Tekno-faşizim ekonomik bağımsızlığı tehdit ediyor
ALLAH VAR, ATEİZM YOK!
YILDIRIM HAN BRE DOĞAN YETİŞTİK SABREDİN
İki Yüzlü Muhafazakârlar ve Bir Adam Yaratmak
AFYONKARAHİSAR KİTAP GÜNLERİ
İnsanlığın Yükü: Hafızanın, Emanetin ve İadenin Sergisi
BİR GÜNE SIĞAR MI?
SU VE GELECEK
Çiğne/Hazmet/Düşün/Kendini Yeniden Tasarla!
Konyaspor’da artık bütün yollar finale çıkıyor…
Özbekistan’da “9 Mayıs Xotira va qadrlash kuni’’ Anma ve Saygı Günü, Hatıra ve Kıymet Verme Günü
Türkiye-Suriye Kalkınma Hattı
Yolun Sonu Kupa Olsun
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
5G NE KADAR GÜVENLİ?
AKŞAM OLMAKTA
Berkan Kutlu, Konya mutlu
Ateşkes mi, Sadece Bir Ara Mola mı? İran–ABD Geriliminin Gerçek Anlamı
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
İnsanları tanımak, anlamak ve değerlendirmek istiyorsanız takip edilecek birkaç yol vardır.
Bunlardan biri kavgadır.
Biri kazanmak bir diğeri kaybetmektir.
Meselâ, kavgada karşı tarafın özel sırlarını yüzüne vuran insan kötü bir insandır. Ona asla güvenilmez.
O insan genelde kavgadan sonra küser ve küstüğü insanın arkasından iftiraya varacak ölçüde olumsuz sözler eder.
Kazanan insan da bir zamanki geldiği yeri unutur. Hani sonradan görme dediğimiz türden olan insandır.
Birlikte büyüdüğü insanları tanımazdan gelir. Ailesinden bile utanır.
Elde ettiği gelirle havalanır. Biri gelip iğneyi batırıncaya dek uçar boşlukta. Kalıcı olacağını zanneder malın. Hepsini kendi imkânlarıyla kazandığını zanneder.
Cömertlik yaparken bile insanlara, "bakın sizi ben doyuruyorum” der gibi davranır.
Bu insanlar da güvenilmez türden olanlardır. Bir de bunları hakir gören insanlar vardır. Onların da eline imkân geçince bu insanlardan daha beter olurlar.
"Askere varır varmaz kendisinden bir gün sonra gelene "komutanım” çektiren askere kötü söz söyleyen asker, kendisinden bir gün sonra gelen askere aynısını yapar” örneğinde olduğu gibi.
Bir de kaybedenler var.
Bu insanları günümüzde her yerde görmek mümkündür.
Hani zengin iken fakir olandan, başarılı iken görevden alınanlardan söz etmiyorum. Onların başımızın üstünde yeri var, tabii imkanlar elindeyken insanları baş üstünde tutmuşlarsa…
Sözünü etmeye çalıştığım "kaybedenler” güruhu;
Lâyık olmadığı halde araya adam koyarak bir yerlere gelenler,
Lâyık olmadığı halde iktidar partisinin yönetimlerinde görev alanlar,
Lâyık olmadıkları halde parasıyla itibar devşirenler…
Bunlardan çok var demiştik etrafta.
O kadar çok var ki, hemen her sülaleden çıkar bunlardan.
Eğer orada burada adaletten, liyakatten, haksızlıktan, israftan söz eden bir "kaybeden” görürseniz bunların sözlerine kulaklarınızı rahatlıkla kapatabilirsiniz.
Çünkü bu tür insanlar görevleri başındayken, erdemden uzak bir hayat yaşayıp ne düşene elini uzatırlar ne de haksızlığa uğrayanın yanında yer alırlar. Hatta haksızlığa uğrayan görünce elleri cebinde havaya bakarak ıslık çalarlar.
Zaten çıktıkları makama da lâyık olmadıkları halde çıkmışlardır.
Bunlar düşer düşmez hemen muhalif olurlar, ışık hızıyla hem de.
Eski mahallesinde kim varsa hepsinden nefret ederler.
Sadece kendilerinin haksızlığa uğradığını zannederler.
Işık hızıyla muhalif olmayanların da bir umudu daha kalmıştır; "Belki olur ya, bir görev verirler mi” diye beklerler. Verilmeyeceği kesinleşince ışıktan daha önce muhalif cephede yerlerini alırlar.
Önceden iktidar partisine toz kondurmayıp şimdi muhalif olanlara bir bakın…
Hepsi zamanında semirenlerdendir.
Ya makam bekleyenlerden ya makam dağıtanlardan ya da makamdan düşenlerdendir.
Ve bunlar her makama kendilerini lâyık gören oldukça itici tiplerdir.
Yukarıdayken kimsenin yarasına merhem olmayıp düştükten sonra herkese yarasını gösterenlerdendir bunlar.
İki Yüzlü Muhafazakârlar ve Bir Adam Yaratmak
Bakanlıkların Baş Belâsı: İletişimsizlik
Tur rehberi mi şarap gurmesi mi?
Okullarda suçu başkasına atmak
Zavadanak İrancılar
Kimden Gelirse Gelsin Kötülük Kötüdür
Gençlere Gelecek Vizyonu
AK Parti Neden İvme Yakalayamadı?
Birlik İsterken Fitneyi Ateşleyenler
Kültürel Hegemonya Çatırdarken