Servet, Şehvet, Şöhret

    Şeytanın en büyük üç tuzağı, hiç kimsenin kendini korunmuş sayamayacağı üç şey: ŞERVET, ŞEHVET, ŞÖHRET. Tasavvufa göre tasavvuf terbiyesinden geçen insanın gönlünden en son çıkan üç şeytanî arzu bunlardır. Servet yani para sevdası; şöhret yani meşhur olma isteği, baş olma sevdası; şehvet yani karşı cins sevdası. KASA, MASA, NİSA bir diğer ifadeyle. Kuran'da Yusuf peygamber ile Züleyha'nın kıssası anlatılırken Züleyha'nın Yusuf'u istemesi üzerine yüce Allah şöyle buyuruyor. "Ant olsun ki, kadın ona meyletti. Eğer Rabbinin işaret ve ikazını görmeseydi (Onu korumasaydı) o da kadına meyletmişti." (Yusuf -24) Yani demek oluyor ki Allah korumasa peygamberler bile bunlardan kurtulamaz. Peygamberlerin bile Allah tarafından korunmaya ihtiyacı varsa o halde kim bunlardan kendini kurtulmuş, korunmuş sayabilir. Asla ve kat'a almam, yapmam, istemem dememeli, Allah yaptırmasın, aldırmasın, istetmesin demeli. Zira bir an gelir 50 liraya düşülür, karşımıza çıkan bir afet-i pür devran bizi bizden aldığı gibi aklımızı da başımızdan alıverir ve bütün sözler unutulur. Bir makam hırsı yüzünden bir bakmışız ki yapmadığımız kalmayıvermiş. Hafazanallah. Efendimiz (sav) "Her ümmetin bir imtihanı vardır, benim ümmetimin de imtihanı mal iledir." buyuruyor. Efendimiz bile malın şerrinden korkmuş ve ümmetin imtihanın mal ile olduğunu ikaz etmiştir. Biz de onun gibi korkmazsak mal hırsından dolayı zekât memurlarını kovan Salabe’ye, “Salebe’ye yazık oldu!” dediği gibi bizlere de yazık oluverir.
Siyaset, bu üç şeyin en çok kullanıldığı yerdir. Zira dış güçler istediklerini elde etmek için insanları bu üç şeyle avlamaya çalışır. Önce ele geçirecekleri adamın zaaflarını öğrenirler. Adama bunlar sunulur. Adam eğer satın alınır cinstense sorun yok. Eğer satın alınır cinsten değil de şantaj yapılacaksa adam farkında olmadan bu istekleri karşısında bulmaya başlar. Güzel güzel kadınlarla karşılaşmaya başlar. Yahut eline reddedemeyeceği paralar geçmeye başlar. Sonra o kişi istihbarat örgütlerinin eline geçer ve şantaj unsuru olan görüntülerle hiç durmadan onlara hizmet etmek zorunda kalır. Şeytanın ve onun en kuvvetli silahları olan paranın, kadının ve makam hırsının şerrinden Allah’a sığınırız. Bunlar kişinin başına olmayacak felaketler açar. İşbu halde bunlardan herkesin kuduz köpekten kaçtığı gibi kaçması lazımken memur ve devlet adamlarımızın bunlara asla tevessül etmemesi gerekir. Yoksa bu tuzağa bir kere düşerse içinden çıkamayacağı bir bataklığa düştüğünü görür ve hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Hem kendini hem de ülkesini mahveder. Allah bizleri, gençliğimizi, memur ve devlet adamlarımızı bu dipsiz kuyulara düşmekten korusun. Bizleri ve onları ihtiraslarının peşinde değil devlet ve millet hizmetinin peşinde koşan kullar eylesin. Rüşvet korkusundan hediye bile kabul etmeyen Hz. Ömer’in valisi Said İbn Amr gibi insanlar nasip et bizlere. Amin, amin, amin. Selam ve dua ile…


Yazarın Diğer Yazıları