Yeni Ambalajlı Eski Bir Kaos
150 YILDIR İNGİLİZ SİYONİZM-KEMALİZM PARANTEZİNE ALINMIŞ VE ZİHNİYET HARİTALARI İBLİS’İN ALGORİTMASI İLE KOTLANMIŞ OLANLARIN SON SİYASİ HAMLESİ...
HELÂL DAİRESİNDE YAŞAMAK KURTULUŞA, HARAMLAR İSE FELAKETE SÜRÜKLER
Kiraları konut sahipliğinin düşük olması yükseltiyor
SEÇERSEN
NEZAKET VE ZARAFET
Kaleme Yemin Olsun ki… (Alzheimer/Demans)
MESELELERE KUR’AN PENCERESİNDEN BAKMAK
MİLLÎ İRADE DİNÎ İRADE İLE AYAKTA DURUR
Özbekistan’da Rakamlarla Gelişmeler
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
NATO Zirvesinin Zırvalayanları
YAZMA ESERLERİN İZİNDE
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
DÜNYA KUPASI VE MİLLİ TAKIM:
MİZAHIN MİZANI
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
İslâmî kaynaklara göre Hz. Meryem'in babası İmran'dır. İmran, şerefli bir silsile ile Hz. İbrahim (as)'e dayanan bir sülâledendir. Hz. Meryem'in annesi Hanne'dir. Bir Musevi geleneği gereği aileler ilk doğan erkek çocuklarını mabede hizmet etmesi amacıyla adarlardı. Meryem'in annesininse çocuğu olmuyordu. Hanne, bir çocuk sahibi olma arzusuna kapılmış eğer hamile kalırsa çocuğunu Mescid-i Aksa'ya ibadet için yerleştireceğini ve oraya vakfedeceğini adamıştı. Bu adağından sonra Hz. Meryem'e hamile kalmıştı. Ancak doğan çocuk kız olunca "kız erkek gibi değildir.” Dedi. Ancak Zekeriya (as) diğer Musevilerin itirazına rağmen onu mabede alarak orada bir inziva hayatı yaşamasına imkân sağladı.
Peygamberler dünyaya gelişleriyle birlikte taşıdıkları vasıflarla da bir mesaj barındırırlar. Hz. İsa'nın annesi ömrü boyunca tüm toplumun tanıklığıyla kendisi mabetten çıkmamış, kendisine kimsenin eli değmemiş bir kişi olması gerekiyordu. Bu vasfıyla bu insanlar aynı zamanda Rabbani bir mucizeye tanık olmuş olacaklardı. Hz. Meryem söz konusu durumuyla öğünün Musevi toplumu için bir imtihan konusu olmuştur. Toplum gözlerinin önünde bütün bir hayatını mabette ibadetle geçirmiş namuslu bir kadına kendisinin bir Romalı askerle ilişkisi olduğu iddiasında bulunmuşlardır. Peygamber mucizeleri gönderilmiş oldukları toplum için imtihan konusu olmuştur.
VAFTİZ: Hz. Yahya Hz. Zekeriyya (as)'a ilerleyen yaşlarında verilmiş bir evlattır. Hz. Yahya (as) bizimi geleneğimizde de olduğu gibi kendisine gelen insanlardan maddi ve manevi anlamda kirlerden arınmalarını ve istiğfar etmelerini istemiştir. Özellikle bunun için yakınında bulunan Batı Şeria nehrini kullanmıştır. Hz. İsa Yahya (as)'a ulaştığı zaman oda Yahya (as)'ın bu uygulamasına tabi olmuş ve yıkanmıştır. (GUSÜL) Hıristiyan gelenek bunu da aslından saptırarak vaftiz geleneğini geliştirmiş bu vesileyle insanoğlunun Hz. Adem (as)'dan kalan ilk günahından arınmasının gereği olarak yorumlamıştır. İsa, vaftiz olmak için Ürdün'e gider. Hristiyanlara göre Vaftizci Yahya İsa'yı vaftiz ettiğinde Kutsal Ruh güvercin şeklinde gelip onun başına konmuş ve gökten İsa'nın Tanrının Oğlu olduğunu ve Tanrının O'ndan hoşnut olduğunu ifade eden bir ses işitilmiştir.
Hz. Yahya (as) ile Hz. İsa (as) aynı zamanda yaşamışlardır. Hz. Yahya (as) öldürülünceye kadar Hz. İsa (as) piyasaya çıkmamış, toplumsal yozlaşma ile açıktan savaşmamıştır. Ancak Hz. Yahya (as) yaşadığı toplumun ahlaksızlıklarıyla savaşırken herkesi tek ve bir olan Allah'a iman ve O'nun hukukunu temsil eden Hz. Musa'ya tabi olmaya davet etmiştir. Özellikle yaşadığı vilayetin valisinin uygunsuz evlilikler yapması üzerine onu açıktan eleştirmiş ve bunun açıkça bir ahlaksızlık olduğunu Allah'ın hukukuna karşı asilik olduğunu ifade etmiştir. Ancak Yahya (as)'ın bu sözlerinden çok rahatsız olan vali Yahya (as)'a bir iftira atılmasını böylelikle bu suç isnadı ile tutuklanarak hapse atılmasını sağlar. Daha sonrada onu orada katlettirir. Bu olay üzerine Hz. İsa (as) yapılan haksızlıkları yüksek sesle dile getirmesi üzerine herkes, "neler oluyor? Yoksa Hz. Yahya İsa olarak geri mi döndü?” Diye aralarında konuşmaya başlamışlardır. Buradan da anlaşılmaktadır ki ne Hz. Musa (as) ne Hz. Yahya (as) nede Hz. İsa (as) farklı ve birbirinden değişik davaların ve söylemlerin mücadelesini vermemiş hepsi de Allah'ın hukukunca ortak bir dinin ve anlayışın mücadelesini vermiştir. Hz. Yahya (as ile Hz. İsa (as) arasında usta - çırak ilişkisi vardır. Hz. Yahya usta, Hz. İsa (as) ise çıraktır. İlk tecrübeyi Hz. Yahya yaşamış ve ondan sonra bayrağı Hz. İsa (as) ondan devralmıştır.
Hz. İsa bundan sonra tebliğlerine başlamıştır ve 3 yıl süresince devam etmiştir. İsa, yeni bir din getirmemiştir. Elinde de Tevrat vardı ve hahamların, Musa'nın getirdiği "şeriatı” bozduğunu söyleyerek, onlarla mücadele ediyordu. İsa'nın bu 3 yıllık tebliğ döneminden sonra, dünyadan ayrılışı sonunda, kendisine uyanların toplam sayısı on ikiydi. İsa'dan sonra bu Havariler, O'nun hatırasını yaşatmak için Kudüs'te teşkilatlanıp, O'nun mesajını ırkdaşlarına ve dindaşlarına ulaştırmaya çalıştılar. Gün geçtikçe sayıları artmaya başladı. Neticede İsa'nın mesajı İncil'de Saul adıyla zikredilen St. Paul'un Yeni Ahit'te bahsedilen mucize ile cemaate katılmasıyla, Hz. İsa'nın mesajının "Kudüs dışına” taştığını ve imparatorluğun önemli askeri ve siyasi merkezlerinden biri olan Antakya'da yayılmaya başladığını görüyoruz.
İncil'in kelime anlamı müjdedir. Yani Hz. İsa ve ona gelen vahiy aslında Efendimiz (sav)'in gelişine dair insanlığa verilmiş bir müjdeden başka bir şey değildir. (Saff Suresi: 6) Hani Meryem oğlu İsa da: "Ey İsrailoğulları, gerçekten ben, sizin için Allah'tan gönderilmiş bir elçiyim. Benden önceki Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra ismi "Ahmed" olan bir elçinin de müjdeleyicisiyim" demişti. Fakat o, onlara apaçık belgelerle gelince: "Bu, açıkça bir büyüdür" dediler.
Gayrimüslimlerin inanç dünyasında var olan çarpıklıklar ve temelsiz yargılar hepimizin malumudur. ancak bizim onların önüne hakikati koyabilmemizin olmazsa olmaz en temel yöntemi sahip olduğumuz inancın temel ahlaki değerlerini varlığımızda hayata geçirebilmemizdir.
DÜNYA KUPASI VE MİLLİ TAKIM:
KIYAMETE KADAR TÜRKLERE VERİLEN GÖREV “KÂBE MUHAFIZLIĞI”
2 ASIRLIK HATANIN BEDELİ KAYBOLAN GENÇLİK
TÜRKİYE – NATO ARASINDA SON VE BÜYÜK FİNAL
5G NE KADAR GÜVENLİ?
GELECEK 100 YILIN TÜRKİYE’Sİ
BATI MEDENİYETİ İSLAM’DAN NEDEN KORKUYOR?
TASARLANMIŞ KONTROLLÜ KAOS
SON HAÇLI SEFERİ VE SAVAŞIN KABALİST ARKA PLANI
RAMAZANDAN İSTİFADE EDEBİLMEK