Yeni Ambalajlı Eski Bir Kaos
150 YILDIR İNGİLİZ SİYONİZM-KEMALİZM PARANTEZİNE ALINMIŞ VE ZİHNİYET HARİTALARI İBLİS’İN ALGORİTMASI İLE KOTLANMIŞ OLANLARIN SON SİYASİ HAMLESİ...
HELÂL DAİRESİNDE YAŞAMAK KURTULUŞA, HARAMLAR İSE FELAKETE SÜRÜKLER
Kiraları konut sahipliğinin düşük olması yükseltiyor
SEÇERSEN
NEZAKET VE ZARAFET
Kaleme Yemin Olsun ki… (Alzheimer/Demans)
MESELELERE KUR’AN PENCERESİNDEN BAKMAK
MİLLÎ İRADE DİNÎ İRADE İLE AYAKTA DURUR
Özbekistan’da Rakamlarla Gelişmeler
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
NATO Zirvesinin Zırvalayanları
YAZMA ESERLERİN İZİNDE
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
DÜNYA KUPASI VE MİLLİ TAKIM:
MİZAHIN MİZANI
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
Maddi ve manevi büyük bir dayatmanın içerisindeyiz. En çok gençliğimiz büyük bir tehditle karşı karşıya. Günümüz dünyasının küresel şeytani aklı onları etkilemenin yollarını çok iyi biliyor. Kim zaman müzikle, kimi zaman dizilerle, çoğu zaman da sosyal medya ortamıyla gençliğimizin ruhuna, hücrelerine kadar nüfuz edebilecek bir etki alanına sahipler. Gençlere gayet masum gibi gözüken ama özünde onları kendi geleneklerinden, inançlarından, doğdukları büyüdükleri topraklardan hatta kendi öz bilinçlerinden yabancılaştırmayı amaçlayan bir örgütlü şeytani akıl yapılanmasına sahipler.
Günümüz dünyasında gençliğimizin zihin ve ruh yapısını deforme eden en tehlikeli gelişme misyonerlik ve cinsiyetsizleştirme çabalarıdır. Güney Kore misyonerlik faaliyetlerinin en yoğun gözlemlendiği bir ülke olmakla birlikte ülkemizde faaliyet gösteren misyonerlerin büyük bir çoğunluğu da Güney Kore kökenlidir. Ülkemizdeki misyonelerin faaliyetlerini kolaylaştıran onların yaptıkları etkinliklerde hedefledikleri amaçlarını gerçekleştirmelerine imkân sağlayan en büyük vasıta da Güney Kore kökenli diziler, müzik gruplar ve onlarla bağlantılı sosyal medya ortamları oluyor. Hemen hemen tüm Güney Kore kökenli dizilerde, kliplerde sürekli, dini semboller ve vurgular, imajlar kullanılıyor. Gençler arasında Korece öğrenme salgının bir neticesi olarak hemen hemen bütün büyük şehirlerimizde Kore dil kursları açılmış durumda. Ayrıca Kore restoranları ve benzeri mekânlar adeta ülkemizdeki küresel şeytani aklın yürüttüğü misyonerlik çalışmalarına destek sağlıyorlar.
Bu etkinlikler o kadar masumca ve o kadar saf ve temiz niyetle kılıflandırılıyor ki sürecin akıbetine ilişkin hiç kimse bir kanaat belirtemiyor, gerçekleşmesi söz konusu olan büyük sosyal facianın farkındalığı oluşmuyor. Örneğin Koreli sanatçıların, dizi oyuncularının aşırı makyaj yapması, feminen kıyafetler giymesi gençler arasında asla yadırganmıyor. Aslında bu davranış şekli küresel şeytani akıl tarafından Kore'ye taşınmış ve başarıyla sonuçlandırılmış olan bir proje… Artık Kore'de erkeğin kişisel bakım adı altında makyaj yapması ve abartılı, cinsiyetini temsil etmeyen kıyafetler giymesi o ülke için gayet normal bir durum. Hatta Kore'de bu davranışları gerçekleştirmeyen erkeklere yadırganıyor ve dışlanıyorlar. Kendi bedeniniz üzerinde, yaşam tarzınız konusunda tercih yapmak sizin en doğal insani hakkınız. Bu nedenle özgür olun ve hayatınızın tadını çıkarın mesajı verilmek isteniyor. Tabi böylesi mesajları varlığında temsil eden sanatçı ve artistler tüm takipçisi olan fanlar tarafından rol model olarak kabul ediliyorlar.
Koreli sanatçıları takip eden kitlelerin en önemli yoğunluk kazandığı grup 15 – 24 yaş arası kız çocuklarından oluşuyor. Ancak ne var ki günümüzde bu yaş sınırı 10 yaş grubuna kadar inmeye başladı. Ve bu kızların hemen hepsi kişisel bakımına özen gösteren, makyaj yapan, vücudunda kıl barındırmayan, erkeksi tavır ve davranışlar (maçoluk) sergilemeyen erkekleri tercih ettiklerini ifade ediyorlar. Bu durum kaçınılmaz olarak erkek genç nüfusun davranmışlarını ve sosyal yaşam alışkanlıkları üzerinde bir baskı oluşturuyor.
Sosyal medya ortamında Koreli müzik gruplarını ve dizi oyuncularının yaşamlarına ilişkin her türlü detaylı bilgiye ulaşmak mümkün olabiliyor. Bu nedenle gençler, hangi sanatçı hangi konserde hangi kıyafetleri giyiyor, özle yaşantıları, yedikleri, içtiklerine kadar son derece onlara ait detaylı bilgilere ulaşabiliyorlar. Sosyal mecra ortamında inanılmaz bir etkinliğe sahipler. Örneğin bir müzik grubunun fanlarından oluşan ekip kendilerini "army” olarak adlandırıyor. Yani kendilerine ordu diyorlar. Ve uykuları dışında kalan tüm zamanlarında adeta büyülenmişçesine bu gruplara ilişkin paylaşımlar yaparak, onların reklamlarını, tanıtımlarını yaparak harcıyorlar.
Yine bir başka Kore grubunun fan ekibinin kullandığı slogana dikkatinizi çekmek istiyorum, "Adoraable representative m.c for youth” yani "Gençliği Tapınılası Temsilcisi.” Yine bu gruplar tarafından temsilciliği yapılan "Love Myself” hareketi var. Yani "Kendini Sev”… Gayet masum gibi görünen bu kavramın karaltısında narsist, kendisine hayran ve sadece kendi hazlarına, bedenine hizmet etmeyi bir yaşam gayesi haline getirmiş gençlik kitlesi oluşturmayı amaçlıyorlar. Bu kavram çatısı altında gençlere, "kendinizi sevin ve kendi varlığınızı, kişiliğinizi, yaşamınızı, kendiniz belirleyin. Hiç kimsenin siz bir şeyler dikte etmesine, öğretmesine, öğüt verim yaşantınıza müdahalede bulunmasına izin vermeyin” mesajı verilmek isteniyor. Tabi ki bu mesaj ile genç kitlelerin kendi yaşam ortamlarındaki her türlü geleneklerinden, maneviyatlarından ve hatta eğitim sisteminin, anne babanın çocukları ile olan duygusal ve zihinsel bağlarından kopartılması amaçlanıyor.
Tabi ki bu mesaj özellikle ergen çağlardaki gençler için inanılmaz cazibe oluşturuyor. Kendi toplumunda, aile yapısında yakalayamadığı değeri, özlemini duyduğu hazları bu masaj çatısı altında kurgulanmış bir hayatta yakalayabileceğine inanıyor.
Dolayısıyla artık bugün davranış bozukluklarına tanık olduğumuz gençleri suçlamak yerine "söz konusu olan bu sürece nasıl bir strateji geliştirebiliriz?” sorusuna cevap aramamız gerekiyor.
DÜNYA KUPASI VE MİLLİ TAKIM:
KIYAMETE KADAR TÜRKLERE VERİLEN GÖREV “KÂBE MUHAFIZLIĞI”
2 ASIRLIK HATANIN BEDELİ KAYBOLAN GENÇLİK
TÜRKİYE – NATO ARASINDA SON VE BÜYÜK FİNAL
5G NE KADAR GÜVENLİ?
GELECEK 100 YILIN TÜRKİYE’Sİ
BATI MEDENİYETİ İSLAM’DAN NEDEN KORKUYOR?
TASARLANMIŞ KONTROLLÜ KAOS
SON HAÇLI SEFERİ VE SAVAŞIN KABALİST ARKA PLANI
RAMAZANDAN İSTİFADE EDEBİLMEK