TÜRKÜN BAŞ BELASI RUSYA

 
Rusya, Osmanlının son dönemlerindeki en büyük belasıdır. Hatta denir ki eğer Baltacı Mehmet Paşa Prut savaşında Rus ordusunu yok etmiş olsaydı Osmanlının durumu çok farklı olurdu. Osmanlı, Rusya ile tam 7 kere savaş yapmış bunların ancak 2’sinde başarı kazanabilmiştir. Onun haricindekilerde ciddi manada yenilgi alınmıştır. Çünkü Rusya eften püften bir devlet hiçbir zaman olmamıştır. Birincisi ciddi sayıda nüfusları var. Küçük ölçekli bir ülke değil. 140 milyon civarı. Çok büyük bir ülkeleri var. Haliyle yer altı ve üstü kaynakları çok fazla. Ayrıca SSCB’den kalan bir silah deposu da mevcut. Bunun yanında da büyük bir üretici. Dünyanın en büyük silah ihracatçılarından. Her türlü silahı ve en önemlisi nükleer ve kimyasal silahları var. Balistik füzelere takılan bu silahlarla neredeyse dünyanın her yerini vurabilecek güce sahip. Ancak bunlardan daha önemli bir silahı var ki herkese karşı kullanılabilir. Beşikteki bebekten, yaşlı ninelere kadar. Doğalgaz. Kış geldi. Vanaların kapatılması ciddi sorun doğurur. Doğalgazla çalışan santrallerin durmasıyla elektrik kesintileri ve doğalgazla ve elektrikle çalışan sanayinin durması da cabası. Azerbaycan ve İran’dan tedarik edilebilir lakin bu ülkeler Rusya’nın güdümündedir. Rusya’yı kızdırmak istemezler. Yani ne diyorsun korkalım, pısalım, sınırlarımızı korumayalım mı? Hayır, ancak karşımızda da Rus ayısı olduğunu da bilelim. Rusya, Suriye’ye benzemez. Sınırlar bir devletin namusudur. Lakin vurma hakkımız doğdu diyerek hemen başka devletin uçağını düşürmek çok da akıllıca bir hareket gelmiyor doğrusu. İsrail’e, Suriye’ye, Ermenistan’a kafa tutabiliriz, hiç sıkıntı yok. Ama Rusya’yı kesinlikle başka bir ölçekte değerlendirmek gerek. Rusya ile girilecek bir savaşta Rusya’yı yenme şansımız görünmüyor. Yensek bile bu bir Pirus zaferi olur. Yani iki testi çarpışır biri kırılır biri çatlar. Rusya’nın toprakları çok geniş ve bize uzak. Onları vurabilecek füze sistemlerimiz yok. Ancak onların binlerce kilometre ötedeki hedefi vurabilen balistik füzeleri ve yukarıda bahsettiğim gibi nükleer ve kimyasal başlıkları var. Ve işin kötü tarafı gelen füzeleri karşılayacak bir füze savunma sistemimiz yok. Yani çok ama çok riskli. Unutmayın ki ABD bile Rusya’dan çekiniyor. Bakınız Kırım’da Rusya’nın dediği oldu ve Kırım’ı ilhak etmesini istemeyen ABD, Rusya’nın Kırım’a girmesine ses çıkaramadı. Suriye’de Esad’ı istemeyen Amerika, Rusya’nın Esad’ı desteklemek için muhaliflere saldırmasına yine ses çıkaramıyor. Son dönemlerde Rusya, Amerika’nın 2-0 önüne geçmiş durumda. Amerika çekiniyorsa biz korkmalıyız.
Devlet yönetmek uykuların kaçması, yemek yerken lokmaların boğaza dizilmesi demektir. Devlet yönetmek demek talip olmadan yönetmeye mecbur kalmak demektir. Devlet yönetmek zor zanaat. Dikenli yatakta, ateşten battaniyelerde yatmak demektir. Devleti yönetenler asla intikamla, bir sinirle, öfkeyle hareket etmemelidir. Çünkü onların bir anlık gafletini, öfkesini, heyecanını milyonlar canıyla öder. Tıpkı 1. Dünya Savaşı’ndaki Osmanlı insanı gibi. Selam ve dua ile…

Yazarın Diğer Yazıları