Yeni Ambalajlı Eski Bir Kaos
150 YILDIR İNGİLİZ SİYONİZM-KEMALİZM PARANTEZİNE ALINMIŞ VE ZİHNİYET HARİTALARI İBLİS’İN ALGORİTMASI İLE KOTLANMIŞ OLANLARIN SON SİYASİ HAMLESİ...
HELÂL DAİRESİNDE YAŞAMAK KURTULUŞA, HARAMLAR İSE FELAKETE SÜRÜKLER
Kiraları konut sahipliğinin düşük olması yükseltiyor
SEÇERSEN
NEZAKET VE ZARAFET
Kaleme Yemin Olsun ki… (Alzheimer/Demans)
MESELELERE KUR’AN PENCERESİNDEN BAKMAK
MİLLÎ İRADE DİNÎ İRADE İLE AYAKTA DURUR
Özbekistan’da Rakamlarla Gelişmeler
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
NATO Zirvesinin Zırvalayanları
YAZMA ESERLERİN İZİNDE
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
DÜNYA KUPASI VE MİLLİ TAKIM:
MİZAHIN MİZANI
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
Değerli dostlarım hatalarımız veya sevaplarımızla ama ümit ediyorum ki büyük bir samimiyetle tüm İslam âlemi olarak bir ramazan ayını daha bi hakkın eda etme gayretlerimiz neticesinde geride bıraktık. Yine ümidim ve niyazım odur ki Rabbimiz ibadetlerimizi tüm acziyetimize ve eksikliklerimize karşın nezdi ilahisinde kabul buyursun ve bizleri ramazan ayını arınarak geride bırakmış kullarının sınıfına dahil etsin.
Ancak bir tartışılmaz bir hakikat var ki, bir Müslümanın ramazandan istifade edebilmesi, ilahi, rahmet iklimine yelken açabilmesi için iyi insan olmak, doğru insan olmak, Allah'ın bahşettiği şu varlığını kemale taşımak gibi bir derde sahip olmasıyla mümkündür. Yani insan kendine varlık bahşeden ve bu varlığını kemale taşımak için her türlü imkân ve fırsatları bahşeden ve sonunda da huzuruna çıktığında kendine hesap soracak olan Rabbine karşı mahcup olmamak onun huzurunda cevapsız ve çaresiz duruma düşmemek gibi bir derdin sahibi olmalıdır.
Ancak ne var ki, günümüzde yaşanan dünyamızın materyalist ortamı insanın bu derdini gerçek zemininden kopardı hiç alakası olmayan başka zemine taşıdı. Günümüz insanının tüm dertleri, sıkıntıları artık hazlarına, zevklerine ve dünya kazançlarına dair şekillendi. Günümüz insanı kendisinin Rabbisinin huzurundaki konumunu ve onun kendisini beğenisini değil sosyal medya hesaplarındaki takipçilerinin beğenilerini dert eder hale geldi. Günümüz insanı kendi ruh ve akıl sağlığına ilişkin eksikliklerini ve hatalarını dert edinen değil kıyafetlerindeki, dış görünümündeki noksanlıklarını dert edinen ve bunlarla mücadele ederek kendi insan varlığına yatırım yapmaya çalışan bir kimliğe büründü. Bundan dolayı da günümüz insanı asla kendini bu beyhude arayış ve yetersizliklerinden dolayı ne mutlu, ne güvenli nede huzurlu hissedemiyor. Modern dünyanın kendisine biçtiği basit ilkel bedeni ve maddi kazançlara dayalı küçücük bir dünyanın kıskacında adeta hayvanat bahçesinde kafese konulmuş bir aslan misali acı ve ıstıraplar içerisinde kıvranıyor.
Tüm bu ıstıraplarla baş edebilmek, hak ve hakikate yelken açabilmek ancak ve ancak aynen 14. Asır önceki ilkel, putperest, cahiliye toplumunda olduğu gibi Efendimizin (S) o muhteşem ahlakı ile tanışmakla mümkün olabilir.
Nasıl ki saatlerimiz Grenwich'ten geçen meridyen dairesine göre ayarlanıyor ve burasının "0” noktası olarak tanımlanması sayesinde tüm yurt çapında saatlerimizde insicam, düzen, uyumluluk tesis ediliyorsa aynı şekilde ahlak yapılanmamızda, davranış özelliklerimizde Efendimizin (Sav) ölçü olarak kabul edilmesi yaşadığımız toplum içerisinde uyum içerisinde olmamızın olmazsa olmaz gerekçesidir. Toplumsal huzur ve güven ancak bu sayede gerçekleşebilir.
Bu gün toplumsal hayatımızda şiddetin yaygınlık göstermesi ve devletimizin tüm kanuni tedbirlere, ağır cezalara rağmen bu süreç karşısında çaresiz kalmasının en temel sebebi de budur. Herkesin bireysel hırs ve ihtiraslara büründüğü, toplumsal ortak paydaların aşındığı bir ortamda hiçbir insan kendisini yeterince güven ve huzur ortamında hissedemeyecektir.
Asla unutmamamız gereken bir gerçek vardır ki, yaşadığımız toplumda iyiliği, emniyeti ve güvenliği tesis edebilmenin en kolay ve pratik yöntemi selamı yaygınlaştırmaktır. Selam mü'minler arasında bir taahhüt, sözleşme ve güven teminatıdır. Selamlaşma ve selamlaşmanın önemi. Selamlaşmanın yaygın olduğu bir ortamda kötülüğün hayat bulması mümkün değildir. Ne yazık ki selamın bu muhteşem manasını ve değerini unutmaya başladık. Bir merhaba, günaydın demenin hafifliğinde Allah'ın selamını paylaşır olduk.
Halbuki Allah'ın 99 isminden biriside "El – Mü'min” dir. Allah güvenin kaynağıdır. Allah mesajını kiminle gönderdi "Ruhul Emin” le (Cebrail (as), Kime Muhammedül Emin'e yani emin bir peygambere. Sonuçta amaç emin bir toplum, şahsiyet ve kimlik inşa edilmesi amaçlanmıştır. Emin ve güvenli bir toplum inşasının en etkili ve ilk öncelikli yöntemi selamlaşma olduğunu unutmayalım.
DÜNYA KUPASI VE MİLLİ TAKIM:
KIYAMETE KADAR TÜRKLERE VERİLEN GÖREV “KÂBE MUHAFIZLIĞI”
2 ASIRLIK HATANIN BEDELİ KAYBOLAN GENÇLİK
TÜRKİYE – NATO ARASINDA SON VE BÜYÜK FİNAL
5G NE KADAR GÜVENLİ?
GELECEK 100 YILIN TÜRKİYE’Sİ
BATI MEDENİYETİ İSLAM’DAN NEDEN KORKUYOR?
TASARLANMIŞ KONTROLLÜ KAOS
SON HAÇLI SEFERİ VE SAVAŞIN KABALİST ARKA PLANI
RAMAZANDAN İSTİFADE EDEBİLMEK