu beş şeyi ganimet bilip değerlendir: İhtiyarlık gelip çatmadan evvel gençliğin, hastalıktan evvel sıhhatin, fakir düşmeden evvel varlıklı olmanın, meşguliyetten evvel boş zamanın ve ölüm gelmeden evvel hayatın kıymetini bil, bunların hakkını ver!” Sağlığın kıymetini bilip Allah’a şükretmeli ve onu korumak için de elden gelen her şey yapılmalı. Zira acılar kişiyi inletmeye başladığında çok geç kalınmış olabilir.
    Hastalık anında da sabretmek lazım. İsyan etmeden Allah’a sığınıp ondan yardım istenmeli ve şikâyetçi tavırlar terk edilmelidir. Said-i Nursî hazretleri “Müslüman’a hastalık geldiğinde sabrederse günahları silinir, derecesi artar ve sevap kazanır. Bunu bilen inanan, hasta bile olsa mutlu olur. Zira kazancı büyüktür. Günümüz doktorları ise hastanın önce morali düzelmeli demekte.” diyerek hastalığın bile bir Müslüman’a kazanç kapısı olabileceğini bildiriyor. Evet hastayken insan hiçbir şey yapmak istemiyor. Ne gezmek, ne yemek yemek, ne eğlenmek ve hatta şu anda olduğu gibi yazı yazmak. İnsanın tek derdi acısının dinmesi. Başka hiçbir şey umrunda olmuyor. Ancak bir inanana yakışan da sabretmek ve bu haline bile şükretmektir. Allah beterinden korusun diyip yaradana sığınmak… Bizler için Eyüp Peygamber (as) ne güzel bir rehber. “Gerçekten, Biz onu sabredici bulduk. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip dönen biriydi.” (Sad Suresi 41-44) “Böylece onun duasına icabet ettik. Kendisinden o derdi giderdik; ona katımızdan bir rahmet ve ibadet edenler için bir zikir olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir katını daha verdik.” (Enbiya Suresi, 84)
Rabb’im, hastalara sabır ve şifa yağdır. Sağlıklı olanlara şükretmeyi ve sağlığını hayırlı yolda kullanmayı nasip kıl. Bu fakire ve hastanelerde bir yudum su içemeyen, derin bir nefes almak için çarşafları yırtan hastalara şifa ver. Çünkü sen Eş-Şafi’sin. Yani şifa veren. Bize istemek, sana vermek yaraşır; bize haddimizi bilmek, sana kullarını üzmemek yakışır. Şifa senden Rabb’im. Biz kulluğumuzu yaptık, sen de Rabbliğini yap. Selam ve dua ile…


Yazarın Diğer Yazıları