Yeni Ambalajlı Eski Bir Kaos
150 YILDIR İNGİLİZ SİYONİZM-KEMALİZM PARANTEZİNE ALINMIŞ VE ZİHNİYET HARİTALARI İBLİS’İN ALGORİTMASI İLE KOTLANMIŞ OLANLARIN SON SİYASİ HAMLESİ...
HELÂL DAİRESİNDE YAŞAMAK KURTULUŞA, HARAMLAR İSE FELAKETE SÜRÜKLER
Kiraları konut sahipliğinin düşük olması yükseltiyor
SEÇERSEN
NEZAKET VE ZARAFET
Kaleme Yemin Olsun ki… (Alzheimer/Demans)
MESELELERE KUR’AN PENCERESİNDEN BAKMAK
MİLLÎ İRADE DİNÎ İRADE İLE AYAKTA DURUR
Özbekistan’da Rakamlarla Gelişmeler
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
NATO Zirvesinin Zırvalayanları
YAZMA ESERLERİN İZİNDE
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
DÜNYA KUPASI VE MİLLİ TAKIM:
MİZAHIN MİZANI
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
Değerli tarih dostları milletimizin zaman yolculuğundaki en eski evrelerine dair bir kültürel yolculuk yaptığımızda bizleri hayretlere düşürecek olan pek çok farklı ritüellerle karşılaşıyoruz. Bu hafta özellikle Türkleri cenaze, ölüm olayı karşısında ortaya koydukları geleneksel alışkanlıklarından bazılarını sizlerle paylaşacağım.
Eski Türk inanışında ruh bedeni yalnızca ölüm anında değil, uykuda ve hastalıkta da terk ederdi. Bedeni terk eden ruhun ağızdan çıkarken kuşa dönüştüğüne inanılırdı. Orhun kitabelerinde Bilge Kağan ve Kültigin için kullanılan "uçtu” tabiri de buradan gelir. Uçmak, tanrının yanına yükselmek anlamı taşıyordu. Eski Türklerde cennet, cehennem veya mahşer günü gibi kavramlar yoktu. Öldüklerinde cennet veya cehennem kavramlarını kullanmazlar, göğe yükselme kavramını kullanırlardı.
Türklerde defin işlemi her zaman yapılmaz, yılın belli dönemlerinde gerçekleşirdi. İlkbaharda ölenleri sonbaharda, kışın ölenleri ise ilkbaharda defnederlerdi. Kazılardan çıkan buluntular sayesinde elde edilen bilgiler, Türklerde mumyalama işleminin yapıldığına işaret ediyor. Mumyalama işlemi ölüm ve defin arasındaki sürede cesedin bozulmaması için yapılırdı.
Gömme işlemi gerçekleşmeden önce ölü kimi zaman bir çadır içine koyulurdu. Ölen kişinin ruhunu teskin etmek amacıyla ilk olarak kurbanlar kesilir ve çadırın önüne bırakılırdı. Ölünün akrabaları çadırın önünde yüzlerini keserek ağlarlardı. Romalı tarihçi Jordanes'in, Avrupa Hun hükümdarı Atilla'nın ölümünden sonra düzenlenen merasime yönelik verdiği bilgiler içerisinde saç kesme ve yüz yaralama adetleri de vardı.
Ölümden sonraki hayatın ters olduğunu düşünen eski Türkler elbiselerini ters giyerek yas tutardı. Özellikle Kırgız Türklerinde görülen bu davranışta, kimi zaman ölünün atının eyeri de ters giydirilirdi. Bu dönemdeki pek çok topluluk için öteki dünya terslik olarak algılanmıştı. Ölen kişi genellikle atıyla birlikte defnedilirdi. Bu onun cennete atıyla yolculuk yapacağı inancından kaynaklanan bir davranıştı.
Kurganlardan çıkarılan at kadavralarından atların kuyruklarının kesildiği ya da bağlandığı anlaşılıyor. Atların kuyruklarının örülü olması, ölen kişinin savaşçı ve yiğit bir insan olduğu anlamına geliyordu. Kurgan mezarlarından çıkarılan atlar için kansız ya da çok az bir kan akıtılarak kurban edildiklerini görülüyor. Atların kafalarına sert bir cisimle vurularak kurban edilip mezarlara koyulduğu biliniyor.
Ölen kişi için düzenlenen bu törende kurbanlar kesilir yemekler verilirdi. Bu yemekler yaşayan ve törende bulunan insanlardan ziyade ölüye ikram edilirdi. Eski Türk toplulukları, ölünün ruhundan korkmuş ve ruhunu teskin etmek ve yas tutmak için ölü aşı da dediğimiz bu törenleri düzenliyordu.
Eski Türk geleneklerinde mezara balbal denilen taştan yapılmış küçük heykeller dikilirdi. Savaşçı bir toplum yapısına sahip olan Türkler, savaşta öldürdükleri düşman sayısı kadar mezara balbal denilen taş heykelleri dikerlerdi. Böylece ölümden sonra bu düşmanların kendilerine hizmet edeceği düşünülürdü.
Değerli tarih dostları tarih boyunca insanların en önemli sorunu ölüm karşısındaki çaresizliği ve acziyeti olmuştu. Bundan dolayı da insanlar bir inanca sahip olma, bir yaratıcı kudrete sığınma yoluyla ölüm karşısındaki çaresizliğine cevap bulmaya çalışmıştı. Günümüzde insanlığın değerler dünyasına sava aça güç odakları bu sebepten dolayı öncelikle insanlara ölümü unuttukları ve asla hiç ölmeyecekmişçesine dünyaya bağlandıkları bir yaşam tasarımı oluşturmaktadırlar. Bizler inşallah bu oyuna gelenlerden olmayacağız. Allah'a emanet olun.
DÜNYA KUPASI VE MİLLİ TAKIM:
KIYAMETE KADAR TÜRKLERE VERİLEN GÖREV “KÂBE MUHAFIZLIĞI”
2 ASIRLIK HATANIN BEDELİ KAYBOLAN GENÇLİK
TÜRKİYE – NATO ARASINDA SON VE BÜYÜK FİNAL
5G NE KADAR GÜVENLİ?
GELECEK 100 YILIN TÜRKİYE’Sİ
BATI MEDENİYETİ İSLAM’DAN NEDEN KORKUYOR?
TASARLANMIŞ KONTROLLÜ KAOS
SON HAÇLI SEFERİ VE SAVAŞIN KABALİST ARKA PLANI
RAMAZANDAN İSTİFADE EDEBİLMEK