HAH BU EKSİKTİ
Bir Dergi Kapağından Türbelerin Hafızasına
TÜRKLERDE EĞİTİM, EDEBİYAT VE ŞİİR
Akıl maçta olmayınca…
KAYBOLAN NESİL DEĞİL KAYDIRILAN YÖNDÜR
YARATILIŞ GAYEMİZ
AKŞAM OLMAKTA
Tur rehberi mi şarap gurmesi mi?
Ekonomide yeni şeyler söyleme zamanı
İlk Yarıdaki Coşkulu Oyunla
MAÇKA YOLLARI
Berkan Kutlu, Konya mutlu
Ateşkes mi, Sadece Bir Ara Mola mı? İran–ABD Geriliminin Gerçek Anlamı
ÖZBEKİSTAN’DA GENÇLER İÇİN MİLLİ RUH VE MİLLİ TARİH ÇALIŞMALARI
RED ETME
İslam’ı Zirveye Taşıyan Âlimler (7.Yüzyıldan 13.Yüzyıla)
GELECEK 100 YILIN TÜRKİYE’Sİ
Gelecek İnfaz Edildi
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Zaman ile alakalı halk arasında o kadar çok söz vardır ki, insan bunları duydukça çok şaşırır. Hatta hayretler içinde kalır. Mesela: “Zamanın gereği, o zamanlar geçti, zaman sana uymazsa sen zamana uy, ahir zamandayız, geçmiş geride kaldı, zaman çok kötüleşti, kötü zamana kaldık ve zaman, güzellik zamanı değil” gibi taban tabana zıt düşünceler oluşmuştur.
İnsanın, bir suç yükleme arayışı asırlar boyu vardır. Bu genellikle zamanı hedef alır. Aslında burada kötü olan zaman değil, işlenen cürümdür. Hangi devirde yaşanılırsa yaşanılsın, o devirlere ait bir takım inanışlar ve davranışlar, insanların ahlaki eğitimi ve kültürüyle orantılıdır.
Müspet ilimlerin dışında, manevi eğitim bir insanın davranışlarını büyük katkısı vardır. Her ne kadar kişinin karakteriyle ilgisi olsa da, eğitimin katkısı inkâr edilemez. Özellikle toplum içerisindeki insan davranışlarının genelinde birbirine benzerlikleri olan kötü davranışlar sergileniyorsa; o toplumun içinde kanayan yarası var demektir.
Bunun tarihte birçok örnekleri vardır. Lut Kavmi, Ad Kavmi, Semud Kavmi vb. gibi... Hâsılı, zaman hangi çağı yaşarsa yaşasın, güzellik insanın veya toplumların kendi yaşam biçimindedir. Suç ve günah mı istiyorsunuz? İşte akıl almaz bir çeşidi…
Genç kadın, bebeğin güzelliği karşısında büyülenmiş gibiydi. Kıvırcık sarı saçları, iri mavi gözleri, kalkık bir burun ve küçük kırmızı dudaklarıyla bir kartpostalı andıran bebek, kadının şimdiye kadar gördüğü en cana yakın kız çocuğuydu. Onun ipek yanaklarını daya doya öpmek ve cennet kokusunu içine çekmek için eğildiğinde: "Dokunma bana!" diye bir ses duydu. "Beni okşamaya hakkın yok senin..."
Kadın korkuyla irkilip etrafına bakındı. Bebekle kendisinden başka içerde kimse yoktu. Aynı sesi tekrar duyduğunda bebeğe döndü. Aman Allah'ım! Yeni doğmuş gibi görünmesine rağmen konuşan oydu. "Bana yaklaşmanı istemiyorum" diye devam etti. "Hemen uzaklaş benden..."
Kadın, biraz olsun kendini toplayarak: "Çocuklarımız hep erkek oluyor" dedi. "Onlar da güzel ama kız çocukları başka. Bu yüzden seni öpmek istedim." "Beni öpemezsin" diye ağlamaya başladı bebek.
"Benim de seni öpemeyeceğim gibi..."
"Neden?" diye sordu kadın.
"Neden öpemezsin ki?"
Bebek, hıçkırıklara boğulurken:
"Bunun sebebini bilmen gerekir" dedi.
"Düşünürsen mutlaka bulacaksın..." Kadın, neler olup bittiğini hatırlamak üzereyken kendine geldi. Özel bir hastanenin en lüks odasında yatıyor ve narkozun tesirinden midesi bulanıyordu. Aile dostları olan tanınmış doktor, odayı dolduran çiçeklerden bir tanesini vazodan çıkartıp kadına uzatırken:
"Geçmiş olsun hanımefendi" dedi.
"Başarılı bir kürtajdı doğrusu.
- Ha! Sahi, "kız"mış aldırdığınız bebek."
Selam ve dua ile…
GÖRÜNÜŞE ALDANMA!
ÖZGÜRLÜK TEMEL İHTİYAÇTIR!
KURTLAR SOFRASI -2
KURTLAR SOFRASI -1
ADI SİGARA!
ARKASI YARINLARDA BIRAKTIK DÜNÜ -3
ARKASI YARINLARDA BIRAKTIK DÜNÜ -2
AYA, AYAK BASMAK!
SİHİRLİ DÜNYA SİNEMA!
BAŞKA DİNLERDEN KARIŞMIŞ İNANÇLAR -3