Sanal Kumar Ekonomi ve Gençliğimiz İçin Beka Meselesidir
GÜNAH ADASININ ARKASINDA YATAN GERÇEKLER
MOTOSİKLET KAZASI!
YENİ DÜNYA DÜZENİNDE GÜÇLÜ OLMAYA MECBURUZ.
Yusuf Tekin istifa mı etsin?
AKLINI VE ALNINI TERLETENLER
Suriye çadır kent sorunu
CHP’nin Eksiye Yürüyüşü
Özbekistan’da 9 Şubat Ali Şir Nevayi’nin 585.Doğum Günü ve Bahar Bayramı
MİHALGAZİ BELEDİYE BAŞKANI ZEYNEP GÜNEŞ AKGÜN YALNIZ DEĞİLDİR.
ANNECİĞİM
ŞEMSİYENİ AÇ
Galibiyet Yine Yok ama Çok Yakın
Sahada futbol devamında umut vardı
Deprem Fırsat mı, Tehdit mi?
BİREYSELCİLİKTEN MEALCİLİĞE
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
Eğitimden ne zaman konu açılsa hemen her kesimden insan dert yanıyor. Seküler kesimin odaklandığı noktalar, değerler eğitimi üzerinden yapılan düzenlemelerdir. Bunların dikkate alınacak bir tarafı yok; çünkü Bakanlık kimseye herhangi bir şey dayatmıyor. Bu eleştirileri yöneltenler, kendi çocuklarından ziyade dindar kesimin çocuklarını dert ediniyor; onların varlığından ve gidişatından kendilerini mesul hissediyorlar. Saçmalığa bakar mısınız?
Muhafazakâr kesim ise şunları söylüyor: "Yeterince değerler eğitimi verilmiyor, gençlerin gidişatı kötü, dindar nesil projesine ne oldu, gibi." Yani Bakanlık, kısaca iki tarafa da yaranamıyor.
Eğitimde gözle görünmeyen sorunları sıralamaya çalışırsak:
Bunlara eklenecek başka hususlar da vardır elbette. Başta üniversitelerdeki eğitim fakültelerinin yeniden ele alınması, hatta bu fakültelerin Millî Eğitim Bakanlığına devredilmesi tartışmaya açılmalıdır. Halktan kopuk kimi akademisyenlerin, halkın içine girecek öğretmenleri yetiştirmesi bana pek makul gelmiyor.
Mevzuatta yer alan rotasyonun mutlaka işletilmesi şart. Rotasyon uygulanmazsa sorunlar kronik hale gelebiliyor. Ayrıca, aynı maaşı alan öğretmenlerden kimisi haftada beş saat derse girerken (maaş karşılığı veya norm fazlası durumu), kimisinin on beş-yirmi saat derse girmesi adalet duygusunu zedeliyor.
Okulun huzurunu bozan öğrencilerin açık öğretime yönlendirilmesi ile ilgili çalışmaları okuyunca sevindim ancak zorunlu eğitimin mutlaka yeniden ele alınması gerekiyor. Müfredat değişiklikleri ve Öğretmen Akademileri sorunlara ciddi bir neşter vuracaktır; fakat bu yapıların da zamanla daha da güçlendirilmesi gerekmektedir.
Millî Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin kronikleşen sorunlara ciddi çözümler getirmeye çalıştıkça birileri rahatsız olacak. Olsun. Yeter ki memleketin evlatları gerçek hüviyetine kavuşsun…
Yusuf Tekin istifa mı etsin?
İrtifa kaybeden muhalefet
Belediye Kreşi mi, Epstein Adası mı?
Sanat linç içindir
Belediyecilik CHP’nin işi
İş yapmayana oy vermek
Seküler kesimin çatallı dili
Sessiz Çoğunluğun “Temiz Eller“ Manifestosu
Milletin Sinirini Bozmayın!
İddia ediyorum boş iddianame!