HAH BU EKSİKTİ
Bir Dergi Kapağından Türbelerin Hafızasına
TÜRKLERDE EĞİTİM, EDEBİYAT VE ŞİİR
Akıl maçta olmayınca…
KAYBOLAN NESİL DEĞİL KAYDIRILAN YÖNDÜR
YARATILIŞ GAYEMİZ
AKŞAM OLMAKTA
Tur rehberi mi şarap gurmesi mi?
Ekonomide yeni şeyler söyleme zamanı
İlk Yarıdaki Coşkulu Oyunla
MAÇKA YOLLARI
Berkan Kutlu, Konya mutlu
Ateşkes mi, Sadece Bir Ara Mola mı? İran–ABD Geriliminin Gerçek Anlamı
ÖZBEKİSTAN’DA GENÇLER İÇİN MİLLİ RUH VE MİLLİ TARİH ÇALIŞMALARI
RED ETME
İslam’ı Zirveye Taşıyan Âlimler (7.Yüzyıldan 13.Yüzyıla)
GELECEK 100 YILIN TÜRKİYE’Sİ
Gelecek İnfaz Edildi
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Gönül, bir insanın kalbi duyguları, bazen de nefsi istekleridir. Duygularının dili, gözlerinin bakış açısıdır. İnsanın yüreğinde bir tahta oturmuş sultana benzer. Onun istekleri çoğu zaman hayata geçirilir. Âşık olur, sevdasıyla yanıp kavrulur. Kalem olur dile gelir ve şiirler, en güzel kompozisyonlar yazdırır.
Gönül, bazen azgın bir çağlayan olur. Önüne set çektirmez. Sahibini geri dönülmez duygular içinde bırakır ve bir şair edası içinde: “Bütün gezegenleri tuğla yapsam, düşen karı, yağmurla karıştır-sam, üşenmeden bir bina oluştursam, bu gönül sarayımdan küçük olur.” Diye önemini belirtir.
İnsan, yaşadığı ömür içerisinde gönlünü hiç susturamaz ve dizelerinin diliyle seslenir: “Şimşeklerden mumlar diksem soframa, yıldızlardan ekmek kessem soframa, sütüm bile, kuştan eksik olmasa, doymaz, gönül açlığıma az olur. “ diyerek gönlüne bağlılığını ifade eder.
Aslında gönlü konuşturur sahibini: “Bu bendeki gönül, aç ve uykusuz, şu kurumuş çöllerden daha susuz, doymak ister, kana kana su içmek, dünyadaki göze kurur, toz olur.” Sözleriyle onun hasretini dillendirir. Sonra da yüreğinin tahtına oturtur: “Gönlümün gözyaşında boğulurum! Binlerce sevgiye hamal olurum, bir damla aşka, fedadır gururum, yüreğim kanar, mızraba saz olur.”
Gönül, her konuda bir açlık merkezidir adeta. Nefsine uyum sağladığı zaman, hırsın, doyumsuz isteksizliğin arayışı içinde de olabilir. Şayet kendisini yaratanını anımsadığında, O'na karşı da mülayim duygular besler ve itaatini, huşu içinde gösterebilir.
İnsan gönlü sınırsız isteklerin her yoluna açıktır. Onun her isteğini yerine getirecek olursak, kanaat diye bir şey kalmaz. Hayatımızın genelini akıl almaz yanlışlıklar kaplar. Bazı insanlar “madem bu dünyaya geldik, madem yaşıyoruz, o halde gönlüne eseni yapacaksın” gibi bir yanlış inancın içerisine girerler.
İnsan, her aklına eseni yapamaz. Çünkü kendi üzerine düşen bir takım sorumlulukları vardır. Bu sorumluluk ya kendine, ya ailesine, ya da çevresine karşıdır. Gönül ister ama aklına eseni değil, hak ve hukuku gözeterek istemesi gerekir.
Friedrich von Schiller “Kendini tanıtmak istiyorsan, başkalarının davranışlarına dikkat et. Başkalarını anlamak istiyorsan, kendi gönlüne bak.” Der. Ki, ne kadar haklıdır. Başkalarından gelmesini istemediğimiz bir zarardan nasıl hoşlanılmıyorsa, bizimde başkalarına karşı zararları gönlümüze indirmeden bir davranış sergilememiz gerekir.
Sözün özü, kendine değer ver ve gönlünü olgunlaştır. Çünkü sen, bedeninle değil, ruhunla insansın.
Selam ve dua ile…
GÖRÜNÜŞE ALDANMA!
ÖZGÜRLÜK TEMEL İHTİYAÇTIR!
KURTLAR SOFRASI -2
KURTLAR SOFRASI -1
ADI SİGARA!
ARKASI YARINLARDA BIRAKTIK DÜNÜ -3
ARKASI YARINLARDA BIRAKTIK DÜNÜ -2
AYA, AYAK BASMAK!
SİHİRLİ DÜNYA SİNEMA!
BAŞKA DİNLERDEN KARIŞMIŞ İNANÇLAR -3