Kilitli Sandıklardaki Umutlar

Ligin bitmesine üç hafta kala rakiplerinden ikisinin şampiyonluğa oynayan takımlar olması ile işleri iyice güçleşmiş bir Konyaspor vardı. Düşen takımlardan biri gözüyle bakılıyordu.

Bu güç durumdan kurtulmanın yolu mağlup edilmesi güç rakiplerine karşı galip gelmekten geçiyordu. Olur muydu? İnanç zayıftı. Mantığa yatmıyordu ama duygularımıza da söz geçmiyordu. Kabullenmek istemiyorduk. Minik ümit kırıntılarının peşinden gitmek gerekiyordu. Matematik bitti demiyor, koskoca dokuz puan vaad ediyordu.

Rakip iyi organize olan, her mevkide kaliteli futbolculara sahip, alternatifli futbol oynayan ve bol alternatifli futbolculara sahip güçlü Başakşehir… Böyle takımı Konyaspor yenmek zorundaydı.

Maçın başlarında kullanılan kornerde Miya kafa vurmak için yükseliyor ve rakibinden oldukça kısa mesafeden, arkasından gelen top koluna çarpıyordu. Kafa vurmak isteyen futbolcu güç almak için kolunu kaldırır. Doğal konumda bir durum ama hakeme göre değil. Böylesi pozisyonlarda kimi takımlar için penaltı çalındı kimi takımlar için çalınmadı. Konyaspor her şartta aleyhine karar verilmesi en kolay takım… Yine olmadık verilmesi haksızca olacak penaltı ile minik ümit kırıntılarının da yok olmaya başladığı dakikaları yaşamaya başladık.

Konyasporlu futbolcuların topa temiz müdahalelerini faul değerlendiren, Başakşehirli futbolcuların faullü aldığı toplara devam kararı veren hakem maçı Konyaspor kazanma ihtimalini daha da azaltıyordu.

Artık iyice yıkılmış, oyundan düşen bir Konyaspor'a karşı iyi defans yapan, pozisyon vermeyen, oyun hakimiyetini iyice artıran Başakşehir beklerken tam tersine rakip üstüne daha etkili ve organize ataklarla giden, etkili paslaşma düzenleri kurarak rakibinin defansında gedikler oluşturmaya başlayan etkili ortalarla  yakaladığı pozisyonları gollere çeviren Konyaspor  vardı. Özellikle Miya oynadığı oyun ve attığı gollerle ilk yarının 3 – 1 tamamlamasında en etkili oyuncuydu.

Yakalanan skor galibiyet olasılığı için daha güçlü umutlar oluştursa da ilerleyen dakikalarda özellikle yetmişli dakikalardan sonra oyundan düşen ve elinde skoru tutamayarak maçları arzu ettiği sonuçlarla tamamlayamayan Konyaspor'un ortaya çıkması korkusu düşüncelerde hep canlıydı. Ortaya çıktı da… Arka arkaya gelen goller herşeyi alt üst etmişken maçın sonlarına doğru Jönnson'un milimetrik pasında Skubiç golü rahatça atıyordu.

Bundan sonrasını gol yemeyerek maçı tamamlayan Konyaspor minik umut kırıntılarını büyük umutlara dönüştürüyordu. Umutlar sandıklara kilitlenmiş, anahtarı olmayacak yerlere saklanmışken o anahtar bulunup kilitli sandıklar açıldı ve umudu eline alan bir Konyaspor oluştu. 

Konyaspor'u önceki maçlardan ayıran en önemli kazancı oyun içinde pasların  isabetli ve boş alanlara doğru atılmasıydı. Bu oyun tarzı rakibin etkili yönlerini etkisizleştirme ve Konyaspor'a daha etkili pozisyonlar üretme imkanı sağladı. Kalan iki maçta bunun sürdürülmesi oldukça kıymetli olacaktır.

Konyaspor için olumsuz yön ise sürekli yetmişli dakikalardan güçten ve oyundan düşen Konyaspor'un aynı şeyi bu maçta da yaşaması ve yine basit goller yemiş olmasıydı. Maçı kazandıran yön ise yakaladığı pozisyonları kaçırmayıp gole dönüştürmesiydi.

Her şey daha bitmedi. Kalan koskoca iki maç var. İki maçada büyük önem verilerek, en üst gayretle, en üst motivasyonla oynanması gerekliğinin hakkı verilmeli. Bu gereklere uygun, en ince noktalara dikkat edilmeli, rakip analizleri en inceden inceye yapılarak  gerekli hazırlıklar yapılmalıdır.

Kazanılması çok zor maçı kazanarak süper lige sımsıkı sarılan Konyaspor yakaladığı fırsatın gereğini yapmalıdır.

Selam ve dua ile…


Yazarın Diğer Yazıları