NEDEN BU HALE GELDİK?
Heycanlandıran Bir Gonçalves İzledik
Mikro Asrı Saadet’ten Makro Asrı Saadet’e (7.Yüzyıldan 13.Yüzyıla)
GÜNDEMİNİ KAYBEDEN ÜMMET NESLİNİDE KAYBEDER
Antalya Güneşi, Konya Rüzgârı
ÖZBEKİSTAN VE YEŞİL VATAN
Ekonomik program tehlikede mi?
Gelecek İnfaz Edildi
Bir Neslin Kırılma Noktası: İstikamet…!
KİŞİSEL BAKIMIN YERİ VE ADABI
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
UÇTU UÇTU BAŞKAN UÇTU!
Yazma Eserlerin İzinde – Akif Atakan (Mestanlı /Bulgaristan)
SİGARA VE KAHVE
Zavadanak İrancılar
BÜYÜK SAVAŞ YAKLAŞMAKTADIR
BATI MEDENİYETİ İSLAM’DAN NEDEN KORKUYOR?
Sarı Lacivert Kemer
Finansal Nükleer Bomba: Hürmüz’de “Dolar Geçmez“ Dönemi
Konya’ya Bahar Geldi
YOL
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
Devlet yönetmenin bakkal dükkânı yönetmek olmadığını insanımız elbette biliyordur.
Biliyordur bilmesine ama hangi kademede görev alırsa alsın toplumun her katmanından insanımızın devlete akıl vermeye çalıştığı da hepimizin malumudur.
Şehrimizde, beldemizde, bulunduğumuz muhitte, çalıştığımız kurumlarda yaşadığımız sıkıntılar hakkında eleştirel bakış açılarımızı paylaşabiliriz bunda sıkıntı yok.
Yeter ki iftira atmayalım çalışanlara, yöneticilere…
İran ile İsrail, Pakistan ile Hindistan, Rusya ile Ukrayna savaşırken devletimize kabile devletine akıl verir gibi akıl vermek size de ilginç gelmiyor mu?
Yaşanan küresel sıkıntılardan alnının akıyla çıkmış hatta bölgesel güç ilan edilmiş, otoriteler tarafından güçlü devlet, güçlü liderlik unvanı verilmiş bir devletten söz ediyoruz.
Bir asra yakın bir zaman diliminde milletimizin tüm imkanları çarçur edilmiş, savunma sanayiine yatırım yapılmamış ve bu kötülüğe kimsenin gıkı çıkmamış.
Zamanında en zayıf devletler bile ülkemizi tehdit olarak görmemiş.
Borç dilenirken el pençe divan durmuşuz yurt dışı seyahatlerimizde.
Oysa devir değişmiş.
Savunma sanayii bakımından altın çağımızı yaşadığımız şu günlerde hâlâ eski eziklik psikolojimizle hareket edip devlet aklına "akıl” verme gayretindeyiz.
Kimimiz devletimizi zayıf gösterme derdine düşmüş, kimimiz de "iyi niyetli” bir şekilde eleştirileri sıralıyoruz.
Bir okul yönetirken bile muhalif birkaç öğretmen ve veli ile karşılaşınca eli ayağına dolaşan insanlar, evini idare edemeyen, yaramaz, söz dinlemez çocuğunu bakkala gönderemeyen insanlar devlete akıl veriyor.
Eleştiri haktır, yapılan yanlışlar varsa onları dile getirmemek sıkıntıdır, eyvallah…
Ülkemiz bir konuda dünyanın en talihsiz ülkesidir.
İçimizdeki muhalifler.
Muhaliflerden kastım iktidar partisine oy vermeyenler değil.
Devleti her konuda güçsüz göstermeye çalışanlardan söz ediyorum.
Devletimiz sanki hiçbir konuya vakıf değilmiş de günübirlik politikalarla hareket ediyormuş, elinde hiç silah yokmuş, bölgeye hâkim değilmiş gibi davranan kişiler bunlar.
Etrafımız zaten düşmanlarla çevrili iken bir de içimizdeki muhaliflerle mücadele ediyoruz.
O akıl verenlerin bir kısmı herhangi bir savaş anında ülkeyi ilk terk edeceklerdir bundan emin olun. Bir kısmı da gönüllü ajan veya düşman hayranı tipler.
Vatansever dediğin, ülkede sıkıntı baş gösterince düşmanın işine yarayacak kırılmalar yaşatmaz insanımıza.
Sıkıntı başlayınca devletin arkasında dağ gibi durulur. Sıkıntı bitince eksik gedik neyse konuşulur.
Özellikle de teyit edilmemiş bilgilerle zihinler daha da kirletilmez.
Herkesin sorumluluğu vardır.
Tek bir ferdin bile devlete olan güvenini sarsıyorsan bunun bedeli ağırdır hem dünyada hem ahirette.
Bir de "İsrail'i kınamak yetmez, devlet acilen İsrail'e savaş açmalıdır.” fitnesi ile hareket eden fitneciler var, onlara İsrail'e gidecek yolları gösterin ya da onları görmezden gelin.
Zavadanak İrancılar
Kimden Gelirse Gelsin Kötülük Kötüdür
Gençlere Gelecek Vizyonu
AK Parti Neden İvme Yakalayamadı?
Birlik İsterken Fitneyi Ateşleyenler
Kültürel Hegemonya Çatırdarken
Siyasette Seviye İçin Muhalefete Kulak Verelim
Yusuf Tekin istifa mı etsin?
İrtifa kaybeden muhalefet
Belediye Kreşi mi, Epstein Adası mı?